Ulus devlet, meşruiyetini bir ulusun belli bir coğrafi sınır içindeki egemenliğinden alan devlet şeklidir. Devlet politik ve jeopolitik bir varlık, ulus ise kültürel veya etnik bir varlıktır. Ulus devlet kavramı ise bu ikisini belli bir coğrafyada örtüştürür ve böylelikle kendisinden önce gelen devlet yapılarıyla büyük ölçüde farklılaşır.
Tarihteki diğer devletlerden farklı olarak, ulus devlet modelinde devleti oluşturan tüm vatandaşların ortak bir dil, ortak bir kültür ve ortak değerleri paylaşması esastır. Ayrıca ulus devlet kavramı her milletinkendi kaderini tayin veotonomi hakkına sahip olduğu fikrini içerir. Bu özelliğiyle dünyadaki birçok milliyetçi harekete ilham kaynağı olmuştur.
Genellikle ulus devletinFransız Devrimi sırasında tarih sahnesine çıkmış olduğu kabul edilir. Bu aynı zamandafeodalizmdenkapitalizme geçiş sürecini belirleyen dönemdir.
Feodal devlette egemen olan meşrutiyet anlayışına göre devletin sahibi ve meşruiyetinin kaynağımonarşi idi. Feodal sistemin zayıflamaya başlamasıyla birlikte güçlenenburjuvazi sınıfı, politik etkinliğini pekiştirmek için kitlelerin desteğini arkasına almak zorunda idi. Buradan hareketle egemenliğin kraldan alınarak halka verilmesi süreci içindemilliyetçi akımların güç kazanması,milli egemenlik fikrinin kitlelerde geniş yankı bulmasını sağlamıştır.
Ancak ulusun mu yoksa ulus devletin mi önce ortaya çıktığı tartışmalı bir konudur. Milliyetçi görüşler genellikle ulusun önceden var olduğunu iddia ederler, ulus devlet bu ulusun egemenlik taleplerini karşılayacak bir model olarak ortaya çıkmıştır. Ancakmodernleşme odaklı teorilere göre ulusal kimlik daha önceden var olan devletin politikalarının bir ürünü olarak görülmektedir.
19. yüzyıl Avrupa'sındaSanayi Devrimi, yazılı basının gelişimi ve öğretimin kurumlaşması gibi etkenlere bağlı olarak ortak dil, kültür ve değerlerin yaygınlaşmasının önü açılmıştır. Bunlar da ulus devletin oluşumunu hızlandıran etmenlerdir.
Hiper ulus devlet, ulus devlet olma sürecini tamamlamış ve küresel ekonomide büyük pay sahibi olan ulus devletlerdir.[kaynak belirtilmeli] Bu yapı, 1648Vestfalya Barışı sonrası başta Avrupa olmak üzere dünya üzerindeki siyasi coğrafyanın değişime uğramasında önemli rol oynamıştır.[kaynak belirtilmeli]
Küreselleşme, özellikle 1980'li yıllardan itibaren ulus devlet anlayışı üzerinde etkili olmuştur. Küreselleşme, ulus devletin ahenk ve birliğini farklı biçimlerde etkilemektedir.
Bu etkiler, ulus devletlerde;
- Devletin küçülmesi ve etkinleştirilmesi,
- Siyaset ve yönetim dengesinin yeniden kurulması,
- Şeffaf ve dürüst yönetim,
- Merkeziyetçilikten uzaklaşma eğilimi olarak sıralanabilir.[kaynak belirtilmeli]