MS 570 civarındaArap Yarımadası'nın güneybatısındakiMekke şehrinde, o zamanlar ticaret, bilim, sanat ve kültür merkezlerinin çok uzağında olan, dünyanın geri kalmış bir yerinde doğan Muhammed, hayatının ilk yıllarında hem öksüz hem yetim kalınca, amcasıEbû Talib'in koruması ve gözetimi altında büyüdü.[16] 25 yaşındayken, Mekke'nin zengin ve dul kadınlarından biri olanHatice isminde birisiyle evlendi. 40 yaşında, düzenli olarak bazı geceler inzivaya çekildiğiHira Mağarası'nda iken,MelekCebrâil'in kendisine gelerekAllah'ınilk vahyini ilettiğini duyurdu. Aldığını söylediği vahiylerle birlikte, üç yıl sonra "tevhit" inancını açıkça ilan ederek insanlarıyeni bir yola[not 5]davet etmeye başladı ki; bu, İslam inancına görediğer peygamberlerin de daha önceden öğrettiği "Allah'a teslimiyet"tir.[18][19][20][21][22] İslami kaynaklar,okuma ve yazmasının olmadığını belirtmektedir.[16][not 6]
Başlarda Muhammed kendisine az sayıdadestekçi buldu ve kimi Mekkeli kabilenin ve hatta akrabalarının düşmanlıklarıyla karşı karşıya kaldı. Kendisine ve kendi inancını benimseyenlere yapılan eziyetten dolayı ilk önce bazı Müslümanları 615 yılındaHabeşistan'a gönderdi, ardından 622'de destekçileriyle birlikteMedine'ye göç etti.[23] "Hicret" adı verilen bu olay, daha sonradanhicrî takvim olarak da bilinen İslami takvimin başlangıcı veİslam tarihinin dönemeç noktalarından biri kabul edildi. Muhammed Medine'ye geldiğinde, "Medine Sözleşmesi" adı verilen biranayasayla oradaki kabileleri tek bir çatı altında topladı ve İslam'ı buradan yaymaya devam etti. Mekkeli kabileler ile aralıklarla sekiz yıl süren çatışmaların ardından büyük bir Müslüman ordusu kurarak bu ordunun başında 630 yılındaMekke'yi ele geçirdi.[24] Ayrıca dönemindeHabeşistan merkezliAksum Krallığı,Doğu Roma İmparatorluğu,İran merkezliSasani İmparatorluğu,Gassânîler,Mısır Valiliği,Umman veYemen krallıkları başta olmak üzere birçok devletin hükümdarına elçiler aracılığıyla İslam'a davetmektupları gönderdi.[25][26]
Muhammed ve çağdaşları ile ilgili en dikkat çeken konu,hadis vesiyer olarak derlenen bilgilerin 150-200 yıllık bir sözlü kültür dönemi sonrasında yazılmaya başlanması ve hikâyenin bundan sonra "evrimleşerek" ilerlemesidir.[28][not 7] Bu rivayetlerin bazıları İslam dışı kaynaklarca desteklenmemekte ve bazıları da kendi içerisinde çelişkiler taşımaktadır.[30][31] Rivayetlere dayalı kayıtlarda olayın yaşandığı günlerde anlatılanlar büyük ölçüde gerçekliğini korurken, zaman içerisinde bunlar değişikliğe uğrayarak birkaç nesil sonra tarihî gerçeklikten tamamen uzaklaşırlar.[31][32][33] Hadis ve siyer gibi erken dönem kaynaklarında Muhammed'in hayatı ile hiçbir alakası olmayan hikâyelerin Muhammed'in hikâyesine birtakım değişiklikler yapılarak eklemlenmiş olabileceği, sıklıkla dile getirilen konulardandır.[34][35][36]Filistinli profesörSami Ezzib, bu konuda dikkat çeken bir ifade ile, Muhammed'e isnat edilebilmiş olanHayber Muharebesi veKureyza Muharebesi gibi olaylarınYahudi kutsal kitabında yer aldığını, ancak bu kaynağa göre Yahudileri Yahudi olmayanların katlettikleri bilgisini vermektedir.[37]
Rivayet kültürüne dayalı eserler dışında;İslam'ın erken tarihi, ne zaman ortaya çıktığı, hangi coğrafyada doğup dünyaya yayıldığı konularında, geleneksel anlatımların işaret edildiğiMekke'yi dışlayan ''Petra'' başta olmak üzere farklı coğrafyalara işaret eden teoriler ve iddialar ileriye sürülmektedir.[38] Söz konusu tartışmalarda Petra, Petra'nın kuzeyinde bir bölge,Kûfe veHîre (Güney Irak) bölgeleri öne çıkmaktadır.Bizans kronikleri,Hristiyan din adamlarının kayıtları, basılı paralar,Abbâsîler döneminde İslam'ın erken hikâyesinin yazılma sürecine katılanhadisçi ve tarihçilerin yaşam bölgeleri, Hîre ileMedine gibi bazı antik şehirlerin isimleri ve diğer bulgular, bazı çevrelerce Muhammed'in ve erken İslam coğrafyasının Güney Irak ile ilişkilendirilmesine ve Muhammed'in hayat hikâyesinin birden fazla kişinin hikâyelerinin birleşimi olabileceği kanaatine yol açmıştır.[39][40][41][42]
Muhammed'in hayatıyla ilgili önemli kaynaklar, MS8. ve9. yüzyıllara ait bazı yazarların tarihî eserlerinde bulunabilir.[43] Bunlar, Muhammed'in hayatı hakkında ek bilgi sağlayan geleneksel Müslüman biyografilerini içerir.[44][45]Erken dönem İslam tarihini ve Muhammed'in hayatını değerlendirmenin zorluğu, 690'lı yıllardaEmevî halifesiAbdülmelik bin Mervan tarafından yaratılan Ortodoks tarih haricinde neredeyse hiçbir şey bilinmemesindendir. Yoğun bir editörlük süreciyle tek bir güçlü gelenek yaratılmıştır.[46]
Oryantalist tarihçiPatricia Crone, rivayete dayalı bu eserlerdeki içerik zenginliğinikıssacılık geleneğinin bir ürünü olarak görmekte ve bunların güvenilmez oluşunu şu sözlerle ifade etmektedir: "Birbirleriyle o kadar sık ve düzenli bir şekilde çatışıyorlar ki, çok isteyen birisiW. Montgomery Watt'ın Muhammed biyografisinin çoğunu tersten yazabilirdi."[47]
Muhammed ile ilgili yazılmış en eski eser (siyer), 767 yılında (Hicrî: 150) ölenArap tarihçiİbn-i İshak'ın yazdığı bir eserdir. Orijinal eser kaybolmuş olsa da, bu siyer 9. yüzyıldakiİbn-i Hişam'ın (ö. 833) ve daha az ölçüdeTaberî'nin (ö. 923) eserlerinden kapsamlı alıntılar alarak günümüze ulaşmıştır.[48] Bir diğer erken tarih kaynağı,Vâkidî'nin (ö. 823) ve Vâkidî'nin öğrencisiİbn-i Sa'd'ın (ö. 845) eserleridir.[43] Pek çok bilim insanı bu erken dönem biyografilerini kabul etse de, bunların doğrulukları kesin değildir.[49][50] Bu konuda yapılmış son çalışmalar, akademisyenlerin yasal meselelere dokunan gelenekler ile tamamentarihsel olaylar arasında bir ayrım yapmasına yol açmıştır. Hukuk grubunda gelenekler icada tabi olabilirken, istisnai durumlar dışında tarihî olaylar yalnızca "eğilimli şekillendirmeye" tabi olabilirdi.[51]
Kûfi stiliyle yazılmış olan bir erken dönemKur'an'ı. (Abbâsîler dönemi, 8-9. yüzyıllar)
Kur'an,İslam'ın ana kaynağı olankutsal metindir. Müslümanlar tarafındanAllah'ın son sözü olduğuna veCebrâil aracılığıyla ilki 610'da olmak üzere 22 yıllık süre zarfında Muhammed'e bildirildiğine inanılır.[52][53] Kur'an, Muhammed'in kronolojik biyografisi hakkında bilgi edinilmesine çok az yardım eder[54] veayetlerin çoğunda söylenme sebebini öne çıkaran herhangi bir tarihsel bağlamdan bahis bulunmamaktadır.[55][56]
Kanadalı yazarDan Gibson, Kur'an'da kullanılan dilin başlangıçta safArapça olmadığını ve yazım dönemi itibarıyla sadecePetra bölgesinde kullanılan bir Arap dil yapısının Kur'an'da kullanıldığını iddia etmiştir.[57]
Erken İslam tarihi ve Muhammed, tümü MS 633 ve sonrasına tarihlenen veYahudi veHristiyan topluluklar tarafındanYunanca,Süryanice,Ermenice veİbranice yazılmış kaynaklara da yansımıştır. Bu kaynaklar, özellikle kronoloji ve Muhammed'inYahudilere veFilistin'e karşı tutumu konusundaMüslüman kaynaklara göre bazı temel farklılıklar içermektedir.[49] Bunun yanında hiçbirBizans ya daSüryani kaynağı, Muhammed'in Müslüman literatüründen önceki erken kariyeri hakkında herhangi bir ayrıntı vermemektedir.[58]İngiliz tarihçiSebastian P. Brock tarafından incelenen Süryani ve Bizans kaynaklarına göre; Muhammed için kullanılan "peygamber" ünvanı çok yaygın değildir, "resûl" ise daha da azdır.[59] O, basitçe "Arap krallarının ilki" olarak tanımlanmış ve dönemin Süryani kaynakları, erken dönemdekiİslami fetihleri "Müslüman fetihleri" olarak değil, esas itibarıyla "Arap fetihleri" olarak görmüştür.[60][61]
Muhammed'in ölümünden iki yıl sonra, MS 634 yılında yazıldığı düşünülenYakup'un Öğretisi ("Doctrina Jacobi") isimliYunanca eserde Candidatus adındaki birinin ölüm haberinin geldiği veArabistan'da yeni birpeygamberin ortaya çıktığı kaydedilmiştir.[62][63] EserinKartaca'da geçtiği, ancak 634-640 yılları arasındaFilistin'de kaleme alındığı varsayılmaktadır.[64]Patricia Crone veMichael Cook, eserin 634'te Kartaca'da geçtiğini ve o tarihten birkaç yıl sonra yazıldığını, 640 tarihinin çok geç olduğunu söylemişlerdir.[64]
Candidatus,Sarazenler tarafından öldürüldüğündeKayserya'daydım ve tekneyleSykamina [en]'ya doğru yola çıktım. İnsanlar "Candidatus öldürüldü" diyorlardı ve bizYahudiler buna çok sevindik. Ve bir Peygamber'in Sarazenler (Arap) ile birlikte ortaya çıktığını ve meshedilmiş olanMesih'in geleceğini ilan ettiğini söylüyorlardı.—Yakup'un Öğretisi (Doctrina Jacobi) [en][62]
Burada adı anılan Candidatus, araştırmacılara göre muhtemelenBizans İmparatorluğu'nun Filistin'deki komutanı olan Sergius'tur ve bahsedilen olay da, MS 634 yılının Şubat ayındaGazze yakınlarındaRâşidîn Hâlifeliği ordusu ve Bizans ordusu arasında gerçekleşenDathin Muharebesi'dir.[65] Muhammed'in ölümünden yaklaşık iki yıl sonra meydana gelen bu muharebede,Amr bin Âs komutasındakiMüslüman ordusuDoğu Roma ordusuna karşı galip geldi ve kumandan Sergius ve süvarileri öldürüldü.[66]Yakup'un Öğretisi eserinde de bölgedeazınlık olarak yaşayan ve Doğu Roma'danzulüm görenYahudilerin Müslümanların bu zaferini kutladığı ve Sergius'un ölümüne sevindikleri yazılmaktadır.[66][67] Muhammed ile ilgili 7. yüzyılın başlarına ait bir başka hikâye,Bagratuni Hanedanı'nınErmenipiskoposu olanSebeos'tan gelmektedir. Anlattıklarına göre,Arapların ani patlama anılarının taze olduğu bir zamanda yazmıştır.Sebeos, Muhammed'in adını ve mesleğinin tüccar olduğunu belirtmiş ve ilahi birvahiy ile hayatının aniden değiştiğini ima etmiştir.[68] Sebeos,Müslümanların kendilerinin ne yaptıklarını düşündüklerine dikkat eden veİslam'ın yükselişi için bir teori sunan ilkgayrimüslim yazardır.[69]
O sıradaİsmailoğulları'ndan adı Mahmet (Muhammed) olan vetüccar olan bir adam, sanki Tanrı'nın emriyle onlara vaiz ve hakikat yolu gibi göründü. Onlaraİbrahim'in tanrısını tanımalarını öğretti; özellikle deMusa'nın tarihinde öğrenildiği ve bilgilendirildiği için. Şimdi emir yukarıdan geldiği için, hepsi tek bir düzende din birliği içerisinde bir araya geldiler. Boşkültlerini terk ederek, babaları İbrahim'e görünen yaşayanTanrı'ya döndüler. Böylece Mahmet onlara leş yememeyi, şarap içmemeyi, yalan söylememeyi ve zina etmemeyi emretti. Dedi ki: "Andolsun ki, Tanrı bu ülkeyi İbrahim'e ve soyuna ebediyen vadetmiştir;İsrail'i sevdiği süre boyunca söz verdiği gibi ortaya çıktı. Ama şimdi siz İbrahim'in oğullarısınız ve Tanrı İbrahim'e verdiği sözü ve soyunu sizin için yerine getiriyor. Yalnızca İbrahim'in tanrısını içtenlikle sevin ve gidin Tanrı'nın baban İbrahim'e verdiği ülkeyi ele geçirin. Savaşta kimse sana karşı koyamayacak, çünkü Tanrı seninle."—Sebeos[70][71]
Andrew Marr,Büyük Dünya Tarihi ("A History of the World") isimli eserinde Muhammed'in tarihselliği ile ilgili şu cümleleri kurmuştur:
Muhammed'in hayatı hakkında kendi döneminden çok az bilgi kalmıştır (...) Peygamber'in zamanında yazılanHristiyan eserlerde buArap lidere birkaç referans var ve varlığı hakkında neredeyse hiç şüphe yok. Ama bu konuya yine de dikkatli yaklaşmalıyız.—Andrew Marr,A History of the World[72]
Mescid-i Nebevî'nin kapılarının üzerinde yer alan "Allah'ın Elçisi Muhammed" yazısı.
İslam toplumunda Muhammed'e verilen çok sayıda isim ve ünvan bulunur.[76] Bu isimler; Muhammed'eKur'an'da verilenler,hadislerde verilenler, ilahi kitaplarda verildiği ileri sürülen isimler veEsmâü'l-Hüsnâ ile aynı olan isimler olarak sınıflandırılmıştır.Osmanlı âlimiMüstakimzâde Süleyman Sadeddîn (1719-1788), "Mir'âtü's-Safâ fî Nuhbeti Esmâi'l-Mustafa" isimli risalesinde Muhammed'in 99 ismini açıklamıştır.[77][78][79]
Muhammed ismi,Arapçada "övgü" kökü olanḥamd fiilinden türemiş olup[81] "övgü alan, övülen, övgüye değer olan" manalarına gelir.[80]Kur'an'da "Muhammed" ismi dört defa geçmektedir.[not 8] Bunun yanında, halk tarafından "Mustafa, Mahmud ve Ahmed" isimleriyle de anılır.Mustafa, Arapçada "seçilmiş";Ahmed ise "daha çok övülen" demektir. Künyesi iseEbû'l-Kâsım, yani "Kâsım'ın Babası"dır. Künye, Arap toplumlarında, kişinin ilk doğan erkek çocuğunun ismine nazaran verilmektedir.[82] Bunun yanı sıra Muhammed, kendisiniEbû'l Benat, yani "Kızlar Babası" olarak da tanıtmıştır; çünkü O'nun doğmuş olan 7 çocuğundan 4'ü kızdır.
Kur'an'a göre, Muhammed'in geleceği daha önceTevrat'ta veİncil'de bildirilmiştir.[not 9] Konuyla ilgili olan birhadiste Muhammed, kendisiyle ilgili olarak"Benim ismim Kur'an'da Muhammed, İncil'de Ahmed, Tevrat'ta Ahyed'dir." demiştir.[83][84][85]
Almanoryantalist yazar Volker Popp, "Muhammed" vedördüncü halifenin adı olan "Ali" (yüce olan) sözcüklerinin isim olarak değil, bir ünvan olarak ortaya çıktığını öne sürmüştür.[86]
Ayrıca Muhammed, rivayete göreMekke'nin Fethi'nden sonraKâbe putlardan temizlenirken Kâbe'nin içinden ellerindefal oklarıylaİbrahim ve oğluİsmail'in heykelleri çıkarılınca, onların bu işi hiç yapmadıklarını söylemiş ve onlarınputperestlik malzemesi hâline getirilmelerinden duyduğu üzüntüyü dile getirmiştir. Bir başkahadise göre Muhammed, torunlarıHasan veHüseyin için yaptığı duayı daha önce İbrahim'in de kendi oğulları İsmail veİshak için yaptığını söylemiştir.[95]
Revizyonist araştırmacıların iddia ettiklerine göreKureyş, Muhammed'in mensubu olduğu Arap kabilesinin değil, MÖ 6. yüzyılda İran'daAhameniş İmparatorluğu'nu kurarak YahudileriBabil Sürgünü'nden kurtaran veYahudiler arasında büyük bir saygınlıkla da anılanPers İmparatoruBüyük Kiros'un adıdır.[96] Muhammed'in kabilesiKureyş'in, antik birArap uygarlığı olanNabatîlerin bir kabilesi olduğu kayıtlardadır.[97] Nabatîlerin aslında Arap kökenli olduğu, fakat yabancılarla (Persler ile) birlikte oturmaları sebebiyle neseplerinin karıştığı ve dillerinin bozulduğu, ifade edilen çeşitli görüşlerdendir.[97]
İslamî kaynaklarda ağırlıklı olarak Muhammed'inmilattan sonra 571 yılında, "Fil Vakası"nın olduğu yılda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) Pazartesi gecesinde,[104] yaniArapların takvim başı olarak kullandıkları Fil Vakası'ndan yaklaşık 52 gün sonra doğduğu belirtilmektedir.[102][105]Siyer veİslam tarihi yazarları, bu doğumunRebiülevvel ayında bir pazartesi günü sabaha karşı, gün doğumundan hemen önce olduğu konusunda genel olarak ittifak etmişlerse de, ayın kaçıncı günü olduğu konusunda bir görüş birliğine varamamışlardır.[102] Bu konuyla alakalı ihtilafların sözlü kültürün parçası olan rivayet çeşitliliğinden kaynaklanmasının yanı sıra,Ay takvimininGüneş takviminden farklı olması ve Araplardaki nesî[106][107] uygulamasından da kaynaklandığı ifade edilmektedir.[105]
Lawrence Conrad, sözlü dönem sonrasıerken dönemde yazılan biyografi kitaplarını incelemiş ve bu eserlerde Muhammed'in doğum tarihiyle ilgili 85 yıllık bir zaman aralığının sergilendiğini görmüştür. Conrad, bunu hikâyedeki "akışkanlığın (evrimsel süreç) hâlen devam etmekte olması" olarak tanımlar.[108][109]
İslam öncesi Arap Yarımadası'ndaki başlıcaticaret yollarını gösteren harita.
İslam öncesi Arap Yarımadası'nda, sert çevre koşullarına ve yaşam tarzına uyum sağlayarakçöl koşullarında hayatta kalabilmek, insanların ortak bir şekilde yaşamasına yol açmıştı. Böylece, ortaya çıkan aşiretlerin oluşumu kan bağına dayanmaktaydı.[110] Yerli Araplar, hemgöçebe hem deyerleşik bir hayat sürüyorlardı.[111] Göçebeler daha fazla su vemera bulmak için topluca sürekli bir yerden diğerine giderken, yerleşik hayat sürenler iseticaret vetarımla uğraşıyorlardı. Kervanlara ya davahalara saldırmak da göçebelerin hayatının bir parçasıydı ve bunu bir suç olarak görmüyorlardı.[112][113][114]
MÖ birinci binyıldan itibarenGüney Arabistan'dabaharat ticaretinden zenginleşen gelişmiş krallıklar var olmuştu. İlk zamanlarda ticaret yolları kuzeybatı kıyısından geçerken,7. yüzyıl itibarıyla tüccarlarKızıldeniz üzerinden deniz yolculuğunu gittikçe daha fazla tercih ettiği için buradaki ticaret azalmış ve görece müreffeh olan birçok yer gerilemişti.[115]Tahıl vezeytinyağı gibi birkaç önemli ürünün yanı sırayün vederi ticareti, daha yerel ticaret faaliyetlerine bağımlı olanMekke veMedine (o dönemdeki bilinen adıyla "Yesrib") gibi birkaç şehir kalmıştı.Arabistan'ınçöllük bölgeleri çok yoksuldu.Bedevî kabilelergöçebe yaşam tarzını benimsemiş ve kıt kaynaklara sahip olabilmek için girişilen rekabet, topluma şekil vermişti; asıl olarak soy veyakabileye bağlılık duyulmuştu.[115]
Bizans veSasani imparatorlukları, İslamiyet öncesindeOrta Doğu'yu kontrol eden iki büyük güçtü. Yüzyıllarca devam edenPers-Roma savaşları bölgeyi iyice zarara uğratmıştı. BölgedePerslerinLahmîler ve Romalıların daGassânîler gibivasal devletçikleri bulunuyordu.Arabistan coğrafyası oldukçakurak vevolkanik olduğu için,vaha ve su kaynaklarının olduğu yerler haricinde buradatarım yapılması zordu. Genel görünümü, çöl içerisinde dağılmış nokta şeklindeki köyler ve şehirler gibiydi.Mekke veMedine (Yesrib) bu şehirlerin en önemlilerindendi. Medine, gelişmekte olan büyük bir tarım yerleşim yeriyken, Mekke ise birçok aşiretle çevrilmiş önemli bir finans vehac dolayısıyla bir ziyaret merkeziydi.[116] Muhammed'in yaşamının ilk yıllarında, ait olduğuKureyş kabilesiBatı Arabistan'da baskın bir güç hâline geldi.[117][118] Kureyşliler, Batı Arabistan'daki birçok kabilenin üyeleriniKâbe'ye bağlayan ve bu Mekke mabedinin prestijini pekiştiren bir kült birliğini kurdular.[118]
İslami literatürde,Arap toplumunun İslam öncesi dönemine ''Câhiliye Dönemi'' adı verilmektedir.[119] İslami dönemde ortaya çıkmış olan terim,Kur'an vehadislerde Araplarınİslam'dan önceki inanç, tutum ve davranışlarını, sosyal hayat görüşlerini, genel olarak ise kişilerin ve toplumların günah ve isyanlarını İslami dönemden ayırt etmek veya benimsetmek için kullanılır.[119]Fuhuş,zina,hırsızlık,putlara tapılması,adaletsizlik,şiddet, kabileler arasındaki bitmez tükenmezkan davaları,yağmacılık,köleliğin olağan görülmesi, özelliklekadının köleleştirilmesi ve bir mal gibi alınıp satılması, bu dönemin özelliklerinden olarak görülür. Kadının böylesine aşağılanması, kız çocuklarının o toplumdaki kişiler tarafından bir ayıp olarak kabul edilmesine neden olmuştur.[120]
İslam tarihçiliğine göre, Câhiliye Dönemi şiirlerindeki kadın algısı sosyal hayata yansımamıştı. Kadınlar alt tabaka insanı olarak görülmüştü. Üst sınırı olmayançok eşli evlilik yaygındı.Fuhuş bir meslek hâlini almıştı ve köle sahipleri dekölelerini bu işe zorlamaktaydı. Kadınlar, babalarının veya eşlerininmiraslarından pay alma hakkına sahip değildi. Evlatlar isterlerse, babalarının ölümünün ardındanüvey anneleriyle evlenebilirdi.Boşanma hakkı da erkeğe ait ve sınırsızdı. Soylular, kızları olduğunda bunu bir utanç kaynağı olarak görüp onları öldürebilmekteydi.[120] İslam toplumunun belleğinde, bu dönemde kızların diri diri toprağa gömüldüğü yönündeki rivayetler de önemli yer tutar.[121] NitekimKur'an'ınTekvir Suresi'nin 8. ve 9. ayetinde diri diri gömülen kız çocuklarına atıfta bulunulmakta ve bu durum eleştirilmektedir.[not 10] Kız çocuklarını gömme âdeti pek yaygın değildi; ancak zaman zaman yapılıyordu ve bazıkabileler arasında bu olay yaygınken, bazılarında çok nadirdi. Ayrıca çölde ve köylerde, şehirlere oranla daha yaygındı. Bununla birlikte, bu âdetin Muhammed'in kabilesi olanKureyşliler arasında mevcut olmakla birlikte yaygın olmadığı söylenebilir.[121]Kurban sunma veya diğer nedenlerle yapılan çocuk katliamları konusundaArapların diğer milletlerden çok da farklı olmadıkları, ifade edilen bir diğer noktadır.[122]
İslam öncesi Arabistan'da her bir aşiret, kendi tanrı ve tanrıçalarını koruyucu olarak görür, butanrı vetanrıçaların ruhları kutsal ağaçlar, taşlar, su kaynakları ve kuyularla ilişkilendirilirdi.Arap mitolojisinde ve kültüründeputlar, sembolize ettikleri tanrı veya tanrıçalar nedeniyle kutsal sayılmaktaydılar ve en önemli tapınım aracıydılar.[123]İslam öncesi Arap Yarımadası'nda çok sayıda kutsal mekân ve buralarda inşa edilen kübik ilâh evlerinin (Kâbe) bulunduğu, bu kutsal kabul edilen mekânlar ve ilâh evlerinin Araplarcaharam aylar boyunca ziyaret edilerek bumabetlerde değişik tapınmaların veayinlerin gerçekleştirildiği bilinmektedir.[124]
Mekke'dekiKâbe, aşiretlerin koruyucu tanrılarının 360 tane put heykeline ev sahipliği yapıyordu.[123] Kâbe'de yer alanEl-Manât,El-Lât veEl-Uzzâ ismindeki üç tanrıçanın, baş tanrıAl-İlah'ın kızları olduğuna inanılıyordu. Bu dönemdeki Arapların büyük bir kısmıpaganizm inanışına mensuptu.[125] Ayrıca Arap kabilelerinin bir kısmıAllah'a inanıyor, amakıyamet gününe veahirete inanmıyorlardı.[125]Putperest olanların çoğu ise putları Tanrı kabul etmiyorlar, aksine Allah'a ulaşmak için birer aracı olarak görüyorlardı.[125] Arap kabileler, savaşın yasak olduğuhac mevsiminde (haram aylarda), bir bayram havası içerisinde düzenlenen panayırlara ve festivallere katılırlar,[126] kendi putlarınadua,secde ve tazimde bulunurlar, kendi putları adınakurban keserler vesadaka verirlerdi. Daha sonra her kabileKâbe'yi tavaf ederdi. Bu tavaf genelde çıplak olarak gerçekleştirilirdi.[127] Bu ziyaretlerde tanrılara çeşitli hediyeler sunarlar, güzel kokular sürünürler, hatta bu ziyaretlerin öncesindeoruç tutarlardı.[127] Bu dönemdenazardan korunmak içinmuska vetılsımlara başvurmak da yaygındı.[127]
Yerli Araplardan olanHanîfler, Arap Yarımadası'ndaki tek tanrılı topluluklardan birisiydi[129] ve bazen yanlış bir şekilde Hristiyanlar ve Yahudiler arasında sınıflandırılıyorlardı.[130] İslami öğretiye göreHanîfler, İslam öncesi dönemdeİbrahim'in tebliğ ettiği dine tâbi olanlara verilen isimdir.[131]Kur'an'da "Hanîf" sözcüğü bazı ayetlerde geçmekte ve Hanîfliğinmüşriklikten farklı ve onun karşıtı olduğu ve İbrahim'in inancı olduğu belirtilmektedir (Bakara: 135). İslam inancına göre, Muhammed de bir Hanîf idi veİbrahim'in oğluİsmail'in soyundan gelmekteydi.[132][133][134]
Peygamber beklentisi
Klasik dinî anlatılarda, İslam öncesinde, kendilerine mistik özellikler de atfedilenHanîflik inancına sahip Arap şairlerinin, kendi nutuklarında yakın zamanda birpeygamberin geleceğini bildirdikleri söylenir.Kur'an'dakehanet ve benzeri uygulamalar hoş karşılanmadığı hâlde, İslam toplumunda bu tür konuşmalar önemsenen konuşmalardı.[135]
Kur'an ifadesine göre Muhammed'in geleceğiİsa tarafından müjdelenmiştir:
Hani,Meryem oğluİsa, "Eyİsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelenTevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecekAhmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim!" demişti.
Muhammed'e atfedilen birsözde de,"Benim ismim Kur'an'da Muhammed,İncil'de Ahmed,Tevrat'ta Ahyed'dir." ifadesi kullanılır.[85] Fakat bahsedilen bu isimler, günümüzdekiKanonikİncillerde bulunmamaktadır. Buna karşılık bazı İslam bilginleri,Yuhanna İncili'nde geçen "Faraklit" sözcüğünün Muhammed'i işaret ettiğini savunurlar.[137] Faraklit'inHristiyan dünyasındaki karşılığı ise "Kutsal Ruh"tur.[138] Yuhanna İncili'nin 14. bölümünde geçen ifadelere göreİsa,Faraklit ("Gerçeğin Ruhu") ile ilgili olarak şöyle demiştir:
Ben de Baba'dan dileyeceğim ve O, sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir Yardımcı,Gerçeğin Ruhu'nu verecek. Dünya O'nu kabul edemez. Çünkü O'nu ne görür, ne de tanır. Siz O'nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.
Muhammed, bazı kaynaklara göre 570,[146][147] bazı kaynaklara göre ise 571[102] yılındaArabistan'ınMekke şehrinde dünyaya geldi.[146][148] Doğumundan önce babasını, 6 yaşında ise annesini kaybeden Muhammed, amcasıEbû Talib tarafından büyütülüp gözetildi. Çocukluğundaçobanlık yaptı, daha sonra isetüccar olarak çalıştı. İlk kez 25 yaşındayken, 40 yaşındaki zengin bir dul olan, Mekke'nin ünlü ve soylu şahsiyetlerindenHatice ile evlendi.[149]
Muhammed'in bazı geceler,Nur Dağı'ndakiHira Mağarası'nda düzenli aralıklarla inzivaya çekilip dua etme alışkanlığı vardı. Bu alışkanlık 35 yaşından sonra yaygınlaştı. 40 yaşında oradayken,[146]İslamî inanışa göreKur'an'da yer alacak ilkayetler Muhammed'e indirildi[150] ve Muhammed, bunların kendisine görünenCebrâil meleği aracılığıyla indirildiğini söyledi. İlk başta yalnızca yakınlarını uyaran Muhammed, üç yıl sonra insanları toplucaİslam'a davet etmeye başladı.[151]Allah'ın bir olduğunu, Allah tarafından kabul görmenin tek yolunun Allah'a teslim olmak olduğunu öğretti.[152] Kendisinin Allah'ın peygamberi veresulü olduğunu, önceki diğerpeygamberler ile aynı kandan geldiğini anlattı.[153][154]
İlk başta kendisine az sayıdatakipçi bulan Muhammed, Mekke'de bazı aşiretlerin, hatta bazı akrabalarının düşmanlığıyla karşılaştı. Bu dönemde taraftarlarının şiddet içeren ağır muameleler görmesi sebebiyle, bazı takipçilerini 615 yılındaHabeşistan'dakiAksum Krallığı'na gönderdi. 622 yılına gelindiğinde de, kendisine inananlarla birlikte toplucaMedine'ye göç etti.
Muhammed, Medine'ye geldiğindeMedine Sözleşmesi anayasası ile oradaki aşiretleri tek çatı altında birleştirdi. Mekkeli kabileler vepaganlar ile aralıklı süren sekiz yıllık savaşlardan sonra, kendisine iman edenlerin sayısı 10.000'i aşmıştı.[155] 630 yılı başında, 10.000 kişilik büyük birMüslüman ordusunun başında,[156] Mekke'nin kuşatılması sonrasında yapılan antlaşma ile kansız bir şekilde Mekke'nin kontrolünüeline aldı.[156][157] Şehre girip tüm putları yıktı ve daha sonra takipçileriniDoğu Arabistan'da geriye kalan tümputperest tapınakları yıkmaları için yolladı.[158][159][160] Kısa sürede yapılan birçok seferden sonra Arabistan'ın büyük bölümünü ele geçirdi. 632 yılında,Veda Haccı'ndan veVeda Hutbesi ileArafat Dağı'nda 100.000'den fazla Müslümana topluca seslendikten sonraMedine'ye döndü. Bundan birkaç ay sonra hastalandı ve Medine'de öldü. Ölüm vaktine kadarArap Yarımadası'nın çoğuMüslüman olmuş, Arabistan'ı tekdevlet altında birleştirmişti.[161][162]
Çocukluğu ve gençlik yılları
Mekke'de günümüzdekütüphane olarak kullanılan bu yapının Muhammed'in bizzat doğduğu yerde bulunduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle yapı, "Beytü'l Mevlid" olarak da anılmaktadır.
Muhammed'in babasıAbdullah bin Abdülmuttalib, annesi iseKureyş kabilesinin kollarına mensup Vehb bin Abdümenâf'ın kızıÂmine'dir. Muhammed, doğumundan yaklaşık beş-altı ay önce babası Abdullah'ı kaybetti. Bunun üzerine, yetiştirilmesini dedesiAbdülmuttalib üzerine aldı ve torununa "Muhammed" adını verdi. Annesi Âmine, çocuğunu iyice emziremedi. Muhammed'i bir süre, amcasıEbû Leheb'incariyesi Süveybe emzirdi.[163] İslamî geleneğe göreMekke'de yeni doğmuş olan bebekler,çöl ve doğa yaşamının bebekler için daha sağlıklı kabul edilmesinden ötürü, bir süreliğine çölde birbedevî ailesiyle birlikte yaşamaya gönderilirdi vesüt anneler tarafından emzirilmeleri ve beslenmeleri sağlanırdı.[164][165][not 11]Süt anneliği yapan kadınlar, babasız olduğu için bir yetime bakmanın kârlı olmayacağını düşünerek Muhammed'i almayı reddettiler.[164] Ancak o sıralarda Mekke'ye süt çocuğu bulmak için gelen ve bakacak bir çocuk bulamayanHalime adındaki bir kadın, gönülsüz de olsa Muhammed'i almayı kabul etti.[166] Sonuç olarak Muhammed, Benî Sa'd kabilesinden olanHalime'yesüt anneliği yapmak amacıyla emanet edildi.[102][105][166][167] Muhammed, süt annesi Halime ve kocası Haris'in yanında iki veya üç yaşına gelene kadar kaldı.[168] Halime, Muhammed'isütten kestikten sonra onu ailesine iade etti. Ancakhastalık tehlikesinden ötürü yine Halime'nin yanına gönderildi ve bir-iki yıl daha orada kaldı.
16. yüzyıla aitSiyer-i Nebi'de yer alan "Muhammed'in doğumu" betimlemesi.
Muhammed yaklaşık dört yaşına kadar, annesiÂmine'nin de gözetimiyle birliktesüt annesi Halime'nin yanında kaldıktan sonraMekke'ye, annesinin yanına döndü. Dört yaşından altı yaşına kadar, öz annesi Âmine ile birlikte kaldı, onun şefkat ve özeni ile yetişip büyüdü.[102] Muhammed altı yaşındayken, annesiÂmine ve dadısıÜmmü Eymen ile birlikte babasının kabrini görmek ve bazı akrabalarını ziyaret etmek içinMedine'ye yolculuk etti.[169] Medine'de, annesinin akrabaları Neccâroğulları'nda bir ay kadar kaldı. Daha sonra Mekke'ye dönüş yolundakiEbva köyüne ulaştıklarında annesi hastalandı.[169] Annesi orada, çok genç yaşta öldü ve orada defnedildi.[170] DadısıÜmmü Eymen, Muhammed'i Mekke'ye getirip dedesiAbdülmuttalib'e teslim etti.
Altı yaşından sekiz yaşına kadar, ona dedesi Abdülmuttalib baktı.Abdülmuttalib, yaş itibarıyla seksen yaşını aşmış bir ihtiyardı. Muhammed sekiz yaşında iken, dedesi de hastalandı ve öldü. Dedesi ölmeden önce, onu yetiştirmesi için oğluEbû Tâlib'e emanet bıraktı. Bu konuda kimi kaynaklar,Abdülmuttalib'in Muhammed'in iki öz amcası Ebû Talib ile Zübeyr arasında kura çekilmesini istediği ve kuranın Ebû Talib'e çıktığını söylerler.[102] Sonuç olarak Muhammed,Haşimoğulları'nın yeni lideri seçilen amcası Ebû Talib'in himayesine girdi.[171]
İslam geleneğine göre Muhammed'in 12 yaşındaykenRahip Bahira ile tanıştığı, o dönemBizans idaresinde olanBusra kasabasından bir görünüm,Suriye.
Rivayete göre Muhammed yaklaşık 12 yaşındayken, amcası Ebû Talib ticaret yapmak için gittiğiSuriye'ye onu da götürdü ve bu gezideBizans hâkimiyetindekiBusra kasabasındaBahira ismindeHristiyan birmünzevirahip ile tanıştı.[172] Geleneğe göreBahira, küçük Muhammed'i inceledikten ve O'nunla sohbet ettikten sonra amcasıEbû Talib'e onun son peygamber olacağını haber verdi.[173] Ardından çocuğuYahudilerden veyaBizanslılardan korumasını veŞam'a gitmemesini söyledi.[172][174][not 12] Sonraki yıllarda Muhammed, 17 yaşındayken diğer öz amcası Zübeyr bin Abdülmuttalib ile ticaret içinYemen'e gitti. Yapılan bu gezilerin Muhammed'in bilgi, görgü ve zihinsel alt yapısının oluşumunda etkin bir rol oynadığına inanılmaktadır. Ayrıca gençliğinde amcaları ile birlikteKureyş veKays kabileleri arasında çıkanFicâr Savaşları'na da katıldı. Bu savaşlarda kılıç kullanıp dövüşmek yerine, atılan okları toplayıp amcalarına verdi.[175]
Mevcut bilgiler parçalanmış olduğundan vetarihiefsaneden ayırmak zorlaştığından, Muhammed'in gençliği hakkında çok az şey bilinmektedir.[176][177] Birtüccar olduğu veHint Okyanusu ileAkdeniz arasındaticaretle uğraştığı kaynaklarda bildirilmektedir.[178] Ticaret hayatından önce ise Muhammed, amcasıEbû Talib'e maddi yardım sağlamak amacıyla bir süreçobanlık yaptı ve biraz daha büyüyünce ticaretle uğraşmaya başladı.[179] Ticarete olan ilgisi, daha sonra kendisi ile evlendiğiHatice ile tanışmasına neden oldu. 594-595 yılındaHatice ile iş birliği yapıp onun sermayesi ile çalışmaya başladı.[180] Muhammed, ticaretindeki dürüstlüğünden dolayıMekke halkı tarafından "güvenilir" anlamına gelen "el-emîn" (الامين) lakabıyla tanındı ve zaman zaman kimi anlaşmazlıklar için tarafsız bir hakem olarak arandı.[181]
Hatice, birkaç ticari iş ortaklığından sonra Muhammed'in dürüstlüğüne hayran kaldı, ondan iyice etkilendi ve arkadaşı Nefise bint Ümeyye aracılığıyla ona evlenme teklifi etti. Muhammed,Hatice'nin teklifini kabul etti ve amcalarıyla gidip Hatice'yi istediler.[182] Hatice'nin amcası da teklifi kabul etti venikâh gerçekleşti. Evlendikleri sırada Muhammed 23-25,[183][184][185]Hatice ise yaklaşık 40 yaşındaydı.[184][185] Ancak diğer bazı kaynaklar, Hatice'nin evlilik sırasında 20'li yaşların sonunda veya 30'lu yaşların başında olduğunu iddia etmektedir.[186] İslam bilginlerinin çoğunluğu ise, Hatice'nin bu alternatif evlilik yaşı rivayetlerini zayıf kabul etmektedir.[185]
Muhammed'in, gençliğinde çevresinden gelenpaganist görüş ve uygulamalarla ilgilenmediğine inanılır.[187] Buna göre kendisi, aynı dönemde herhangi birputa tapmamakla birlikte başkalarının tapınmasına da açıkça karşı çıkmadı.Mekke halkının adaletsiz, çirkin veşirk dolu yaşamını pek beğenmeyen Muhammed, çareyi yalnız kalarak vetefekkür ederek buluyordu.
Kur'an'daki şu ayetler, Muhammed'in İslam öncesi durumunu anlatmaktadır:[188][189]
Muhammed'in 35 yaşlarındayken,Kâbe'nin bazı kısımlarınınMekke'de sık sık yaşanan ani su taşkınlarından dolayı aşınması ve birileri tarafından tahrip edilmesinden sonra, Kâbe'nin tamirinde rol oynadığı söylenir.[190]
Yaşananlardan sonraKureyş kabilesi Kâbe'yi yıkıp yeniden inşa etmeyi düşündü.[191] Ancak bu hareketlerinintanrıları rahatsız edebileceğine dair endişeler ortaya çıktı.[191]Araplar arasında Kâbe'ye karşı saygı ve hürmet,İbrahim'den beri muhafaza edilegelen kutsal bir vazife idi.[192] SonundaKureyş kabilesinin önde gelenlerinden bir adam, elinde kazma ile öne çıktı ve "Ey Tanrıça! Korkma! Niyetimiz sadece en iyisi içindir!" diyerek Kâbe'yi yıkmaya başladı.[191] Mekke halkı o gece tetikte kaldı ve kutsal mabetlerine karışmaya cüret edenlere ilahi bir cezanın gelip gelmeyeceğini düşündü. Ertesi sabah, onun elinde kazmayla işine devam ettiğini gördüklerinde, bunu "ilahi bir lütuf işareti" olarak yorumladılar.[191] Böylelikle Kâbe,İbrahim'in yaptığı temele kadar yıkıldı ve yeniden inşa çalışmaları başladı.Cidde sahilinde de bir gemi kaza yapmıştı ve gemidemimarlık işlerinden anlayan bir usta vardı. Bu geminin tamir aletlerini de satın alarak Kâbe'nin yapımında kullandılar.[192][193]
İbn-i İshak'ın derlediği bir rivayete göre, yeniden yapılanma neredeyse tamamlandığında kabile liderleri arasındaHacer-ü'l Esved taşını yerine koyma şerefine kimin sahip olacağına dair anlaşmazlıklar çıktı. Oradaki ihtiyarlardan biri,Kâbe'nin bulunduğu bölgeye, yaniMescid-i Haram'a giren bir sonraki kişinin tavsiyesinin alınmasını ve kendisini "hakem" tayin etmeyi önerdi. Bu gelen kişi Muhammed oldu. Halk, Muhammed'in kararını heyecanla bekledi. Muhammed düşündükten sonra bir örtü getirilmesini istedi veya örtü olarak kendielbisesini açtı, ardından taşı örtünün ortasına koydu ve her kabileden birinin kenarından tutup onu kaldırmasını istedi. Sonra taşı eline aldı ve yerine koydu.[191][193] Muhammed'inabası; bu olay veEhl-i Abâ Hadisi'nde anlatıldığı gibi daha sonra olanlar nedeniyle daha sonraki şair ve yazarlar için önemli bir sembol hâline geldi.[194]
Siyere göre, Muhammed 40 yaşına yaklaştığında sık sık kalabalıklardan uzaklaşmaya ve yalnız başına bir yerlerdeinzivaya çekilmeye başladı.[195] Bu durum 1-2 yıl kadar devam etti. Muhammed,Mekke'ye yaklaşık beş kilometre uzaklıkta olanNur Dağı'ndakiHira Mağarası'nda, dedesiAbdülmuttalib gibi her yıl birkaç hafta boyunca tek başına kalarak inzivaya çekiliyordu.[196] İslami öğretiye göre MS 610 yılında, birRamazan gecesi (Kadir Gecesi) hırkasına bürünmüş hâlde Hira Mağarası'ndatefekküre daldığı bir sırada,Cebrâil tarafından ilk vahyi aldı.[197] Melek ona yaklaşıp "Oku!" dedi, ama Muhammed okuma yazma bilmediğini söyleyip cehaletini itiraf etti. Bunun üzerine Cebrâil, Muhammed'e daha çok yaklaşıp sözünü tekrarladı; Muhammed deokuma ve yazma bilmediğini yineledi. Bu durum, Cebrâil nihayet ayetleri okuyup Muhammed'in onları ezberlemesine izin vermeden önce bir defa daha gerçekleşti.[198][199] Cebrâil'in burada okuduğuayetler, daha sonraKur'an'ın96. suresi olanAlak Suresi'nin ilk beş ayetini oluşturacaktı. Muhammed'in MS 610 yılından başlayarak, öldüğü yıl olan 632'ye kadar aldığını söylediğivahiyler, Kur'an'ı oluşturur.İslam'dainanç,ibadet,şeriat,ahlak,tasavvuf gibi uygulamaların dayandırıldığı ana kaynakKur'an'dır.[101][148][149][154][200]
Rivayetlere göre, Muhammed ilk vahiylerini aldıktan sonra dehşete düştü ve çok korktu, ancakCebrâil ona yaklaşıpAllah'ın bir elçisi olarak seçildiğini söyledi.[201][202] Muhammed ardından eve döndü ve olanları karısıHatice'ye anlattı. Hatice eşini teselli ettikten sonra, onu amcasının oğlu veHristiyan birkeşiş olanVaraka bin Nevfel'in yanına götürdü.[203] Varaka, Muhammed'i teselli etti ve kendisine sonpeygamber olduğunu açıkladı. Bunlara ters olarakŞii geleneği ise, Muhammed'in Cebrâil'in ortaya çıkışına ne şaşırdığını ne de korktuğunu, aksine onu bekliyormuş gibi karşıladığını savunur.[204]
Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanıalaktan (asılıp tutunanzigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
İlk vahyi, Muhammed'in kendini dualara ve ibadetlere daha fazla teslim ettiği ve korkuyla geçirdiği bir zaman dilimi (fetretü'l-vahiy) izledi.[205] Muhammed bu süreçte büyük bir üzüntü hâline girdi. Vahiyler yeniden başladığında ise rahatladı ve çekinmeden uyarmaya başlaması emredildi. Konuyla ilgili bazıayetler şöyledir:[206]
Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! Kalk da (insanları) uyar. Rabbini yücelt.
Peygamberlik döneminin başlarında indiğine inanılanNecm Suresi'nin son ayeti: "HaydiAllah'a secde edin ve ona kulluk edin." Muhammed'inmonoteizm inancı,Mekke'deki seçkin liderlerin geleneksel düzenine meydan okur.
İslam geleneğine göre Muhammed'in çağrısına ilk uyan kişi, ilk vahyi alıp eve geldiği vakit eşiHatice olmuştu; onu amcasıEbû Talib'in oğluAli, azatlı kölesiZeyd bin Hârise ve en yakın arkadaşıEbû Bekir izledi.[207][not 13] Muhammed üç yıl boyunca sadece akrabalarını ve en yakınlarınıİslam'a davet etti.[210] Ardından, inanca göre Hicr Suresi'nin 94. ayetinin inmesinden hemen sonraSafâ Tepesi'ne çıkarak tüm Mekke halkını açıktan açığaMüslüman olmaya çağırdı.
Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah'a ortak koşanlara aldırış etme.
Ancak tepkiler genellikle olumsuz oldu. Bu nedenleilk Müslümanlar, vahyi şüphe ile karşılayan Mekkelilerce ağır hakaret ve işkencelere katlanmak zorunda kaldılar. Başlangıçta Muhammed,İslam'ı yayma faaliyetlerine kayıtsız kalanMekke liderlerinden ciddi bir muhalefet görmedi,[211] ancak aradan biraz zaman geçtikten sonra gerilim yükseldi. Çünkü Muhammed'in çağrısı, kendi mevkilerinin tehlikeye girebileceğini düşünen geleneksel seçkin kişileri tedirgin etmişti.[212] ÖzellikleKâbe'den putların kaldırılması, ticaretin engelleneceği ve birtakım alışkanlıklara son verileceği düşüncesine yol açtı ve bu da büyük tepki ile karşılandı.[213] Bu dönemde İslam dinini kabul edenlerin çoğunluğu dinlerini gizlemek zorunda kaldı.
Muhammed, Mekkeli paganların yanı sıra,Yahudi veHristiyanları da dinlerinin aslının bozulduğunu söyleyerekİslam'a davet etti.[214][215][216][217][218] Butek tanrıcı gruplardan bazıları onun davetini kabul ederken bazıları da reddetti.Kureyş ileri gelenleri tarafından ilk başta pek tepki çekmeyen Muhammed,puta tapıcılığı eleştirenKur'an ayetlerini okumaya,[not 14] puta tapanlarıncehenneme gireceğini söylemeye başlayınca, Kureyşliler onuntebliğini büyük bir tehlike olarak görüp davetini engellemek için ellerinden geleni yapmaya başladılar. Muhammed'in günden günetaraftar topladığını, durmaksızın inanç ve davranışlarını eleştirdiğini görenKureyşliler, onu küçümsemeye ve ona hakaret etmeye başladılar, giderek şiddete başvurdular.[211][219] Kur'an'dakiMekkî sureler incelendiğinde bu tepkilerin ve şiddetlerin yansımalarını görmek mümkündür.Mekkeli paganlar, Muhammed'in İslam'a davet faaliyetini durdurması için amcasıEbû Talib ile üç defa görüştüler. Ebû Talib birinci görüşmede, gönül alıcı bazı sözlerle onları savuşturdu.[219] İkincisindeKureyşliler tehdit edici ifadeler kullanınca yeğenini çağırdı ve durumu anlattı. Muhammed de amcasına bu işten asla vazgeçmeyeceğini söyledi.[219][not 15] Kureyşliler üçüncü kez gelinceEbû Talib'e yeğenini kendilerine teslim etmesi hususunda bir teklifte bulundular, Ebû Talib teklifi sertçe reddetti. Bu arada bazı Kureyşlilerin bizzat Muhammed ile görüşüp onu bu işten vazgeçirmeye çalıştıkları, kendisine para ve mevki teklifinde bulundukları da kaynaklarda belirtilmektedir.[219]
Müslümanların 615 yılında göç ettikleriHabeşistan'ın haritası (Aksum Krallığı). Muhammed'in döneminde Habeşistan,Hristiyanların çoğunlukta yaşadığı bir ülkeydi.
Bu sıralarda,Mekke'nin iki güçlü ve önemli mevki sahibi kişisi olanHamza veÖmer'in üst üste ve biraz da ani bir şekildeİslam'ı kabul etmeleri, Müslümanların moral ve cesaretlerini artırdı; bu nedenleKâbe'ye gidip açıkçanamaz kıldılar. Muhammed'in, amcasıEbû Leheb dışındaki akrabalarından yardım görmesi ve Mekke'nin bazı önde gelenlerinMüslüman olmaları,paganist inanca sahip kişilerin tepkilerini daha da artırdı ve Müslümanlara yönelik olumsuz tavırlar şiddetlendi.[8][219] Takipçilerinin maruz kaldığı işkenceleri engellemeye gücü yetmeyen Muhammed, bazı Müslümanlara birHristiyan ülkesi olanHabeşistan'a hicret etmeye izin verdi. 615'te bir grup MüslümanHabeşistan'a hicret etti. İslam tarihindeki ilkhicret olarak önem taşıyan bu gelişme, Muhammed'inAfrika ile de temasa geçmesini sağladı.[219]
İki dalga hâlinde Habeşistan'a göç edenler, bir süre sonra Muhammed'in Mekkelilerinİslam'ı kabul ettikleri ve Muhammed ile anlaştıkları yolunda bir haber aldılar. Bunun üzerine hicret edenlerin bazıları geri dönmeye karar verdiler. Rivayete göre bunlarMekke'ye yaklaştıkları sırada, karşılaştıkları birkervana neler olduğunu sordular; kervandakiler de Muhammed'in önce ilâhlarını hayırla andığını veKureyş'in ona uyduğunu, ancak daha sonra bu fikrinden vazgeçip ilâhlarını kötülediğini, Kureyş'in de ona tekrar kötülük yaptığını söylediler.İbn Sa'd'ın aktardığı bu olay literatüre "Garânîk Olayı" olarak geçmiş ve giderek değişik rivayetlere bürünmüştür.[220]
Kureyşliler,Hamza ileÖmer'in İslam'ı benimsemesiyle güç kazanan Müslümanları etkisiz hâle getirmek için onlara birboykot düzenlemeye karar verdiler. Bunun içinHâşimoğulları ve Muttaliboğulları ile aralarındaki akrabalığa uymayacaklarını söyleyip bu iki aileyi düşman ilan ettiler. Onlarla konuşmamaya ve alışveriş yapmamaya karar verdiler ve boykotun şartlarını bir kâğıda yazıpKâbe'nin duvarına astılar.[78][219][221] Bunun üzerine Muhammed'in amcasıEbû Talib, yeğenini ve ona inananları kendi mahallesine götürüp orada topladı.Mekkeli paganların safında yer alanEbû Leheb ve oğulları hariç Muhammed'in bütün akrabaları 616-619 arasında orada yaşamak zorunda kaldılar. Tüm bu olaylara karşın Muhammed'inpeygamberliğine olan inancı, düşüncelerini sürekli yaymasını sağladı. Bu inancından cesaret alarak din alanındaki çalışmalarınıMekke dışına taşımaya yöneldi.
Arka planda Hicaz Dağları ve ön plandaTaif'e giden yol. Muhammed, amcasıEbû Talib'in ölümünden sonra evlatlığıZeyd ile Taif'i ziyaret etmiş, ancak çabaları hiçbir sonuç getirmediği gibi kendisini fiziksel tehlikeye atmıştır.
KureyşlilerinHaşimoğulları ailesine yapmış oldukları büyük boykot 619 yılında son buldu. Boykottan kısa bir süre sonra önce Muhammed'in amcasıEbû Talib, ardından eşiHatice üç gün ara ile hayatlarını kaybetti.[222] Kendisine en büyük desteği veren bu iki yakınının ölümü Muhammed'i son derece üzdü.[222] Hatice, kendisine inanan ilk kişi iken Ebû Talib deMekke'de kavmine karşı onu her şey uğruna korumuştu.[222] Mekkeli paganlar, olanlardan sonra bir süre evine kapanan ve çok nadir çıkan Muhammed'e yönelik hakaretlerini arttırdılar ve fiilî saldırılarda bulunmaya başladılar. Kaynaklarda,Hatice veEbû Tâlib'in üst üste öldüğü bu yıl "senetü'l-hüzn" (hüzün senesi) diye isimlendirilmiştir.
Ebû Talib'in ölümünün ardındanHaşimoğulları kabilesinin liderliği, Muhammed'in azılı düşmanı olan amcasıEbû Leheb'e geçti.[223] Bundan sonra Muhammed, Arap kabilelerinepeygamber olduğunu anlatmak ve onları Allah'a ibadet etmeye çağırmak için ticaret fuarlarını ve pazarları dolaştı.[224] Bu gezilerde sıklıkla Muhammed'i takip eden Ebû Leheb ise, konuştuğu kişilere "onun bozgunculuk yaptığını, ona itaat etmemeleri ve onu dikkate almamalarını" söyledi.[224] Kısa bir süre sonra Ebû Leheb, Mekkeli paganların da desteğiyle klanın Muhammed üzerindeki korumasını geri çekti.[223] Bu durum Muhammed'i büyük tehlikeye attı; çünkü klan korumasının geri çekilmesi, O'nun öldürülmesinin herhangi birkanlı intikama neden olmayacağı anlamına geliyordu.
Muhammed, yaşanan bu olaylardan ötürüArabistan'daki bir başka önemli şehir olanTaif'i ziyaret etti ve bir koruyucu bulmaya çalıştı; ancak Taif'teki çabaları başarısız oldu ve onu daha fazla fiziksel tehlikeye attı; evlatlığıZeyd ile taşlanarak geri döndürüldü.[225][226] MuhammedMekke'ye dönmek zorunda kaldı. Mut'im bin Adî adında bir Mekkeli kabile reisi, onun memleketine güvenli bir şekilde yeniden girmesini mümkün kıldı.[227]
Arap Yarımadası'nda pek çok insan bu yeni dini ve peygamberini duymuş ve ticaret veyaKâbe'yehac yapmak gibi sebeplerden ötürüMekke'ye ziyarete geliyorlardı. İlk seferinde Mekke'ye gelen yaklaşık 12 kişi (Birinci Akabe Biatı), daha sonra ise tekrar Mekke'ye gelen yaklaşık 300 kişi (İkinci Akabe Biatı); 620-621 yıllarında ''Akabe'' denilen,Mescid-i Haram'a üç kilometre kadar uzakta olan yerde Muhammed ile gizlice görüşüp ona bağlılıklarını bildirdiler ve onuYesrib'e davet ettiler.[228] Muhammed bu fırsatı kendisi ve takipçilerine yeni bir yuva aramak için kullandı. Yesrib'in Arap nüfusutek tanrıcılığa aşinaydı, çünkü şehirde birYahudi cemaati vardı.[229] Ayrıca Yesrib halkı, Muhammed ve bu yeni din aracılığıyla Mekke'ye üstünlük sağlamayı umdu. Çünkü Yesrib,hac yeri olmasından ötürü Mekke'nin önemini kıskanıyordu.[230][231]
Muhammed, Akabe'deki vaatlerin ardındanYesrib'i uygun buldu ve takipçilerini oraya göç etmeye teşvik etti.[232] Daha önceHabeşistan'a yapılan göçte yaşandığı gibi,Kureyşliler yine bu göçü durdurmaya çalışacak, ancak neredeyse tüm Müslümanlar ayrılmayı başaracaktı.
GünümüzMedine şehrinden fotoğraflar. (Yukarıda: Gün batımı sırasında şehirden bir görünüm.Aşağıda: Muhammed'in kabrinin de içinde bulunduğuMescid-i Nebevî'nin gece silüeti.)
Mekke'dekiMüslümanlar bu zaman içerisinde küçük topluluklarlaMedine'ye göç etmeye başladılar. Kısa bir süre sonra da Mekke'deki Müslümanların çoğu boşaldı; şehirde yalnızca Muhammed veEbû Bekir ile aileleri,Ali veannesi, bir de yaşlı ve Mekkeliler tarafından işkenceye maruz kalıp bunun için hapsedilen Müslümanlar kaldı.[233] Muhammed, bu zorlu ve uzun göç için yol arkadaşı olarak en yakın dostu Ebû Bekir'i seçti ve ondan yola çıkmak için hemen hazırlık yapmasını istedi; amcasının oğlu Ali'yi ise ödenmemiş mali yükümlülüklerini yerine getirmesi ve kendisinde kalan bazı emanetleri sahiplerine teslim etmesi için geride bırakmak istedi.
Mekkelilerin Muhammed'i vazgeçirememesi ve Medine'de yer alan Müslümanların giderek kuvvetlenmesi, durumun kendileri için tehlike yaratacağı düşüncesiyleKureyşlilerin "Dâru'n-Nedve" dedikleri meclislerinde toplanarak bu meseleyi görüşmelerine yol açtı.[234] Görüşmelerde, yerleşik düzeni tehdit edenİslam'ın hızla büyüdüğü belirtildi ve Muhammed'in bu çalışmalarını durdurmak gerektiği merkezinde birleşildi. Sonuç olarak Muhammed'in öldürülmesine karar verildi ve bu iş için birçok kabileden birkaç kuvvetli genç suikastçı seçildi.
Muhammed, Mekkelilerin planladıklarısuikast gecesi evinden çıktı.Ali, Muhammed'in elbisesini giyip onun yatağına girdi ve suikastçıların Muhammed'in henüz gitmediğini düşünmelerine yol açtı.[235][236] Suikastçılar olanları öğrendiklerinde, MuhammedEbû Bekir ile birlikte çoktanMekke'den ayrılmıştı. Muhammed'in kuzeni Ali, organize edilen bu komplodan sağ kurtuldu; ancak Muhammed'in talimatlarını yerine getirmek için bir süre Mekke'de kaldı.[237] Ali, daha sonra annesiFâtıma bint Esed'in yanı sıraMuhammed'in kızları, eşiSevde bint Zem'a, dadısıÜmmü Eymen; bir de çeşitli sebeplerle geride kalmış olan diğer Müslümanlarla yola çıktı.[237]
Görseldeki kayalık;hicret yolculuğu sırasında Muhammed ileEbû Bekir'in Mekkelilere izlerini kaybettirmek için bir süre konakladıklarıSevr Mağarası'nın bulunduğu kayalıktır. (işaretli yerde)
Mekkeli paganlar, Muhammed'i evinde bulamayınca ve ardından Ebû Bekir'in evinde yaptıkları aramalar bir sonuç vermeyince bütün çevreyi kontrol etmeye başladılar ve etrafa pek çok haberci göndererek Muhammed ve Ebû Bekir'in başına ödül koyduklarını duyurdular.[233] Bu sıralarda Muhammed, Ebû Bekir ileSevr Mağarası adı verilenmağarada düşmanlarından kurtulmak için üç gün kadar kaldı. Ortalık sakinleşmeye yüz tutunca da,Kızıldeniz'e doğru nispeten serbest bir yola girerek yolculuklarına devam ettiler.[233]Medine'ye sağ bir şekilde ulaşabilmek için işlek yollar yerine farklı güzergâhlar tercih ettiler ve sarpdağ geçitleri ileçöllerden geçtiler. Buna rağmen, Medine'ye ulaşana kadar Mekkeliler tarafından arandılar ve bazen tehlikeli anlar yaşadılar.
Muhammed ve Ebû Bekir, yolculuklarının sonlarına doğru Medine yakınlarındakiKubâ adlı bir köye ulaştılar. Muhammed burada sevinçle karşılandı ve öncedenMüslümanlığı seçmiş olan Külsûm bin Hidm'e konuk oldu. Bazı kaynaklara göre dört, bazılarına göre ise on gün burada kalan Muhammed,[238] bu süre zarfındaKubâ'da inşaatında kendisinin de çalıştığı birmescit yaptırdı. Daha sonraları "Kubâ Mescidi" olarak anılacak bu mescit,İslam tarihinde inşa edilen ilk mescit olma özelliğine sahip oldu. Bu sıralardaAli ve yanındaki Müslümanlar da Kubâ'ya ulaştı. Bunun üzerine Muhammed ve diğerleri hep birlikte Kubâ'dan ayrıldılar ve nihayetinde 27 Eylül 622 tarihinde Medine'ye vardılar.[233]
Muhammed, Medine'ye vardığında halk tarafından içtenlikle karşılandı. Medineli Müslümanların her biri onu evinde misafir etmek isteyince,devesinin çöktüğü yerin en yakınında bulunan ve dedesiAbdülmuttalib'in annesi tarafından kendisine yakınlığı da olanEbû Eyyûb el-Ensârî'nin evine misafir oldu ve onun evine yerleşerek burada yedi ay kadar kaldı.[239][240] Daha sonra Muhammed, şehirde birmescit ve ailesinin kalması için de bu mescide bitişik odalar yapılmasını istedi. Mescidin bir yanına da barınaksız kişilerin kalabilmeleri için "Suffe" adı verilen bir yer yapıldı; burada kalanlara "Ashab-ı suffa" denildi. Daha sonraki yıllarda "Peygamber Mescidi" anlamına gelen "Mescid-i Nebevî" adıyla anılan bu mescit, Muhammed'inMedine'deki bütün faaliyetlerinin merkezinde yer almış ve İslam'ın sonraki dönemlerinde kurulancamilere örnek teşkil etmiştir.[241]
Medine (asıl adı "Yesrib" olan şehre Müslümanlarca "Medinetü'n Nebî", sonra da kısaca "Medine" adı verildi) halkının nüfusu; "muhacir" denilenMekkeli göçmenlerden, bunlara yardımcı olduklarından dolayı "ensar" adını alan yerli halktan (özellikleYemen kökenli olanEvs veHazrec kabilelerinden) veBenî Kureyza,Benî Kaynuka,Benî Nadir[anlam ayrımı gerekli] isimliYahudikabilelerinden oluşuyordu. Bunlar arasında birlik sağlamak oldukça güçtü. Medine sınırları yakınlarındakiHayber gibi yerlerde yaşayan Yahudiler, varlıklı kişiler olduklarından dolayı çevre üzerinde etkiliydiler. Evs ve Hazrec kabileleri arasında son olarak 617'de yaşanan geleneksel düşmanlığın yeniden alevlenme olasılığı da vardı. Ayrıcaensar ilemuhacirleri kaynaştırmak, çözülmesi gereken önemli bir sorundu.
Muhammed, bütün bu kesimleri birleştirip bağdaştırmak amacındaydı. Ancak her şeyden önce çok yoksul olan göçmenlerin durumlarının düzeltilmesi gerekiyordu. Muhammed, muhacirleri yerli halk ile kardeş ilan ederek onlara yardım etmelerini sağladı. Yahudiler ile açılan aralarını da düzelterek çevrede siyasi bir düzen oluşturdu ve farklı kesimlerin hak ve yükümlülüklerini saptayan 47 maddelik bir "Medine Anayasası" benimsendi. Daha çok yöredekikabile meselelerini ele alan buanayasa, Medine'de çok dinli bir İslam devletinin, yaniMedine Şehir Devleti'nin temelini oluşturdu;[242][243][244] Muhammed de bu yönetimin başkanı seçildi.
HemBatı hem deMüslüman dünyasından birçok akademisyen Medine Anayasası metninin gerçekliği konusunda hemfikir olsalar da, bunun bir antlaşma mı yoksa Muhammed'in tek taraflı bir bildirisi mi olduğu, içerdiği belgelerin sayısı, birincil taraflar, metnin belirli zamanlaması konularındaki anlaşmazlıklar hâlâ devam etmektedir.[245] Batılı araştırmacıların da dikkatini çeken belgeyiAlman teolog ve oryantalistJulius Wellhausen 47 madde hâlinde düzenlemiş, daha sonraki araştırmacılar da genellikle bunu esas almıştır. Metnin 52 madde hâlinde kabul edilebileceğini de belirtenHint asıllı araştırmacıMuhammed Hamidullah, Wellhausen gibi 47 maddeyi kabul etmekle birlikte bazı maddeleri ikişerli bölüme ayırmıştır.[246]İsrailli bilim insanıMichael Lecker [en] belgeyi 64 madde olarak,Britanyalı araştırmacıRobert B. Serjeant [en] ise sekiz ayrı parça ve toplam 70 madde olarak incelemiştir. Müslüman araştırmacıların aktardığı üzere,besmeleyle başlayan belgenin ilk maddesi şu şekildedir:[246]
Bu vesika, Peygamber Muhammed tarafındanKureyşli veYesribli müminler ve bunlara tâbi olanlarla sonradan onlara katılmış olanlar ve onlarla berabercihad edenler için düzenlenmiştir.
Medine Anayasası'nın bazı araştırmacılar tarafından "ilginç" bulunan 25. maddesinin bir bölümünde,Yahudi kabilelerinümmete dahil edildiği ve her iki topluluğun dininin kendilerine olduğu belirtilmektedir.[246][247] Washburn Üniversitesi'nde çalışan L. Ali Khan, bu konu hakkında belgenin birantlaşmadan türetilen bir "toplumsal sözleşme" olduğunu söylemektedir. Khan'a göre belge, "Tek bir Tanrı'nın egemenliği altında yaşayan çeşitlikabilelerden oluşan tek birtopluluk kavramı üzerine" inşa edilmiştir.[248] Medine Anayasası'nın bir diğer önemli özelliği de,Müslümanlar arasındaki bağların yeniden tanımlandığı vesika olmasıdır. Bu vesikayla Müslümanlar, ilişkilerinde inançlarını kan bağlarının üzerinde tutmaya başladılar.[249] Kabile kimlikleri, farklı gruplara atıfta bulunmak için hâlâ önemliydi, ancak yeni oluşturulan "ümmet" için ana bağlayıcı bağ artık "din"di.[250] Bazı tarihçiler, "ümmet" denilen bu yeni topluluğun yeni bir kabileye benzetilebileceğini, ancak önemli bir farkla bunun akrabalığa değil dine dayalı olduğunu savunmuşlardır.[250] Bu durum,kabile toplumu hâlinde organize edilmiş olanİslam öncesi Arabistan'ın normlarıyla tamamen çelişiyordu. Aynı durum,Medine'deki bu küçük Müslüman grubunun daha sonra geniş bir Müslüman topluluğa ve imparatorluğa dönüşmesi yolunda önemli bir olaydır.[251]
Medine Anayasası'nda gayrimüslimlere iseinanç ve ibadet özgürlüğü temin edilmiştir. Anayasaya göre Medine'de yaşayan yerleşik tümgayrimüslimler, Müslümanları "takip etmek" şartıyla şu haklara sahiptiler:[252]
Gayrimüslim üyeler, Müslümanlarla aynı siyasi ve kültürel haklara veözerklik iledin özgürlüğüne sahiptirler. (25. madde)
Gayrimüslimler,Medine'ye bir saldırı olması hâlinde düşmana karşı silaha sarılır ve savaşın bedelini paylaşırlar. Müslümanlarla aralarında ihanet olmamalıdır. (37. madde)
Gayrimüslimler, Müslümanların din savaşlarına katılmak zorunda değildirler. (45. madde)
Mescid-i Nebevî'den panoramik bir görünüm. Muhammed, kendisine isnat edilen bir rivayete göre birhadiste şöyle demiştir: "Benim şu mescidimde kılınan birnamaz,Mescid-i Haram haricinde diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat daha hayırlıdır."[253]
İlk nüfus ve savaşa doğru
Muhammed,Medine'de asayişi sağladıktan sonra birnüfus sayımı gerçekleştirmek istedi. ÇünküMekkelipaganlarla savaş yakın gözüküyordu ve bundan dolayı Müslümanların rakamsal gücünün bilinmesi gerekiyordu.[254] Bu konu hakkındasahabeleriyle görüşen Muhammed, onlardan bir grubu görevlendirdi ve onlara Müslüman olanların isimlerini ve sayılarını istediğini söyledi.[255] Farklı rivayetlere göre bu sayı 500-1500 arasında çıkmıştır.[254] Fakat genellikle Müslümanların toplam sayısının yaklaşık 1500 kişi olduğu, 600-700 arasındaki sayıların toplam erkeklere, 500'ünün ise savaşabilecek güçte olanlara ait olduğu kabul edilmektedir.[254][255]
Bu sırada, inanca göre Hac Suresi'nin 39. ayetinin inişiyle birlikteMüslümanların savaşmasına izin verildi. Muhammed'in ve diğer Müslümanlarınhicretine kadar geçen 12 yıllık süreç içerisindesavaş izni verilmemiş, yalnızca "sabır" tavsiye edilmişti. Bunun bir diğer nedeni de Müslümanların yeterli askerî güce sahip olmamalarıydı. Hicretin birinci veya ikinci yılında, inanca göre sadece Mekkeli müşriklere karşı olmak üzere, şuKur'an ayetiyle savaş izni verildi:[256]
Saldırıya uğrayanlara, zulme maruz kaldıkları için savaş izni verildi. Allah onları muzaffer kılmaya elbette kâdirdir.
Ebû Süfyan'ın kervanınınLevant'tan Mekke'ye kadar izlediği rotayı,Amr bin Hişâm'ın (Ebû Cehil) Mekke'den Bedir'e kadar izlediği rotayı ve Müslümanların Medine'denBedir'e kadar izlediği rotayı gösterenBedir Savaşı'nın bir haritası.
Savaşa izin veren ayetleri almasından sonra Muhammed,Medine'ye göç eden Mekkeli Müslümanların kalan mallarının yağmalanmasına karşılık olarak,Mekke'ye gidenkervanlara el koymak isteyen Müslümanların ısrarlı taleplerine onay verdi.[154] Bu baskınların bir diğer nedeni de, Müslümanların yeni bölgedeki yoksulluklarına acil bir çözüm bulmak istemeleriydi; çünkü zirai bilgiden veticaret için paradan yoksunlardı.[257]Nahle'deki birpagan kervana başarılı bir baskın düzenlenip büyük miktardaganimet elde edildikten sonra, Mart 624'te Muhammed'in kulağınaKureyş'e ait bir ticaret kervanınınSuriye'den Mekke'ye doğru yola çıktığı haberi geldi.[258] Kervandaki mallar yaklaşık 1.000 deve ve 50.000 dinar değerindeydi ve bunda Mekke halkının neredeyse tamamının payı vardı; ayrıca 70 adam tarafından korunuyordu veEbû Süfyan'ın liderliğindeydi.[258]
Muhammed bu büyük kervanı haber alıncasahabelerini topladı. Onlara kervandaki malların çokluğunu, buna rağmen muhafız sayısının azlığını anlatarak kervanı dönüş yolunda ele geçirebileceklerini söyledi ve kendilerini sefere çağırdı.[259] Sonuç olarak Muhammed, 8 Mart 624'te yaklaşık 310 kişilik ordusuyla Medine'den harekete geçti.Suriye'den dönmekte olanEbû Süfyan,Hicaz'a yaklaştığı sırada Müslümanların baskın yapacağını haber aldı ve Kureyşlilerden yardım istemek üzere atlı bir adamını Mekke'ye gönderdi;[259] kendisi de kervanın yönünü değiştirdi. Ebû Süfyan'ın gönderdiği haber üzerineKureyş kabilesinden toplanan yaklaşık 950 kişi,Ebû Cehil'in komutasında Mekke'den yola çıktı.
Bedir'deki Müslüman kuvvetleri savaş öncesinde at üstünde gösteren bir çizim.
Müslümanların kervana saldırmaya hazırlandığı haberi üzerine yola çıkan Mekkeliler,Ebû Süfyan'ın tehlikenin atlatıldığını haber veren ikinci mesajına rağmen Müslümanların üzerine yürümeye karar verdiler ve oluşturdukları 950 kişilik kuvvetleBedir'e doğru yola çıktılar. O sırada Muhammed ve takipçileri,Kureyş ordusunun Mekke'den çıkıp Bedir'e geldiğini henüz bilmiyorlardı. 14 Mart 624 günü iki ordu Bedir'de karşı karşıya geldi. Savaştan önce, Arap savaşlarında artık bir gelenek hâline gelen "er dileme" (mübareze) hadisesi için taraflar içlerinden üçer kişi seçtiler.[260] Buna göre İslam ordusundanHamza,Ubeyde bin Hâris veAli; Mekke ordusundan daUtbe, kardeşi Şeybe ve oğlu Velîd karşı karşıya gelip çarpıştılar. Hamza ve Ali, düşmanlarını öldürmeyi başardılar. Ubeyde ise Utbe ile yenişemeyip yaralandı. Bunun üzerine Hamza ve Ali, Ubeyde'nin yardımına gidip Utbe'yi öldürdüler.[259]
Er dileme hadisesinden sonra savaş başladı. Çarpışmanın ilerleyen aşamalarında Mekkeli Kureyşliler dağılma belirtileri gösterdi, komutanlarıEbû Cehil öldürülünce de iyice dağıldılar. Birkaç saat süren savaş, öğleden sonra sona erdi ve 310 kişilik Müslüman ordusu, 950 kişilik Mekke kuvvetlerini bozguna uğrattı.Richard A. Gabriel [en] gibi bazı modern gayrimüslim tarihçiler,Kureyş'e karşı kazanılan bu zaferi ve ardından gelen zaferleri Muhammed'in stratejik ve askerî gücüne bağlamaktadırlar.[261][262] Buna karşın bazıKur'an ayetleri ve daha sonrakirivayetler, savaş sırasında Müslümanlara yardım etmek üzere binlercemeleğin gönderilmiş olduğunu belirtmektedir.[263]
Bedir Muharebesi, MüslümanlarınMekkelipaganlara karşı kazandığı ilk savaş oldu.[264] Bu savaşta Müslümanlar 14 kayıp verirken Mekkelilerden de 70 kişi öldü, ayrıca 70 kişi de esir olarak alındı.[not 16]Savaş esirlerine iyi davranılmasını emreden Muhammed, esirler içinden sadece iki kişiyi Müslümanlara yaptıkları işkenceye karşılık ölüme mahkûm etti.[259] Diğer esirlere ise malî durumlarına göre para ödemeleri şart koşuldu. Ayrıca bazı esirlerin fidyesiz bir şekilde, okuma yazma bilenlerin ise 10 Müslümana okuma yazma öğretmeleri şartıyla serbest bırakılmaları kararlaştırıldı. Savaşı kazanan MüslümanlarMedine'ye döndüler, savaşı kaybeden Mekkeli paganlar ise öldürülenEbû Cehil'in yerineEbû Süfyan'ı başkanlığa getirdiler.[259]
Mekkeli paganlar,Bedir Muharebesi'nde (624) Müslümanlara karşı yaşadıkları büyük bozgunu unutamıyorlardı. Çünkü,Şam ticaret yolu Müslümanların eline geçmiş ve Muhammed iyice güçlenmişti. Mekkeliler,Ebu Süfyan öncülüğünde ikinci bir savaşa hazırlandılar. 200'üsüvari, 700'ü zırhlı olmak üzere yaklaşık 3.000 kişilik bir ordu hazırlandı ve yola çıkıldı.[265] Muhammed'in amcasıAbbas, o sıradaMekke'de bulunuyordu. Abbas, Mekkelilerin hazırlıklarını bildiren bir mektup yazarakMedine'ye gönderdi. Mektubu alan Muhammed, savaşın nasıl yapılacağı konusundasahabeleriyle fikir alışverişinde bulundu ve ardından Mekkelilere karşılık bir ordu hazırlandı.[265]
Mekke ordusu, 11 Mart 625 tarihinde Mekke'den Medine'ye doğru yürümeye başladı. Bu saldırıda Mekkelilerin birincil amacı, geçen sene yaşananBedir Muharebesi'ndeki kayıplarının öcünü almak ve Müslümanların yükselen gücünü kırmaktı. Müslümanlar ise muharebe için hazırlıklıydı. Bir süre sonra iki ordu,Uhud Dağı'nın bayırlarında ve düzlüklerinde karşılaştı.[266] Muhammed, iki ordunun karşılaştığı Uhud Dağı'ndaki dar bir geçidin iki tarafına okçularını yerleştirdi.[266] Bu taktikle Mekkelilerin Uhud Dağı'nın etrafından dolaşarak Müslümanlara olası bir saldırma ihtimalini önlemek istiyordu. Okçularına, "Haber verilmeden yerinizi terk etmeyiniz!" emrini verdi. Müslümanların askerî gücü yaklaşık 1000 kişiydi.[266]
Uhud Şehitliği'ndenUhud Dağı'nın bugünkü görünümü. Müslümanlarınbüyük kayıplar verdiği Uhud Muharebesi bu dağ ve çevresinde meydana geldi.
İki tarafın kuvvetleri,Uhud Dağı'nın eteklerinde karşılaştı. Savaşın ilk başlarında Müslümanların etkili taarruzlarıyla birlikte Mekkeliler geri çekilmeye başladı. Bunu görenokçular, muharebenin kazanıldığını sanarakyerlerini terk ettiler ve Mekkelilerin bıraktıkları ganimetleri yağmalamaya başladılar. Bu vaziyetten yararlananHalid bin Velid, komutasındaki kuvvetlerle okçuların terk ettiği geçitten Müslümanlara saldırdı. Bu saldırı sonucuİslam ordusu zor duruma düştü ve geri çekilen Mekke ordusu savaş alanına geri dönüp Müslümanlara saldırdı. Müslümanlar Uhud Dağı'na doğru çekildiler. Dağa saldıran Mekkeliler, okçu atışları ile geri püskürtüldü. Mekke ordusu da kesin bir üstünlük elde edemeyip geri döndü.
Uhud Muharebesi'nde Müslümanlar 70 kadar kayıp verirken, Mekkeli paganlar ise 44-45 kadar kayıp vermişti.[267] Muhammed bu savaşta ağır yaralandı; amcasıHamza başta olmak üzere birçok Müslüman öldü. Mekkelilerin lideriEbu Süfyan, bu gününBedir Savaşı'nın karşılığı olduğunu söylemişti.[265]
31 Mart 627'de 10.000 savaşçısı ve 600 atlısı ile Medine'ye saldırmaya gelen Mekkelilere karşı Medineliler, Muhammed komutasındaki 3000piyade ile şehirde savunma savaşı yapmaya karar verdi.Selman-ı Farisi'nin teklifiyle şehrin bazı stratejik yerlerinehendekler kazılmasından dolayıHendek Savaşı olarak adlandırılan bu savaş, bir kuşatmaya dönüştü. Bir ay süren kuşatmanın havanın soğuması ve fırtına çıkması ile kaldırılması, Medinelilerin zaferi olarak kaydedildi.[268]
Kazılan hendekler,Medine'nin doğal tahkimatlarıyla birlikte, iki tarafı bir çıkmazda kilitleyerek konfederasyonunatlardan vedevelerden oluşansüvarilerini işe yaramaz hâle getirdi.Pagan müttefikler, aynı anda birkaç saldırı yapmayı umarak, Müslüman müttefiki olan MedineliYahudi kabilesiBeni Kurayza'yı şehre güneyden saldırmaya, yani Müslümanlara karşı saldırmaya ikna ettiler. Kurayzalıların bu hamlesi,Medine Sözleşmesi'ne karşı yapılmış bir ihanet olarak görüldü. Çünkü sözleşmeye göre Medine şehrine dışarıdan bir saldırı gerçekleştiğinde, şehirdeki tüm kabileler birleşip şehri birlikte savunacaklardı. Ancak Muhammed'in diplomasisi, bu birliği rayından çıkardı ve müttefikler dağıldı. Müslümanlar 1-5 kişi kayıp vermişken, rakip müttefikler 10 kişi kayıp vermişti.
Muhammed ve takipçileri,Kâbe ziyareti içinMekke'ye doğru yola çıktı. Mekkeliler, Müslümanları Mekke'ye sokmadılar.Haram aylar olduğu için savaş yapmak da istemediler ve anlaşma teklif ettiler. Hudeybiye köyünde, 628 yılında, 10 yıl savaş yapılmayacağına dair biranlaşma yapıldı. Bu 10 yıllık süre zarfında kimsenin canına ve malına dokunulmayacağı belirtildi. Müslümanlar o yılKâbe'yi ziyaret etmeksizin geri döndüler. Antlaşmaya göre gelecek yıl, Müslümanlar üç günden fazla olmamak üzere Kâbe'yi ziyaret edebileceklerdi.
Muhammed,Hudeybiye Antlaşması'ndan sonra (628), inanca göre kendisine inen bazıayetlerdeki emirler doğrultusunda uzak veya yakın, ulaşabildiği tüm ülkelerin ve devletlerin hükümdarlarınaİslam'a davet mektupları gönderip onları yeni dine davet etti. Konuyla ilgili bazıKur'an ayetleri şöyledir:
De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yerlerin ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim...[A'raf Suresi: 158]
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilenitebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiğipeygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur...[Maide Suresi: 67]
Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.[Sebe' Suresi: 28]
Muhammed'in, kendi çağdaşı olanBizans imparatoruHerakleios'a gönderdiği mektup. (Röprodüksiyon: Majid Ali Khan,Muhammad: The Final Messenger, Islamic Book Service,Yeni Delhi, 1998)
Buna göre Muhammed, Bizans İmparatoru Herakleios'a mektubu göndermesi için elçi olarakDihye bin Halife'yi seçti.[273] İslam kaynaklarına göre bu sıralarda Herakleios,Sasani hükümdarıII. Hüsrev'e karşıNinova civarında kazanmış olduğubüyük zaferden sonra (bkz.Bizans-Sasani Savaşı: 602-628), dinî bir ziyaret amacıylaKudüs'te bulunuyordu.[273]Dihye'nin asıl görevi, mektubuHerakleios'a ulaştırmak üzere Bizans İmparatorluğu'nunBusra valisine teslim etmekti. Ancak bu sırada imparatorunFilistin'de bulunması nedeniyle onun huzuruna çıkması teklif edildi.[274] Kaynaklarda Dihye'nin bizzat Herakleios ile görüştüğü ve o esnada ticaret içinGazze civarında bulunanMekkeliKureyş lideriEbu Süfyan'ın da imparatorun isteği üzerine oraya gelerek görüşmede hazır bulunduğu belirtilir.[274] Müslüman tarihçiler tarafından aktarıldığı şekliyle mektup şu tercümededir:
Allah'ın kulu ve elçisi Muhammed'denRûm'un büyüğüHerakleios'a...
Hidâyet yoluna tâbi olanlara selam olsun! Seniİslam'a davet ediyorum. İslam'ı kabul et ki kurtuluşa eresin veAllah da ecrini iki kat versin. Eğer bu davetimi kabul etmezsen, bütün tebaânın günahı senin boynunadır.
"Eyehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan söze geliniz: Sadece Allah'a kulluk edelim ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer yüz çevirirlerse, şahit olun, bizMüslümanız deyiniz." (Âl-i İmrân: 64)[273][275]
İrfan Shahid, Bizans'a giden mektubu çevreleyen daha olumlu alt anlatıların çok az inandırıcılık içerdiğini ileri sürmektedir.[272] Bir İslam araştırma âlimi olanMuhammed Hamidullah ise, Herakleios'a gönderilen mektubun sıhhatini savunur ve daha sonraki bir eserde orijinal mektup olduğu iddia edilen şeyi yeniden üretir.[276][277]
Bunun dışında, mektuplar diğer hükümdarlara da ulaştı. Mektuplara kimileri hoşgörüyle karşılık verse de,Sasani hükümdarı gibi kimileri de şiddetle cevap verdi.[269][278]
Hudeybiye Antlaşması'nı Mekkelilerin himayesindeki bir kabilenin bozmasının ardından Muhammed, 10.000 kişilik büyük birMüslüman ordusu topladı veMekke'yi kuşattı. Mekke lideriEbu Süfyan, bunun üzerine Muhammed ile görüşüp Müslüman olduğunu bildirdi.[279] Muhammed, başta Ebu Süfyan olmak üzere evine sığınacak olan birçok Mekkeliye himaye hakkı vereceğini söyledi. O sırada Mekke'de bulunan Muhammed'in amcasıAbbas da Mekkelilere benzer şeyler söyledi; onlar daMescid-i Haram'ın içerisine veya evlerine dağıldılar.[279] Müslüman ordusu, dört koldan aynı anda Mekke'ye girdi.[280] Ufak tefek birkaç saldırı dışında herhangi direniş olmadan 11 Ocak 630'da, kansız bir şekildeMekke fethedildi. Muhammed Mekke'ye girer girmez,Ebu Süfyan'a bildirdiği şekilde, birkaç kişiyi istisna ederek kimseye dokunulmayacağını bildirdi ve genel af ilan etti. Ardından, içerisinde 360put bulunanKâbe'ye yöneldi.İsra Suresi'nin 81. ayetini okuyarak putları birer birer devirdi.Bilâl-i Habeşîezan okudu ve daha sonra da beraberindeki Müslümanlarla Kâbe'yi tavaf etti. Fetihten sonra bazı Mekkeliler, toplu bir şekilde Muhammed'in yanına gelipMüslüman oldular. Mekke'nin fethedilmesinden sonraİslam diniArap Yarımadası'nda üstünlük sağlamaya başladı.[281]
Şehir ele geçirildikten sonra Muhammed'in Kâbe'ye girmesi ve tümputların yok edilmesi; Râfi Bazil'inHamla-i Haydari eseri, 1808.[282]
Arabistan'ın Fethi
Mekke'nin fethinin ardından Muhammed, Muhammed'inkinden iki kat daha büyük bir ordu kuran Konfederasyon Hawazin kabilelerinin askeri tehdidi karşısında alarma geçti. Banu Hawazin, Mekkelilerin eski düşmanlarıydı. Mekkelilerin prestijinin düşmesi nedeniyle Mekke karşıtı bir politika benimseyen Banu Thaqif (Ta'if şehrinde ikamet eden) onlara katıldı.[283] Muhammed,Huneyn Savaşı'nda Havazin veSakif kabilelerini yendi.[284]
Aynı yıl Muhammed,Mute Savaşı'ndaki önceki yenilgileri ve Müslümanlara karşı benimsenen düşmanlık raporları nedeniyle Kuzey Arabistan'a bir saldırı düzenledi. Büyük zorluklarla 30.000 adam topladı; yarısı, Muhammed'in onlara fırlattığı lanetleyici ayetlerden rahatsız olmadan, ikinci gün Abdullah ibn Ubeyy ile birlikte döndü. Muhammed, Tebük'te düşman güçlerle çatışmaya girmemesine rağmen, bölgenin bazı yerel reislerinin teslimiyetini aldı.[284][285]
Ayrıca Doğu Arabistan'da kalan tüm putperest putların yok edilmesini emretti. Batı Arabistan'da Müslümanlara karşı direnen son şehirTaif'ti. Muhammed, onlar İslam'a geçmeyi kabul edene ve erkeklerin tanrıçaEl-Lat'ın heykelini yok etmelerine izin verene kadarşehrin teslimiyetini kabul etmeyi reddetti.[286][287][288]
Tebük Savaşı'ndan bir yıl sonra Banu Thaqif, Muhammed'e teslim olmak ve İslam'ı kabul etmek için elçiler gönderdi. Pek çok bedevi, saldırılarına karşı korunmak ve savaş ganimetlerinden yararlanmak için Muhammed'e boyun eğdi. Bununla birlikte, bedeviler İslam sistemine yabancıydılar ve bağımsızlıklarını, yani kendi erdem kodlarını ve atalarının geleneklerini korumak istiyorlardı. Muhammed, "Medine'nin hükümdarlığını kabul etmeleri, Müslümanlara ve müttefiklerine saldırmaktan kaçınmaları ve Müslümanların dini vergisi olan zekatı ödemeleri" için askeri ve siyasi bir anlaşmaya ihtiyaç duyuyordu.[289]
Muhammed'in öldürülmesi için zehirleme yapıldığı ve ölümün bu zehirlenmeye bağlı olarak gerçekleştiğine dair rivayetler bulunmaktadır.[290] Buna göre,Hayber'in Fethi'nden sonra (629), Hayber Yahudilerinden olan Merhab'ın kız kardeşi Zeynep, öldürülen akrabalarının intikamı için Muhammed'e zehirli bir keçi eti sundu. Peygamber, henüz ilk lokmada etin zehirli olduğunu anlayıp sahabelerini uyarsa da,sahabelerinden olanBişr bin Berâ zehirlenerek öldü. Zeynep daha sonradan Müslüman olup affedilse de, Muhammed bu etin acısıyla yıllarca sıkıntı yaşadı.[281]
Muhammed'inVeda Haccı olarak anılanMekke ziyareti sırasında, 632 yılının Mart ayında (9 Zilhicce),arife günü 100.000'den fazla Müslümana seslendiği,Arafat Vadisi'ndeki Rahmet Dağı'nda yaptığı konuşmasına "Veda Hutbesi" denir. Veda Haccı'ndan sonraMedine'ye dönen Muhammed, kısa süre sonra hastalandı. Son anlarında eşiAişe ve kızları yanındaydı. Rivayete göre, hayatını kaybetmeden az bir süre önce Müslümanlara seslenmesi,"Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız,namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.[291] Başı Aişe'nin göğsüne dayalı şekildekelime-i şehadet getirdi. Ağzından dökülen son cümle, "Allahümme er-refikül ala..." şeklindeydi. (Türkçeye "En yüce dosta!" olarak çevrilebilir.[292]) 8 Haziran 632'de Medine'de öldü.[293]Mescid-i Nebevî'nin yanında bulunanAişe'nin evine defnedildi.
Muhammed'in ölümü sonrasında sahabeler, Peygamber'in en yakın arkadaşıEbu Bekir'in yeni lider (hâlife) olmasını uygun görerek Mescid-i Nebevî'de kendisine biat ettiler.[294][295] Böylece Ebu Bekir, ilk halife seçildi. Kısa süre sonra, kabileler hâlinde,İslam'dairtidat olarak nitelenen dinden dönüşler yaşandı.HalifeEbu Bekir, ordusuyla bu kabilelerin üzerine yürüdü veRidde Savaşları adı verilen kanlı savaşlar yaşandı.
Muhammed,Aişe'nin evinde öldüğü yere gömüldü.[296][297]Emevi halifesiI. Velid'in hükümdarlığı sırasında,Mescid-i Nebevî, Muhammed'in mezarının bulunduğu yeri de içerecek şekilde genişletildi.[298] Türbenin üzerindeki Yeşil Kubbe, 13. yüzyıldaMemlük sultanıMansur Kalavun tarafından yaptırılmış, ancak yeşil renk 16. yüzyıldaOsmanlı padişahıKanuni Sultan Süleyman döneminde eklenmiştir.[299] Muhammed'in mezarına bitişik olan mezarlar arasında, arkadaşlarının mezarları da vardır. Bu mezarlar birinci halifeEbu Bekir'e ve ikinci halifeÖmer'e aittir.[296][300][301]
Suud bin Abdul-Aziz 1805'te Medine'yi aldığında, Muhammed'in mezarındaki altın ve mücevher süslemeleri kaldırıldı.[302] Suud'un takipçileri olan Vahhabilik yandaşları, onlara hürmet edilmesini önlemek için Medine'deki neredeyse tüm mezar kubbelerini yıktılar,[302] ve Muhammed'in birinin kıl payı kurtulduğu bildirildi.[303] Benzer olaylar, 1925'te Suudi milisler şehri geri aldığında ve bu sefer tutmayı başardığında gerçekleşti.[304][305][306] İslam'ın Vahhabi yorumunda cenazenin işaretsiz mezarlarda yapılması gerekir.[303] Bu uygulama Suudiler tarafından hoş karşılanmasa da, birçok hacı ayin yapmaya devam ediyor.[307][308]
Mucizeleri
Muhammed'e atfedilen sözlerin sayıları gibi mucizeler ve bunların sayıları da yüzyıllar içerisinde sürekli artış göstermiştir.İsra Suresi'nin 1. ayetinde geçen,İsra ve Miraç olayı gibi sıradan insanların tanıklık etmediği mucizeyi kasteden ifade sayılmazsa, Kur'an'da doğrudan Muhammed'in şahsına izafe edilen bir mucize yoktur. Ancak bazıayetlerin yorumundan vehadislerden kaynaklanan mucizeler gösterilmektedir.[309][310][311] Çoğunluklahadis rivayetlerinden yola çıkarak Muhammed'e atfedilen yüksek sayıdaki bu ve benzeri mucize anlatımları, bazı İslamî kesimler tarafından ise şüpheyle karşılanmaktadır. Bu iddiaların tam aksine bazı İslam bilginleri, Muhammed'indiğer peygamberlerden farklı olarak herhangi somut birmucize göstermediğini, onun tek mucizesinin eşsiz ve tüm eksiklerden münezzeh olan "Kur'an" olduğunu savunmaktadırlar.[312]
Doğum gecesi olayları
İslam derlemelerine göre Muhammed'in doğduğu, güneş doğmadan önceki vakitte bazı olağanüstü olaylar meydana gelmişti:Kâbe'deki büyükputlar kendiliğinden devrilmişti.Sasani İmparatorluğu hükümdarıI. Hüsrev'inİran'da bulunan sarayının sütunları yıkılmıştı.Zerdüştlerin bin yıldan beri yanmakta olan kutsal ateşleri sönmüştü. Yine İran'da, ateşe tapanların kutsal kabul ettikleriSava Gölü yere batmıştı. Asırlardır suyu kurumuş olanSemave Gölü ise coşmuştu. O gece gökte, çok belirgin bir şekilde biryıldız doğdu. Hatta bazıYahudi bilginler, Muhammed'in doğumundan bu yıldız aracılığı ile haberdar olmuşlardı.[313]
16. yüzyıla ait olan buPers minyatüründe Muhammed, bölünenAy'ı işaret ediyor.
Ay'ın ikiye ayrılması mucizesi, Kur'an'daKamer Suresi'nin ilk ayetlerine dayanarak Muhammed'e atfedilen,Ay'ındolunay hâlinde iken bir gece Muhammed'in bir el işaretiyle ikiye ayrılması mucizesidir. Kur'an'da geçen"Kıyamet yaklaştı ve Ay yarıldı." ifadesi ve bağlantılı rivayetler, Muhammed'in bir işaretiyle Ay'ı gökyüzünde ikiye ayırıp tekrar birleşerek en büyük mucizelerinden birisini gösterdiği inancının Müslümanlar arasında yerleşmesine yol açmıştır.[314]
Buna göre bir gece bazı Mekkelipaganlar, Muhammed'in yanına gelerek kendisinden Ay'ı ikiye ayırmasını istediler. Bunun sonucunda daMüslüman olacaklarını söylediler. Muhammed tüm gece düşündü vedua etti. Ardından bir elin işaret parmağını dolunay hâlinde olan Ay'a uzattı ve bir işaretle Ay'ı ikiye ayırdı. Ay, birkaç saniyeliğine iki parça hâlinde durduktan sonra tekrar gökyüzünde birleşti. Bu olayı kendi gözleriyle gören Mekkeli paganlar, bu işesihir veya büyü deyip Muhammed'e yine inanmadılar.
Dolunay hâlindeki Ay'ın ikiye yarılması, parçalarından birininMekke'de bir dağın arkasına, diğerinin de önüne kadar indiği ve sonra gökyüzünde tekrar birleştiklerini ifade eden rivayetler; âlimler,hadis kritiği yapanlar ve İslam filozofları arasında tartışmalara konu olmuştur. Bazı araştırmacılar bu hadislerin zayıf, güvenilmez ve uydurma rivayetler olduğu üzerinde dururlarken,[315][316] İslami filozoflarKamer Suresi'ndeki ifadelerinalegorik olduğunu, gerçekten Ay'ın parçalandığı anlamına gelmediğini ifade etmişlerdir. Bazıları bunun bir görselillüzyon olduğunu, bazıtefsirciler ise ayette sözü edilen parçalanmanın ileridekıyametin kopması zamanında gerçekleşeceğini ifade etmişlerdir.
Muhammed'in Medine'yehicretinden bir buçuk yıl önce gerçekleştiği[318] söylenenMiraç anlatısına göre bir gece Muhammed,Cebrâil meleği eşliğinde,Burak isimli bir binek hayvanına binerekMescid-i Aksa'ya gider. Oradaİbrahim,Musa,İsa ve diğer peygamberlerden bazılarıyla görüştükten sonra,göğün en son katı olan "sidret'ül münteha"ya yükselir. OradaAllah ile görüşür,cennet vecehennemi görür ve evine döner.Sünni inancına göre, bu yolculuk esnasında, diğer bazı hükümler yanında beş vakitnamaz da Müslümanlarafarz kılınmıştır. Yine Sünni inancında, Muhammed bu yolculuğu hem ruh hem beden ile,Şii inancında ise sadece ruh ile yapmıştır.[319]
Rivayete göre Muhammed, bu yolculuktan sonraMekke'ye dönünce, bu yolculuğunu etrafındakilere anlatır. En yakın arkadaşıEbû Bekir ona inansa da,Kureyşliler onu yalanlarlar ve eğer doğruysaMescid-i Aksa’yı kendilerine tarif etmesini isterler. Mescid-i Aksa, tam o anda Muhammed'in gözü önüne getirilir ve Muhammed bu mescidin kapı, pencere vb. bölümlerini ayrıntılarıyla anlatır. Hatta daha da ileri giderek, Kureyşlilere miraca çıkarken yolda gördüğü bir Kureyş ticaret kervanının ertesi gün geleceği saati söyler ve kervan söylenen saatte gelir. Başka anlatımlara göre ise kervanın dönüşü aslında 1 saat gecikmiş, ama bu gecikmeyi telafi etmek için Allah güneşin doğuş saatini 1 saat geciktirerek Peygamber'in sözünün yalan çıkmamasını sağlamıştır.[323]
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir geceMescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimizMescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir...[İsra Suresi: 1]
Miraçla ilgili olanBurak bineği,göğe yükselme, beş vakit namazınfarz kılınması ve diğer anlatımlarhadis vesiyer kitaplarında da yer alır.
Muhammed ve eşleri içinMescid-i Nebevî'de yapılan odaların günümüzdeki şekli.
Genel inanış, Muhammed'in 11 kadınla evlendiği ve 2 tane decariyesinin olduğu şeklindedir.[324][325] Rivayetlere göre, ikisinin hesapları belirsiz olmasına rağmen, bunlar arasındaReyhâne bint Zeyd veMâriye el-Kıbtiyye cariye olarak kalmışlardır. Muhammed'in evliliklerinin veya birlikteliklerinin 2 tanesiMekke döneminde, 11 tanesiMedine döneminde gerçekleşmiştir. Medine'de, Muhammed'in eşleri içinMescid-i Nebevî'nin duvarlarına bitişik odalar yapılmıştır.[326] Müslümanlar,"Peygamber, müminlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de müminlerin analarıdır." (Ahzâb Suresi: 6) ayeti sebebiyle Muhammed'in eşlerinden ''annelerimiz'' diye bahsederler.[327]
İslamî yorumlara göre, Muhammed'in yaptığı çoğul evliliklerin kabileler arasında bozulan ilişkileri evlilik bağı yoluyla düzeltmek, savaşlarda mağlup edilen düşmanların kızlarıyla evlenip onlarınİslam'a girişini kolaylaştırmak, devletinin konumunu güçlendirmek, korumasız kalan hanımları himaye etmek, birtakım dinî hükümleri onlar vasıtasıyla göstermek gibi sebepleri bulunmaktaydı.[328]Kur'an'da,çoklu evlilik için Müslümanlara sınırlama getirilerek erkeklerin en fazla dört kadınla evlilik yapabileceğine izin verdiğine inanılan ayetler (Ahzâb: 50, 52) indiği zaman, Muhammed dörtten fazla kadınla evliydi.[328] Kur'an'da yalnızca ona has bir durum olarak bu evliliklerinin devamına izin verilmiş, ancak yeni bir evlilik yapmasına izin verilmemiştir.[328]
İskoç tarihçi ve din adamıWilliam Montgomery Watt'a göre ise, Muhammed'in bütün evlilikleri arkadaşlık ilişkilerini güçlendirme politikasına hizmet ediyordu ve Arap gelenekleri üzerine kurulmuştu.[329]
Muhammed 25 yaşındayken,Mekke'nin zengin ve dul bir kadını olan 40 yaşındakiHatice ile evlendi.[330] Bu evlilik 25 yıl sürdü ve mutlu bir evlilikti.[331] Muhammed bu evlilik sırasında başka bir kadınla evlenmedi.Hatice'nin 619'daki ölümünden sonra, Muhammed yaklaşık 2,5 yıl boyunca dul kaldı. Sonra,sahabelerden Osman bin Maz'ûn'un eşi Havle bint Hakîm, ev işlerine yardımcı olur tavsiyesiyle Muhammed'eSevde bint Zem'a ile evlenmesini önerdi. Sevde, kocasının ölümü üzerine beş çocuğuyla yalnız kalmış bir kadındı.[332] Muhammed bunu kabul etti ve 621'deSevde ile evlendi.[332] Evlendiklerinde Muhammed'in yaşı 50'ydi ve Sevde'nin de yaşının Muhammed'den büyük olup 50'nin üzerinde olduğu rivayet edilir.[332][333] Muhammed,Medine'ye hicret edip 624'te nişanlısıAişe ile evleninceye kadar Sevde onun üç yıl boyunca tek eşi oldu. Muhammed'in çoklu evlilik yaşamı, 624'teAişe ile evlendikten sonra, yani 54 yaşından sonra başladı.
Muhammed ile evlendiği sırada 40 yaşında olduğu belirtilen ilk eşiHatice'den 6 çocuğunun olduğu,[334]Kâsım veAbdullah ismindeki erkek çocuklarının küçük yaşlarda öldüğü, kızlarınınZeyneb,Rukiyye,Ümmü Gülsüm veFatıma isimlerini taşıdıkları bilinir. Muhammed'inEbu'l Kasım (Kasım'ın babası) olan künyesi, Hatice'den olan ilk oğluna dayanır. Muhammed'in Hatice'den sonraki evliliklerinden,Mâriye'den olan oğlu İbrahim dışında çocuğu olmamış ve İbrahim de iki yaşında ölmüştür.[335]
Rivayete dayalı geleneksel kaynaklara göreAişe, Muhammed ile nişanlandığında 6 ya da 7 yaşındaydı[336][337][338] ve evliliği, 9 ya da 10 yaşına gelene kadar gerçekleşmedi.[339][340][341][342] Bu nedenle Aişe evliliktebakireydi.[343] Ancak bunlara ters olarak, Aişe'nin yaşıyla ilgili çeşitli görüşler sunulmuştur.Aişe'nin evlilik yaşını, kardeşiEsma arasındaki yaş farkıyla ilgilihadisler üzerinden hesaplamaya çalışan bazı modernMüslüman yazarlar, Aişe'nin evlilikte 13 ila 18 yaşında olduğunu tahmin etmektedir.[344][345][346][347][348]Türk İslam profesörüYaşar Nuri Öztürk, Aişe'nin evlilik yaşının 17 ile 20 yaş aralığında olduğunu ifade etmektedir.[349] Türkilahiyatçı ve eskiDiyanet İşleri BaşkanıSüleyman Ateş ise, Aişe'nin 20'li yaşlarda evlendiğini belirtmiştir.[350] İlahiyatçı Ahmet Tekin veMustafa İslamoğlu, Aişe'nin evlilik yaşıyla ilgili olarak,Arapçada 10'dan sonraki rakamların sayım biçimine istinaden, bu rakamların 16 ve 19 olarak anlaşılması gerektiğini söylemektedirler.[351][352]
Muhammed'in kız çocuklarının en küçüğü olanFatıma (diğer adıyla 'Fatıma el-Zehra'), Muhammed'inİslam tarihi açısından en fazla iz bırakan çocuğu ve soyunu devam ettiren tek çocuğudur. Fatıma,Alevi veŞii anlayışında kutsanır ve ''ikinciMeryem'' olarak anılır.[353] İslam geleneğindeŞerif ileSeyyidlerin soyları Fatıma veAli yoluyla Muhammed'e dayandırılır.[354]
Muhammed'in ölümü sonrasında geriye dokuz eşi kaldı ve bunların hiçbiri de evlenmedi.Kur'an'da Muhammed'in eşleri için,"Peygamber, müminlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de müminlerin analarıdır." (Ahzâb Suresi: 6) ayetinin bulunması sebebiyle bu kadınların evlenmelerine hoşgörüyle bakılmadı ve evlenmediler.[355]
Hat sanatıyla süslenerek hazırlanmış olan yeşil temalı "Muhammed" yazısı.
Muhammed'in okuryazarlığı ile ilgili geleneksel görüş, onun okuryazar olmadığı şeklindedir. Muhammed için yaygın bir sıfat olarak kullanılanümmî sözcüğü, "doğduğu gibi kalmış olan, okuma yazma öğrenmemiş kimse" anlamına gelmektedir.[356][357] Başka bir görüşe göre ümmi, "kitap ehli olarak nitelenen dinlerden (Yahudilik veHristiyanlık) hiçbirine tâbi olmayan kişi" şeklindedir.[358]
Muhammed'in okuma yazmasının olmadığı görüşü, belli başlıKur'an ayetleri vehadislere dayandırılır.Ankebût Suresi'nin 48. veA'raf Suresi'nin 158. ayetlerinde, Muhammed'in kitap okumadığı ve ümmi olduğu ifadeleri geçer. AyrıcaCebrail'in ilk vahiy ile birlikte Muhammed'e "Oku" diye seslendiği, Muhammed'in de "Ben okuyan biri değilim, okuma bilmem!" dediği[359] ifadeleri de O'nun okuma yazma bilmediğine kaynak olarak gösterilir.[102]Cum'a Suresi'nin 2. ayetinde de Muhammed'in ümmilere elçi olarak gönderildiğinden bahsedilir.
Muhammed'in okuma yazma bilmemesi,Müslümanlar tarafındanKur'an'ın onun eseri olamayacağının, ilahi kaynaklı bir kitap olduğunun en açık delillerindendir.[357][360]
Sen bundan (Kur'an'dan) önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Eğer okuyup yazsaydın), o takdirde batıl peşinde koşanlar şüpheye düşerlerdi.[Ankebût Suresi: 48]
Diğer bazı görüşlere göre ise, Araplarda eski dinî birikimin şairler, kıssa anlatıcıları,Hanifler veYahudi ileHristiyan din bilginlerinden oluşan ve muhtemelen mitolojik kültür birikiminin geniş toplum kesimlerince bilindiği, Muhammed'in de içinde yaşadığı bu toplumun yazılı veya sözlüanlatımlarından oluşan bir birikime sahip olduğu söylenmektedir. Örneğin, Muhammed'in ilk eşiHatice’nin amcasının oğlu olan, aynı zamandaSüryani kökenli veNestûrî mezhebine bağlı birHristiyan rahibi olanVaraka bin Nevfel;Tevrat,Zebur veİncil'i de kapsayanKitâb-ı Mukaddes'e hâkim bir din adamıydı. Varaka'nın bazı dinî birikimlerini Muhammed'e aktardığı, bu bilgilerin deKur'an'daki Yahudi ve Hristiyan kültürüyle ilgili olan dinî anlatımlara kaynak teşkil ettiği ileri sürülmektedir.[361][362] Ayrıca, uzun yıllar nüfuzlu ve zengin bir kadın olanHatice’nin ticari faaliyetlerini yürütmesi vb. sebeplerle de okuryazar olduğu düşünülmektedir.[363] Fakat bu iddialara gerek İslam alimleri, gerekseKur'an'ın kendisi şiddetle karşı çıkmaktadır.[364]
Muhammed,Mekke'de dini yayma çabaları sırasındaHristiyan veYahudileri "ehl-i kitap" olarak tanımlarken, öğretilerindeki temel ilkelerin ortaklığından dolayı onları doğal müttefiki olarak gördü ve onların desteğini alacağını düşündü. Mekke'denMedine'ye göçünden sonra, aralarındaBeni Kaynuka,Beni Nadir veBeni Kureyza gibi Yahudi kabilelerinin de bulunduğu bölge halkları arasındaMedine Sözleşmesi anayasasını yürürlüğe koydu.[365]
Muhammed'inhicretinden evvel ve sonra birçok Medineli, Mekkeli göçmenlerin inançlarına geçiş yaparken, Yahudilerin çoğunluğu ise din değiştirmeyi reddetti. Reddetmelerinin asıl sebebi ise, Muhammed'inpeygamber sıfatına inanmayışlarıydı.[366]İskoç tarihçi veoryantalistWilliam Montgomery Watt'a göre,Yahudilikte Yahudi olmayan birinin peygamber olmasının kabullenilmesi kolay bir durum değildir.[367]Amerikalı Yahudi tarihçiMark R. Cohen'e göre ise Muhammed'in demeçleri Yahudilere yabancı gelmiştir.[368] Muhammed, öğretilerinin kendinden evvel gelen peygamberlerle aynı olduğunu söylese de, Watt'a göre Yahudiler,Kur'an'ı kendi dinî yazıtlarına kıyasla çelişkili buldular.[367]
Gelenekselsiyer anlatımlarında, Medine'den önce Beni Nadir ve Beni Kaynuka kabilelerinin sürgün edildiğini,Beni Kurayza kabilesinin de antlaşmayı bozdukları için muhasara edildiğini, ardındanBeni Kurayzalı erkeklerin idam edildiğini, kadın ve çocuklarının ise esir muamelesi yapıldığını, mallarının da Müslümanlar arasında paylaştırıldığını okuruz.[369] Bu konudaki genel bilgilerimiz bununla sınırlıdır. Bu iddiayı ortaya atan ilk kişi,Yahudi asıllıArap tarihçiİbn-i İshak'tır.Hint akademisyenBarakat Ahmad,Muhammad and the Jews: A re-examination(Muhammed ve Yahudiler: Yeniden İnceleme) adlı eserinde, 600 ila 900 insanın Medine'de katledilmesinin Medine'de ciddi bir tehlike doğuracağını ve verilen rakamların Yahudi hesabına göre Muhammed'den önceki katliamlara dayandığını söylemektedir.[370] Barakat Ahmed, kabilenin sadece bir kısmının öldürüldüğünü, bazı savaşçıların ise sadece köleleştirildiğini iddia etmektedir.[371][372]Velid N. Arafat, Muhammed'den yaklaşık 100 yıl sonra bunu yazanİbn-i İshak'ın Yahudi kaynaklarının, bu anlatımıYahudi tarihindeki daha önceki katliamların anılarıyla birleştirdiğini söylemektedir.[373] Arafat ayrıca, İbn-i İshak'ın, çağdaşı veMâlikîlik mezhebinin kurucusu olanMâlik bin Enes tarafından güvenilmez bir tarihçi ve daha sonrakiİbn Hacer tarafından "tuhaf hikayeler" aktaran biri olarak kabul edildiğini kaydeder.[373]
Bu hikâyelerin doğruluğuRevizyonist İslam Araştırmaları Okulu gibi araştırmacılar tarafından şüphe ile karşılanmaktadır.Hadis vesiyer kaynaklarında Muhammed'in hayatı ile hiçbir bağlantısı olmayan hikâyelerin, Muhammed'in hayat hikâyesine birtakım değişiklikler yapılarak eklemlenmiş olabileceği sıklıkla dile getirilen konulardandır. Bu görüşlere göre,Müslümanlar veYahudiler arasındaki bağlantı,İslam'ın ilk dönemlerinde çok yakındı. Yahudiler de "inananlar" olarak adlandırılırdı ve ümmetin bir parçasıydı.[374] Örneğin, Medineli Yahudi kabilesiBeni Kurayza'nın katledilmesine ilişkin hikâye gibi bazı Yahudi karşıtı metinler, İslam'ın Yahudilikten ayrıldığı zamanda, yani Muhammed'den çok sonra (100-150 yıl sonra) ortaya çıktı.[375]
Filistin doğumluİsviçreli hukuk profesörüSami Ezzib, bu konuda dikkat çeken bir ifade ileHayber Muharebesi ve Kurayza Katliamı gibi konuların Yahudi kutsal kitabında yer aldığını, ancak bu kaynağa göre Yahudilerin Yahudi olmayanları katlettikleri bilgisini vermektedir.[376]Türk ilahiyatçıMustafa İslamoğlu, M.S. 73-74 civarındaİsrail'in güneyindekiMasada'da,Romalılardan kaçmak amacıyla Yahudiler tarafından gerçekleştirilen toplu Yahudi intiharının, birYahudi torunu olanİbn-i İshak tarafından çarpıtılarak "Beni Kureyza" şeklinde ortaya atılmış yersiz bir iddia olduğunu söylemektedir.[377][378][379][380] İslamoğlu,Masada'da ölen Yahudilerin toplam sayısının (910-950 arası) Muhammed'e isnat edilen bu hadisedeki toplamYahudi ölü sayısına olan benzerliği dikkat çekerek bunu eleştirmektedir.[377]
Muhammed, 10 yıllıkMedine hayatında başta Mekkeliler olmak üzere çok sayıda kabile ile savunma, saldırı, baskın veya sadece gözdağı vermek gibi psikolojik etki amaçlı yaklaşık 100 kadar askerî harekete imza atmıştır.İslam literatüründe, Muhammed'in bizzat ordunun başında bulunduğu seferlere "gazve", Muhammed'in bizzat katılmayıp başka birisini komutan olarak atadığı seferlere ise "seriyye" adı verilir.[381][382]
Siyer-i Nebi'de geçen ve "Kâbe'deki Muhammed" olarak anılan bu tasvirde, geleneğe uygun olarak Muhammed'in yüzü çizilmeyip beyaz renkli bir örtüyle örtülmüş ve sembolik olarak alevle betimlenmiştir.[383]
Muhammed'in tasvir edilmesiİslam'da tartışmalı bir konudur. Muhammed'in sözlü ve yazılı betimlemeleri bütün İslamî gelenekler tarafından kolayca kabul edilirken, görsel betimlemelerde ise anlaşmazlıklar mevcuttur.[384][385]Kur'an, Muhammed'in görüntülerini veçizilmesini açıkça yasaklamaz, fakat Müslümanların Muhammed'in görsel tasvirini oluşturmalarını yasaklayan bazıhadisler vardır.[386] Tümü, Muhammed'in görünümüyle ilgili otantik görsel bir gelenek olmadığı konusunda hemfikirdir; ancak ilk menkıbeler Muhammed'in portresini işlemiştir ve orijinalliği çoğunlukla kabul edilen yazılı fiziksel açıklamalar mevcuttur.
Pek çok görsel tasvir, Muhammed'i sadece yüzü beyaz renkle örtülü ya da sembolik bir şekilde bir alev olarak betimlemekteyken, özellikle 1500'lerden önceki yıllara ait çalışmalarda yüzü de gösterilmektedir.[387][388][389] Günümüzİran'ında dikkate değer bazı istisnalar hariç,[390] Muhammed tasvirleri oldukça nadirdir veİslam tarihi boyunca hiçbir toplulukta veya çağda sayısı artmamıştır.[391][392] Bununla birlikte, neredeyse sadece kişiselFarsça ile diğerminyatür resim kitaplarında yer almıştır.[393][394]İslam'da genel din sanatının kilit aracı geçmişte de günümüzde dekaligrafidir.Osmanlı İmparatorluğu'nda ise "hilye" sanatı, Muhammed hakkında metinlerin süslü bir görsel düzenlemesi olarak gelişmiştir.[392][393]
Günümüze ulaşan en eski tasvirler, 13. yüzyılAnadolu Selçuklu veİlhanlı İran minyatürlerinden gelir ve tipik olarak Muhammed'in hayatını ve yaptıklarını anlatan edebi türlerdedir.[395][396] İlhanlılar döneminde, İran'ın Moğol hükümdarları İslam'a geçtiğinde, rakip Sünni ve Şii gruplar, İslam'ın önemli olaylarına ilişkin kendi özel yorumlarını desteklemek için Muhammed'in görüntüleri de dahil olmak üzere görsel imgeler kullandılar.[397]Budizm Etkisi Moğol seçkinlerinin din değiştirmesinden önce gelen temsili dini sanat geleneği, bu yeniliğin İslam dünyasında emsali görülmemişti ve "İslam sanat kültüründe soyutlamadan uzaklaşarak camilerde, duvar halılarında, ipeklerde, seramiklerde ve kitapların yanı sıra cam ve metal işleri".[397] Pers topraklarında, bu gerçekçi tasvir geleneği,Timur hanedanlığı boyunca, 16. yüzyılın başlarındaSafeviler iktidara gelene kadar sürdü.[397]Şii İslam'ı devlet dini haline getiren Safeviler, Muhammed'in yüzünü, hatlarını gizlemek ve aynı zamanda onun nurlu özünü temsil etmek için bir peçe ile örterek geleneksel İlhanlı ve Timurlu sanat tarzından ayrılmayı başlattılar.[398] Eşzamanlı olarak, daha önceki dönemlere ait ortaya çıkarılan bazı görüntüler tahrif edildi.[397][399][400] Daha sonra resimlerOsmanlılarda ve başka yerlerde üretildi, ancak camiler hiçbir zaman Muhammed'in resimleriyle süslenmedi.[401] Gece yolculuğunun (mi'raj) resimli anlatımları özellikle İlhanlı döneminden Safevi dönemine kadar popülerdi.[402] 19. yüzyıldaİran Muhammed'in yüzü örtülü, özellikle okuma yazma bilmeyenleri ve çocukları çizgi roman tarzında hedefleyen basılı ve resimlimi'raj kitaplarında bir patlama gördü. Taş baskı yoluyla çoğaltılan bunlar, esasen "basılı el yazmaları" idi.[402] Bugün, baştaTürkiye veİran olmak üzere Müslümanların çoğunlukta olduğu bazı ülkelerde posterlerde, kartpostallarda ve hatta sehpa kitaplarında milyonlarca tarihi reprodüksiyon ve modern resim mevcuttur, ancakİslam dünyasının diğer birçok yerinde bilinmemektedir. ve diğer ülkelerden Müslümanlar tarafından karşılaşıldığında, büyük bir şaşkınlığa ve gücenmeye neden olabilirler.[395][401]
Osmanlı hattatıHâfız Osman'ın yazdığı, Muhammed'in sözlü tasvirini içeren birhilye kitabı; 1642-1698.
En eski kaynaklardan biri olanİbn Sa'd'ın Kitâbü’t-Tabakâtü’l-Kebir isimli eserinde, çok sayıda sözlü Muhammed tasvirleri mevcuttur. Muhammed'in kuzeni ve damadıAli kaynaklı bir açıklama şu şekildedir:[403]
"Allah'ın Elçisi, Allah onu korusun, ne çok kısa ne de çok uzundur. Saçı ne kıvırcık ne de düz, ikisinin karışımıdır. Siyah saçlıdır ve büyük bir başı vardır. Teninde az miktarda kırmızılık vardır. Omuz kemikleri geniş, avuç içi ve ayakları topludur. Boynundan göbeğine doğru inen uzun tüyler vardır. Kirpikleri uzun, kaşları yakın, alnı pürüzsüz ve parlak, omuzları geniştir. Yürürken yüksek bir yerden iniyormuş gibi eğimli bir şekilde yürür (...) Ondan önce veya sonra onun gibi bir adam görmedim."
SahabelerindenEnes bin Malik ise, rivayete göre Muhammed'i şöyle tarif etmiştir:[404]
"Resûlullah Efendimizin boyu ne çok uzun, ne de fazla kısaydı. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi. Kırk yaşına geldiğinde, Allah O'nu peygamber olarak gönderdi. Peygamber olduktan sonra Mekke'de on sene, Medine'de de on sene kaldı ve altmış yaşlarında vefat etti. Bu fani hayata veda ettiğinde, saçında ve sakalında yirmi tel ak saç yoktu."
Yine sahabelerindenEbu Hureyre, rivayete göre kendisini şu sözlerle anlatmaktadır:[405]
"Hazreti Peygamber, gümüşten yaratılmış gibi nurlu beyazdı; saçları da hafif dalgalıydı. Alnı geniş olup hilal kaşlıydı, kaşları gürdü. İki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibiydi. Gözleri pek güzel, bebekleri simsiyahtı. Kirpikleri birbirine geçecek şekilde gürdü. Güldüğünde dişleri, çakan şimşek gibi parıldardı. İki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi. Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş ve rüzgâr gören kısmı, altın alaşımlı gümüş ibrik gibi gümüşün beyazlığı ve altının da kırmızılığını yansıtır şekilde parıldardı. Göğsü genişti; göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da Ay'ı andırırdı. Omuzları genişti. Kol ve pazuları iriceydi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı."
Bunların yanı sıra, İslam bilginlerinin çoğunluğu Muhammed'in genellikle uzun saçlı olduğunu, saçlarının uzunluğunun kulak memesi ile omuzu arasında değiştiğini, hatta ara sıra saçlarını topladığını ve örgü yaptığını da söylemektedir.[406] Genel olarak Muhammed'in saçlarının uzun olduğu, bazen omuzlarına kadar uzattığı, bazen ikiye ayırdığı, bazen de tozdan korunmak veya yolculuğa çıkmak gibi amaçlarla örgü yaptığı bilinmektedir.[407]
Muhammed'e isnat edilen söz, fiil ve davranışlarahadis, bunlardan gelenekselleşen uygulamalara isesünnet denir. Başlangıçta bu hadislerin sayıları birkaç yüz veya birkaç bin (ilk 100 yıl içerisinde 1000 adet) adetle sınırlı iken, üç yüzyıl içerisinde bu sayı milyonlara ulaşmıştır.[408]
Şiiler, Muhammed'in sözleri yanında,masum kabul ettikleriimamların sözlerini dehadis olarak kabul etmektedirler.Sünnilerin tümsahabeyi güvenilir bulmalarına karşılık Şiilerde, sahabe ve sahabeleri görmüş kişiler (tâbiîn) tek tek ele alınır ve tarihsel süreçteAli veyaEhl-i Beyt tarafında yer almayan veya karşıtları arasında yer alanlar, güvenilmez bulunarak onlardan gelen rivayetler reddedilir. Sünni hadis kitapları, Muhammed'den 200-300, Şii hadis kitapları ise 400-500 yıl sonra yazılmışlardır.[409]Hadisler,Kur'an'dan sonraİslam'da ikincil kaynak olarak görülür; ancak buna rağmen, tarih içerisinde ve günümüzde, "güvenilmez" oldukları gerekçesiyle hadislere mesafeli davranan, birçok hadisi reddeden veya tamamını reddedenMüslümanlar da vardır.
İslamî gelenekteki yeri
Allah'ın birliğine tasdik edildikten sonra, Muhammed'in peygamberliğine olan inanç, İslam inancının ana yönüdür. Her MüslümanŞehadet'te şöyle ilan eder: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet ederim." Şehadet, İslam'ın temel inancı veya ilkesidir. İslami inanca göre, ideal olarak Şehadet, yeni doğmuş bir bebeğin duyacağı ilk sözlerdir; çocuklara hemen öğretilir ve ölünce okunur. Müslümanlar, namaza çağrıda (ezan) ve namazın kendisinde şehadeti tekrarlarlar. İslam'a geçmek isteyen gayrimüslimlerin akideyi okumaları gerekmektedir.[410]
İslam inancında Muhammed, Allah tarafından gönderilen son peygamber olarak kabul edilir.[411][412]Kur'an 10:37 şöyle der: "...O (Kur'an), kendinden önceki (vahiyleri) tasdik edici ve Rabbin katından -ki bunda hiçbir şüphe yoktur- Kitabı eksiksiz açıklayandır. Dünyaların ." Benzer şekilde Kuran 46:12, "...ve bundan önceMusa'nın kitabı vardı, bir rehber ve bir rahmet olarak. Ve bu Kitap (onu) doğruluyor...", Kuran 2:136 ise İslam'a inananlara emrediyor : "De ki: Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a ve Yakub'a indirilene inandık. kabilelere, Musa ve İsa'ya ve peygamberlerin Rableri katından aldıklarına. Biz onların hiçbiri arasında ayrım yapmayız ve biz O'na teslim olmuşuzdur."
Müslüman geleneği, Muhammed'e çeşitli mucizeler veya doğaüstü olaylar atfetmektedir.[413] Örneğin, birçok Müslüman yorumcu ve bazı Batılı akademisyenler, Kuran Suresi 54:1-2'yi, takipçilerine zulmetmeye başladıklarında Kureyş'in gözünde Muhammed'in Ay'ı ikiye ayırmasına atıfta bulunacak şekilde yorumladılar.[414][415] Batılı İslam tarihçisi Denis Gril, Kuran'ın Muhammed'in mucizeler gerçekleştirdiğini açıkça tanımlamadığına ve Muhammed'in yüce mucizesinin Kuran'ın kendisiyle özdeşleştirildiğine inanıyor.
İslami geleneğe göre Muhammed, Taif halkı tarafından saldırıya uğradı ve ağır şekilde yaralandı. Gelenek ayrıca kendisine görünen ve saldırganlara karşı intikam teklif eden bir meleği anlatır. Muhammed'in teklifi reddettiği ve Taif halkının hidayet etmesi için dua ettiği söylenir.[416]
Sünnet, Muhammed'in (Hadis olarak bilinen rivayetlerde muhafaza edilen) eylemlerini ve sözlerini temsil eder ve dini ritüeller, kişisel hijyen ve ölülerin gömülmesinden insanlar ve Tanrı arasındaki sevgiyi içeren mistik sorulara kadar geniş bir faaliyet ve inanç yelpazesini kapsar. Sünnet, dindar Müslümanlar için bir öykünme modeli olarak kabul edilir ve Müslüman kültürünü büyük ölçüde etkilemiştir. Muhammed'in Müslümanlara "selam üzerinize olsun" (Arapça:es-selamu 'alaykum) vermeyi öğrettiği selamlama, tüm dünyadaki Müslümanlar tarafından kullanılmaktadır. Günlük namazlar, oruç ve yıllık hac gibi büyük İslami ritüellerin birçok detayı Kuran'da değil, yalnızca Sünnet'te bulunur.[417]
Müslümanlar geleneksel olarak Muhammed'e olan sevgilerini ve hürmetlerini ifade etmişlerdir. Muhammed'in hayatı, şefaati ve mucizeleriyle ilgili hikâyeler, popüler Müslüman düşünce ve şiirine nüfuz etti. Mısırlı Sufi al-Busiri'nin (1211-1294) Muhammed'e Arapça kasideleri arasında,Kaside-i Bürde ("Manto Şiiri") özellikle iyi bilinir ve iyileştirici, manevi bir güce sahip olduğu yaygın olarak kabul edilir.[418] Kuran, Muhammed'den "alemlere rahmet (rahmet)" olarak bahseder (Kuran-ı Kerim 21:107).[284] Doğu ülkelerinde yağmurun merhametle çağrıştırılması, tıpkı yağmurun ölü gibi görünen toprağı canlandırması gibi, Muhammed'in bereket dağıtan ve topraklara yayılan, ölü kalpleri canlandıran bir yağmur bulutu olarak tasavvur etmesine yol açtı (örneğin bkz. el-Latif).[284]Muhammed'in doğum günü, bu tür kamusal kutlamaların teşvik edilmediğiVahhabilerin çoğunlukta olduğuSuudi Arabistan hariç, İslam dünyasında büyük bir bayram olarak kutlanır.[419] Müslümanlar, Muhammed'in adını söylerken veya yazarken, genellikle Arapçaṣallā llahu ʿalayhi wa-sallam (Tanrı onu onurlandırsın ve barış versin) ifadesiyle ismini tabir ederler.[420]
Tasavvuf
Tasavvuf, özellikle birinci İslam yüzyılının sonundan itibaren İslam hukukunun gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.[421]Sufiler olarak bilinen,Kuran'ın içsel anlamını ve Muhammed'in içsel doğasını arayan Müslüman mistikler,İslam peygamberini sadece bir peygamber olarak değil, aynı zamanda mükemmel bir insan olarak da gördüler. Tüm Sufi tarikatları, manevi iniş zincirlerini Muhammed'e kadar izler.[422]
Muhammed hakkındaki en eski belgelenmişHristiyan bilgisi,Bizans İmparatorluğu kaynaklarında görülmektedir. Bu kaynaklar, hem Yahudilerin hem de Hristiyanların Muhammed'i birsahte peygamber olarak gördüklerini söylemektedirler.[423]
İranlı profesörSeyyid Hüseyin Nasr'a göre, dönemin Avrupa edebiyatı çoğunlukla Muhammed'e olumsuz bir gözle bakıyordu.Orta Çağ Avrupası'nın bazı önde gelen çevreleri (özellikleLatin okuryazarlığı olan bilim insanları), Muhammed hakkında oldukça kapsamlı biyografik bilgilere erişebildiler. Bu biyografileri birHristiyan gözüyle yorumladılar ve Muhammed'i, insanları (sarazen) din kisvesi altında kandırıp kendisine boyun eğdiren bir kişi olarak gördüler.[425] Zamanın popüler Avrupa edebiyatı, Muhammed'i Müslümanların kendisine taptığı bir put veya putperest bir Tanrı gibi tasvir ediyordu.[425]
British Library’da bulunan ve 635'teSüryani rahipPresbiter Tomas tarafından yazılan yazıtlara göre,Romalılar ve Muhammed’in Arap ordusu 634 yılında savaştılar ve Araplar Romalıları yendi.[426] Tarihçiler tarafından bu savaşa "Dathin Savaşı" deniyor.[427] Bu belgelerde "Muhammed’in Arapları" diye açıkça Muhammed'in ismi ve Bizanslıları mağlup edişleri belirtilmiştir. Bundan önce de, 629 yılında, Muhammed'in gönderdiği bir Müslüman ordusu,İmparator Herakleios'un bizzat gönderdiği birBizans ordusuyla çarpışmıştı ve "Mute Muharebesi" olarak bilinen bu savaşta da kesin bir sonuç olmamasına rağmen Müslümanlar yenilmemişti.
636 yılında yazılmış birSuriye günlüğünde, şikayet babında Muhammed'in ordusunun Bizans topraklarını işgal ettiği,Celile’denBelh’e kadar her yeri ele geçirdikleri, askerleri öldürdükleri ve bir sonraki savaşın 636 yılında Gabitha’da olduğu yazılmaktadır.[428] "Gabitha" bölgesiYermuk Nehri'nin yanındadır ve ünlüAlman bilim insanı ve teologTheodor Nöldeke, bu savaşın tarihinin ve yerininYermük Savaşı'nın tarihine tam uymakta olduğunu söylemektedir.[429]Halid bin Velid'in Müslüman ordusunun başında olduğu bu savaş, Müslüman Arapların zaferiyle sonuçlanmıştı.
Daha sonraki çağlarda, Muhammed bir şizmatik olarak görülmeye başlandı:Brunetto Latini'nin 13. yüzyılda yazdığıLi livres dou tresor adlı eser, Muhammed'i eski birkeşiş vekardinal olarak gösterir.[425]İtalyan siyasetçiDante, 1300'lerde yazdığıİlahi Komedya adlı eserinde (Inferno, 28. Kıta), Muhammed'i veAli'yi "şeytanlar tarafından defalarca yaralanmış olan anlaşmazlık oluşturucular ve şizmatiklerin arasında" cehenneme yerleştirir.[425]
Alman filozofGottfried Leibniz, Muhammed'i "doğal dinden sapmadığı" için övmüştür.[430]Fransız tarihçiHenri de Boulainvilliers, ölümünden sonra 1730 yılında yayımlananVie de Mahomed adlı eserinde Muhammed'i "yetenekli bir siyasi lider ve adil bir yasa koyucu" olarak tanımladı[430] ve O'nu, Tanrı'nın çekişen Doğulu Hristiyanları şaşırtmak, Doğu'yuRomalıların vePerslerindespotik yönetiminden kurtarmak ve Tanrı'nın birliği (tevhid) bilgisini doğudaHindistan'dan batıdaİspanya'ya kadar yaymak içinvahiy alan bir elçi olarak sundu.[431]
Fransız İmparatorNapolyon Bonapart, Muhammed'e veİslam'a hayrandı ve onu örnek bir kanun koyucu ve büyük bir adam olarak tanımladı.[432]
Dünyaca ünlüRus yazarLev Nikolayeviç Tolstoy, İslam peygamberi Muhammed'e hayran olduğunu bazı kitaplarında (İtiraflarım) açıkça söylemiş ve hem Muhammed'in hem de getirdiğiİslam dinininHristiyanlık dininden üstün olduğunu düşündüğünü belirtmiştir. Aynı zamanda Tolstoy, bu görüşü üzerine yaşamının son dönemlerindeMuhammed isminde birrisale yazmış ve bu risalede O'nun pek bilinmeyen bazı sözlerine yer vermiştir.[433]
Amerikalıastrofizikçi ve yazarMichael H. Hart, yaklaşık 30 yıllık bir çalışmanın ardından, 1978'de''Dünyaya Yön Veren En Etkin 100'' adlı bir kitap kaleme almış ve bu kitapta yer alan listenin 1. sırasına Muhammed'i yerleştirmiştir. Bu görüş sebebiyle birçok olumsuz eleştiri ve tepki alan Michael H. Hart, kitabına şu cümleler ile başlamaktadır:[434]
“
Dünyanın en etkili kişilerinin listesinde başı çeken kişi olarak Muhammed'i seçmem bazı okurları şaşırtabilir, bazıları da bu konuyu sorgulayabilirler; ancak O, tarihte hem din hem de din dışı alanlarda üstün başarı göstermiş tek kişiydi.
„
Modern tarihçiler
William Montgomery Watt veRichard Bell gibi bazı modern yazarlar, Muhammed'in takipçilerini kasten aldattığı fikrini reddederler ve Muhammed'in "kesinlikle samimi olduğunu ve tamamen iyi niyetle hareket ettiğini" söyleyip, Muhammed'in davası için zorluklara göğüs germeye hazır olmasının bunun göstergesi olduğunu belirtirler.[435] Ancak bunun yanında Watt, iyi niyetin doğruluk anlamına gelmediğini de söyler:"Çağdaş terimlerle, Muhammed kendi bilinçaltını ilahi vahiyler ile karıştırmış olabilir."[435] AyrıcaWilliam M. Watt,Hristiyan bir din adamı olmasına rağmen"Muhammed Tanrı'nın elçisidir." demiştir.[436]
Montgomery Watt ve tarihçiBernard Lewis, Muhammed'i sadece kendi çıkarları peşinde koşan bir sahtekâr olarak görmeninİslam'ın gelişimini anlamayı imkânsız hâle getireceğini öne sürerler.[437][438]Alford T. Welch, Muhammed'in yaptığı işe olan sağlam inancı nedeniyle bu kadar etkili ve başarılı olmuş olabileceğini savunur.[425]
Diğer dinler
Bahâîlik inancının takipçileri, Muhammed'i birçok peygamberlerinden biri olarak görürler. Muhammed'inpeygamber döngüsündeki son peygamber olduğunu düşünürler, ancak kendisinin öğretilerinin yerini ve önemini, Bahâîliğin kurucusuBahaullah'ın öğretilerinin aldığını kabul ederler.[439][440]
Muhammed'in yaşamını veya getirdiğiİslam dinini konu alan iki tane büyük çaptasinema filmi çekilmiştir. Bunlardan ilki,Suriye asıllıAmerikalı yönetmenMustafa Akkad'ın yönettiği 1976 yapımı ''Çağrı'' (The Message) filmidir.[467] Bu filmde Muhammed'in yüzü ve vücudu hiç gösterilmemiş, daha çok İslam dininin doğuşuna veyayılışına odaklanılmıştır.[468] Bu film bir "ilk" özelliği taşımasından dolayı tüm dünyada yankı yaratmıştır.[469] Filmin sahnelerinin çoğuLibya'da, bir kısmı iseFas'ta çekildi ve tüm dünyada 12 dile çevrildi.[469]
İkinci film ise, yaklaşık yedi senelik uzun çalışmaların sonucunda 2015'te gösterime giren,İranlı yönetmenMecid Mecidi'nin yönetmenliğini yaptığıİran yapımı ''Muhammed: Allah'ın Elçisi'' (Muhammad: The Messenger of God) adlı filmdir. Bu filmde de Muhammed'in 12 yaşına kadarki çocukluk hayatı konu alınmış ve Muhammed'in yüzü gösterilmemekle birlikte vücudu, elleri, ayakları ve saçları gösterilmiştir.[470][471] Çekimleri yaklaşık 5-6 yıl süren film, bazı kesimler tarafından oldukça başarılı bulunurken, bazı kesimlerce de yoğun eleştirilere maruz kaldı;[470] hatta bazıSünni ülkelerde vizyona girmeden yasaklandı.[472] BazıSünni kesimler,Şii gözüyle bu filmi çektiği iddiasıyla filmin yönetmeniMecid Mecidi'yi suçladılar;[473] Mecidi ise bunları reddetti.[474]
Edebiyat
GerekTürkiye'de, gerekseİslam coğrafyasında Muhammed'in yaşamını konu alan sayısız edebi eser yazılmıştır.
ÜnlüRus yazarLev Tolstoy, Muhammed'e hayranlık duyduğunu bazı kitaplarında (İtiraflarım) açıkça söylemiş ve kendisi hakkındaki olumlu görüşlerine yer vermiştir.Lev Tolstoy, yaşamının son yıllarında Muhammed'in bazı pek bilinmeyen sözlerini (hadis) derleyerek birkitap hâline getirmiş ve yayımlamıştır.[433]
Muhammed'i ve İslam dinini konu alan müzik eserlerinin başında,Lübnan kökenliİsveçli şarkıcıMaher Zain'ın yaptığı şarkılar yer alır. 2011'de çıkardığı ''Ya Nabi Salam Alayka'' (Selam Sana Ey Elçi) ve 2014'te çıkardığı ''Muhammad P.B.U.H.'' (MuhammedS.A.V.) bunlara örnek verilebilir.
^Tam adı:Ebû'l-Kâsım Muhammed ibn-i 'Abd Allâh ibn-i 'Abd'ûl-Muttâlib ibn-i Hâşim ibn-i 'Abd Menâf El Kureyşî (Arapça: ابو القاسم محمد ابن عبد الله ابن عبد المطلب ابن هاشم)
^Baskın İslamî anlayış, Muhammed'in ölüm tarihi olarak 8 Haziran 632'yi kabul etmektedir. Çoğu erken dönem, çoğunluklaMüslüman olmayan anlayışlar ise, Muhammed'inFilistin'in Fethi sırasında hâlâ hayatta olduğunu belirtmektedir.[6][7]
^Muhammed'inpeygamber olduğuna inanan, ancak "son peygamber" olduğuna inanmayan din ve hareketler vardır:
Bahâîlik, Muhammed'i birtakım peygamberler veya "Tanrı'nın tezahürleri"nden biri olarak sayar, ancakBahaullah'ın tebliğ ettiklerinin onunkileri neshettiğini kabul eder.[10]
Ahmedîlik, Muhammed'in son kural koyan peygamber olduğunu kabul eder, ancak son peygamber ünvanını reddeder.[11][12]
^Oxford İslam Dünyası Ansiklopedisi'nde yazan Ahmad S. Moussalli ve Gordon D. Newby'e göre Muhammed,dünyanın en büyük medeniyetlerinden birini doğuran dinî, siyasi ve sosyal birreformcuydu.Modern tarihsel açıdan bakıldığındaİslam'ın kurucusuydu. İslam inancı açısından ise önceAraplara, sonra da tüm insanlığa "uyarıcı" olarak gönderilen Allah'ın elçisi (rasûlullah) idi.[15]
^Kur'an,İslam'dan bahsederken zaman zaman Arapçada "yol, âdet, durum" anlamlarını taşıyandîn sözcüğünü kullanır.[17]
^Muhammed'in okuryazarlığı ile ilgili tartışmalar ve daha fazla bilgi içinbakınız.
^Benzer bir ifade,İngiliz tarihçiLawrence Conrad tarafından da kullanılır. Onun incelemelerine göre,hicrî ikinci yüzyıla kadar Peygamber'in doğum tarihiyle ilgili İslamî bilimsel görüş, 85 yıllık bir çeşitlilik sergilemişti. İster sözlü ister yazılı olarak nakledilmiş olsun, herhangi birtarihsel anlatı geleneğinin istikrarı için kronolojinin çok önemli olduğu varsayımına göre, bu durum ikinci yüzyıldasiyer çalışmalarının hâlâ bir akışkanlık hâlinde olduğunun açık bir göstergesi olarak görülebilir.[29]
Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resûl'e, oümmî peygambere uyan kimselerdir... (A'raf Suresi: 157)
...(Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler... (Bakara Suresi: 89)
^Diri diri gömülen kıza hangi suçundan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda... (Tekvir: 8-9)
^İslamî gelenek, Muhammed'in doğduğu zamandaArabistan'dasüt anne geleneğinin yaygın olduğunu söylerken; bazı Batılı bilim adamları bu geleneğin tarihselliğini reddetmektedir.
^İbn Hişâm'a göre Muhammed, amcasıEbû Talib'e şunları demiştir: "Bu işten vazgeçmem için Güneş'i sağ elime, Ay'ı da sol elime verseler hiçbir şey değişmez. Allah bu dini üstün kılıncaya kadar çalışacağım veya bu uğurda öleceğim."
^William Montgomery Watt, savaş sonrasındaki bu kayıplar hususunda hemfikir olsa da; Kureyş ordusunun Mekke'den çıktığı sırada 950 kişilik, savaş sırasında da tahminen 600-700 kişilik olduğunu söylemektedir.
^Resimde Muhammed'in etrafında kanatlı betimlenen varlıklar,İslam'da dört büyük melek olan Cebrâil, Azrail, Mikâil ve İsrafil'dir.Kur'an'da yasak edilmemesine rağmen, İslam'da meleklerin betimlenmesi pek hoş karşılanmaz ve sıklıkla rastlanmaz.
^Muhammed'in doğum tarihi olarak 569 ve 571 yılları da alternatif olarak sunulmaktadır.
^Buhl, Frants; Welch, Alford T.; Schimmel, Annemarie; Noth, A.; Ehlert, Trude (2012).Encyclopaedia of Islam (2. bas.). BRILL. s. 374. 28 Mart 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2023.
^Moussalli, Ahmad S.; Newby, Gordon D."Muḥammad". Oxford Islamic Studies Online. 11 Şubat 2017 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ağustos 2023.
^'Abd al-Malik Ibn Hishām, Muhammad Ibn Isḥāq (1967).The Life of Muhammad (İngilizce). Oxford University Press. s. 653.ISBN978-0-19-636033-1. 7 Ağustos 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2023.
^Buhl, Frants; Welch, Alford T.; Schimmel, Annemarie; Noth, A.; Ehlert, Trude (2012).Encyclopaedia of Islam (2. bas.). BRILL. 28 Mart 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2023.
^Robinson, Chase F. (2015). "History and Heilsgeschichte in Early Islam".History and Religion(PDF). Library of Congress. s. 130. 13 Ekim 2021 tarihinde kaynağındanarşivlendi(PDF). Erişim tarihi: 8 Ağustos 2023.
^Cook, Michael (1983).Muhammad (İngilizce). Oxford University Press. s. 62.ISBN978-0-19-287605-8. 10 Ağustos 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 8 Ağustos 2023.
^Nevo, Nehuda D.; Koren, Judith (2000). "Methodological Approaches to Islamic Studies".The Quest for the Historical Muhammad (İngilizce). New York: Prometheus Books. ss. 420-443.
^Nevo, Nehuda D.; Koren, Judith (2000). "Methodological Approaches to Islamic Studies".The Quest for the Historical Muhammad (İngilizce). New York: Prometheus Books. s. 432.|erişim-tarihi= kullanmak için|url= gerekiyor (yardım)
^Alford T. Welch, Ahmad S. Moussalli, Gordon D. Newby (2009)."Muḥammad". John L. Esposito (Ed.).The Oxford Encyclopedia of the Islamic World. Oxford: Oxford University Press. 11 Şubat 2017 tarihinde kaynağındanarşivlendi.The Prophet of Islam was a religious, political, and social reformer who gave rise to one of the great civilizations of the world. From a modern, historical perspective, Muḥammad was the founder of Islam. From the perspective of the Islamic faith, he was God's Messenger (rasūl Allāh), called to be a "warner," first to the Arabs and then to all humankind.KB1 bakım: Birden fazla ad: yazar listesi (link)
^abWilliam Montgomery Watt, Nicolai Sinai."Muhammad – Prophet of Islam" (İngilizce). Encyclopedia Britannica. 9 Şubat 2017 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2023.
^Sasani İmparatorluğu'unda yaşayan Süryani Hristiyanlar tarafındanİsa'ya verilen unvanlar, Muhammed'inYeni Ahit'tekibenedictus,ευλογημένος ile eşdeğer olmasıdır. Numismatik bir çalışmada Popp,mhmd (Arapça sesli harfler olmadan yazılır) ile yazılmış, ancak daha sonra yaygın hale gelenrasûlullahtan yoksun, H. 16'ya tarihlenen sikkeler tespit etti. Popp, Pehlevi alfabesindeMHMT ile ve ayrıca bazı durumlarda Hristiyan sembolizmiyle birleştirilmiş olarak kısmen Arap alfabesindemhmd ile yazılmış Arap-Sasani ve Suriye sikkelerini ekledi. Volker Popp,Bildliche Darstellungen aus der Frühzeit des Islam (IV), in:imprimatur 5+6, 2004; Volker Popp,Die frühe Islamgeschichte nach inschriftlichen und numismatischen Zeugnissen, in: Karl-Heinz Ohlig (ed.),Die dunklen Anfänge. Neue Forschungen zur Entstehung und frühen Geschichte des Islam, Berlin 2005, ss. 16-123 (here p. 63 ff.)
^Avcı, Casim."KUREYŞ (Benî Kureyş)". TDV İslâm Ansiklopedisi. 3 Haziran 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2023.
^"History and Religion"(PDF). Walter de Gruyter GmbH. 2015. 13 Ekim 2021 tarihinde kaynağındanarşivlendi(PDF). Erişim tarihi: 10 Ağustos 2023.News of Muḥammad and his contemporaries circulated by word of mouth from the start, vectors for the transit of information not only to subsequent generations of Muslims, but also to non-Muslims.
^Esposito, John L. (28 Nisan 2016).Islam: The Straight Path. Updated Fifth Edition, Updated Fifth Edition. Oxford University Press. ss. 4-5.ISBN978-0-19-063215-1. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2023.
^"Şem'un-u Safâ". Sorularla Risale. 13 Eylül 2007. 22 Eylül 2020 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi:21 Ekim 2022.
^Said Nursî,Mektûbat, s. 171, Envâr Neşriyât, İstanbul: 2010. Evliya Çelebi'nin eserinde Osmanlı alfabesiyle alıntıladığı o âyette geçen kelimeler; "ايتون Bir oğlan", "ازربيون İbrahim neslinden ola", "پروفتون Peygamber ola", "لوغسلين yalancı olmaya", "بنت onun", "افزولات doğum yeri Mekke ola", "كه كالوشير salihlikle gelmiş ola", "تونومنين onun mübarek adı", "مواميت Mevamit ola", "اسفدوس ona uyanlar", "تاكرديس bu dünyânın mâliki olalar", "بيست بيث ve o dünyânın mâliki olalar" Said Nursî, mevamit kelimesinin sırasıyla Muhammed ve Memed kelimelerinden tahrif edildiğini savunur.
^Hisham Ibn al-Kalbi (2015).Book of Idols (İngilizce). Faris, Nabih Amin tarafından çevrildi. Princeton University Press. ss. 21-22.ISBN978-0-691-62742-7. 12 Ağustos 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ağustos 2023.
^Şükrullah Efendi (2010).Behcetü't Tevarih. Almaz, Hasan tarafından çevrildi. Mostar Yayınları. 13 Ağustos 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 13 Ağustos 2023.
^Wensinck, A. J.; Rippin, A. (2002)."Waḥy".Encyclopaedia of Islam (2. bas.). Brill. 10 Şubat 2017 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Ağustos 2023.
^Gordon, Matthew (30 Mayıs 2005).The Rise of Islam (İngilizce). Greenwood Publishing Group. ss. 120-121.ISBN978-0-313-32522-9. 17 Ağustos 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 17 Ağustos 2023.
^abcKüçükaşçı, Mustafa Sabri."SENETÜ'l-HÜZN". TDV İslâm Ansiklopedisi. 21 Eylül 2020 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ağustos 2023.
^abKapar, Mehmet Ali."EBÛ LEHEB". TDV İslâm Ansiklopedisi. 10 Ocak 2021 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ağustos 2023.
^abMuhammad ibn Ishaq (1995).Sirat Rasul Allah (İngilizce). Guillaume, A. tarafından çevrildi. Oxford University Press. ss. 194-195.|erişim-tarihi= kullanmak için|url= gerekiyor (yardım)
^Bozkurt, Nebi; Küçükaşçı, Mustafa Sabri."MESCİD-i NEBEVÎ". TDV İslâm Ansiklopedisi. 25 Mayıs 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 21 Kasım 2023.
^Watt, W. Montgomery (1956).Muhammad at Medina. Osmania University, Digital Library Of India. Oxford At The Clarendon Press. Erişim tarihi: 29 Kasım 2023.
^Serjeant, R. B. (1964). "The Constitution of Medina".Islamic Quarterly (İngilizce). s. 4.|erişim-tarihi= kullanmak için|url= gerekiyor (yardım)
^ab"Umma in the Constitution of Medina".Journal of Near Eastern Studies. The University of Chicago Press. 1977. s. 44.|erişim-tarihi= kullanmak için|url= gerekiyor (yardım)
^Serjeant, R. B. (1964).The Constitution of Medina. Islamic Quarterly.|erişim-tarihi= kullanmak için|url= gerekiyor (yardım)
^Gabriel, Richard A. (17 Mayıs 2007)."Muhammad: The Warrior Prophet" (İngilizce). HistoryNet. 22 Ekim 2023 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 30 Kasım 2023.
^Footnote of the El-Cheikh(1999) reads: "Opposed to its authenticity is R. B. Sejeant "Early Arabic Prose: in Arabic Literature to the End of the Umayyad Period, ed. A. E L. Beeston et a1 ... (Cambridge, 1983), ss. 141-142. Suhaila aljaburi also doubts the authenticity of the document; "Ridlat al-nabi ila hiraql malik al-~m,H" amdard Islamicus 1 (1978) no. 3, s. 15-49"
^El-Cheikh, Nadia Maria (1999). "Muhammad and Heraclius: A Study in Legitimacy".Studia Islamica. s. 5-21
^abIrfan Shahid, Arabic literature to the end of the Umayyad period, Journal of the American Oriental Society, Vol 106, No. 3, p. 531
^abc"HERAKLEİOS".TDV İslâm Ansiklopedisi. 3 Temmuz 2019 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi:25 Ekim 2022.
^ab"DİHYE b. HALÎFE".TDV İslâm Ansiklopedisi. 23 Eylül 2021 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi:25 Ekim 2022.
^Muhammad and Heraclius: A Study in Legitimacy, Nadia Maria El-Cheikh, Studia Islamica, No. 89. (1999), ss. 5-21.
^Footnote of the El-Cheikh(1999) reads: "Hamidullah discussed this controversy and tried to prove the authenticity of Heraclius' letter in his "La lettre du Prophete P Heraclius et le sort de I'original: Arabica 2(1955), ss. 97-110, and more recently, in Sir originaw des lettms du prophbte de I'lslam (Paris, 1985), pp. 149.172, in which he reproduces what purports to be the original letter."
^Sahih-i Buhârî, Tıp Kitabı, Ledüd Bâbı, Sahih-i Müslim, Selam Kitabı, Ledüd ile Tedavinin Mekruhluğu Bâbı, Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.6, s.118, Sünen-i Tirmizi, c. 3, s. 265
^D. A. Spellberg,Politics, Gender, and the Islamic Past: the Legacy of A'isha bint Abi Bakr, Columbia University Press, 1994, p. 40.
^Karen Armstrong,Muhammad: A Biography of the Prophet, Harper San Francisco, 1992, p. 145.
^Muhammad Husayn Haykal,The Life of Muhammad, North American Trust Publications (1976), p. 139.
^A.C. Brown, Jonathan (2014).Misquoting Muhammad: The Challenge and Choices of Interpreting the Prophet's Legacy. Oneworld Publications. pp. 143-44. ISBN978-1-78074-420-9.
^DA Spellberg,Politika, Cinsiyet ve İslami Geçmiş: A'isha bint Abi Bakr'ın Mirası, Columbia University Press, 1994, s. 40.
^Barlas, Asma (2012)."Believing Women" in Islam: Unreading Patriarchal Interpretations of the Qur'an.University of Texas Press. s. 126.On the other hand, however, Muslims who calculate 'Ayesha's age based on details of her sister Asma's age, about whom more is known, as well as on details of the Hijra (the Prophet's migration from Mecca to Madina), maintain that she was over thirteen and perhaps between seventeen and nineteen when she got married. Such views cohere with those Ahadith that claim that at her marriage Ayesha had "good knowledge of Ancient Arabic poetry and genealogy" and "pronounced the fundamental rules of Arabic Islamic ethics.
^"Lisan-ul Arap'a bakıldığı takdirde, Arapçada 11'den 19'a kadar olan sayılar kullanılırken, "birler" hanesi kullanıldığı takdirde "onlar" hanesinin de kastedildiğinin anlaşılmasının gerektiği ifade edilmektedir. (...) Aişe, Arapçayı en edebî konuşan hanımlarından biridir. Arapçadaki bu özelliği kullanarak 6 ve 9 yaşla, 16 ve 19 yaşı kastettiği anlaşılmalıdır."Ahmet Tekin ile Röportaj: Asrı Saadette Kadın Olmak ve Aişe'nin Evlilik Yaşı 3 Aralık 2013 tarihindeWayback Machine sitesindearşivlendi.
^Barakat Ahmad, « Muhammad and the jews. A re-examination. ». Indian Institude of Islamic Studies. VPD LDT.ISBN 0 7069 0 804 X (IV02A2501). édité en 1979. Prologue par Bernard Lewis, s.40-43.
^Nemoy, "Barakat Ahmad's "Muhammad and the Jews", p. 325. Nemoy is sourcing Ahmad'sMuhammad and the Jews.
^abArafat. "New Light on the Story of Banu Qurayza and the Jews of Medina".Journal of the Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland.1976: 100-107.
^G. R. Hawting:The Idea of Idolatry and the Rise of Islam: From Polemic to History (1999); Fred Donner:Muhammad and the Believers. At the Origins of Islam (2010) s. 59
^Fred Donner:Muhammad and the Believers. At the Origins of Islam [tr:Muhammed ve Müminler. İslam'ın Kökenlerinde] (2010) s. 68 ve devamı; bkz. ayrıca Hans Jansen:Muhammed (2005/7) ss. 311-317 (2008 Almanca baskısı)
^T. W. Arnold (Haziran 1919). "An Indian Picture of Muhammad and His Companions". The Burlington Magazine for Connoisseurs, Vol. 34, No. 195. ss. 249-252.JSTOR860736.
^Jonathan Bloom; Sheila Blair (1997).Islamic Arts. London: Phaidon. s. 202.
^What Everyone Needs to Know about Islam, John L. Esposito - 2011 p. 14; for hadith seeSahih al-Bukhari, Hadith: 7.834, 7.838, 7.840, 7.844, 7.846
^Arnold, Thomas W. (2 Şubat 2011) [First published in 1928].Painting in Islam, a Study of the Place of Pictorial Art in Muslim Culture. Gorgias Press LLC. ss. 91-9.ISBN978-1-931956-91-8.
^W. Wright, Catalogue Of Syriac Manuscripts In The British Museum Acquired Since The Year 1838, 1872, Part III, Printed by order of the Trustees: London, No. DCCCCXIII, pp. 1040-1041.
^A. Palmer (with contributions from S. P. Brock and R. G. Hoyland), The Seventh Century In The West-Syrian Chronicles Including Two Seventh-Century Syriac Apocalyptic Texts, 1993, op. cit., p. 19, note 119; Also see R. G. Hoyland, Seeing Islam As Others Saw It: A Survey And Evaluation Of Christian, Jewish And Zoroastrian Writings On Early Islam, 1997, op. cit., p. 120, note 14.
^W. Wright, Catalogue Of Syriac Manuscripts In The British Museum Acquired Since The Year 1838, 1870, Part I, Printed by order of the Trustees: London, No. XCIV, pp. 65-66. This book has been recently republished in 2002 by Gorgias Press.
^Th. Nöldeke, “Zur Geschichte Der Araber Im 1, Jahrh. d.H. Aus Syrischen Quellen”, Zeitschrift Der Deutschen Morgenländischen Gesellschaft, 1876, op. cit., pp. 79-82.
^abBuhl, F.; Welch, A.T. (1993). "Muḥammad". Encyclopaedia of Islam. 7 (2nd ed.). Brill. pp. 360-376.ISBN 978-90-04-09419-2.
^Brockopp, Jonathan E (2010). The Cambridge Companion to Muḥammad. New York: Cambridge UP. pp. 240-242.ISBN 978-0-521-71372-6
^Talk Of Napoleon At St. Helena (1903), pp. 279-280
^abLev Tolstoy,Hz. Muhammed (Ünlü Rus yazarın İslam peygamberi ile ilgili kayıp risalesi), Öteki Adam Yayınları, 2013.
^Michael H. Hart, The 100: A Ranking of the Most Influential Persons in History (Dünyaya Yön Veren En Etkin 100), Neden? Kitap, 2009.
The Jews [...] could not let pass unchallenged the way in which the Koran appropriated Biblical accounts and personages; for instance, its making Abraham an Arab and the founder of the Ka'bah at Mecca. The prophet, who looked upon every evident correction of his gospel as an attack upon his own reputation, brooked no contradiction, and unhesitatingly threw down the gauntlet to the Jews. Numerous passages in the Koran show how he gradually went from slight thrusts to malicious vituperations and brutal attacks on the customs and beliefs of the Jews. When they justified themselves by referring to the Bible, Muhammad, who had taken nothing therefrom at first hand, accused them of intentionally concealing its true meaning or of entirely misunderstanding it, and taunted them with being "asses who carry books" (sura lxii. 5). The increasing bitterness of this vituperation, which was similarly directed against the less numerous Christians of Medina, indicated that in time Muhammad would not hesitate to proceed to actual hostilities. The outbreak of the latter was deferred by the fact that the hatred of the prophet was turned more forcibly in another direction, namely, against the people of Mecca, whose earlier refusal of Islam and whose attitude toward the community appeared to him at Medina as a personal insult which constituted a sufficient cause for war.
During the twenty-five years of his union with Ḥadijah Muhammad had no other wife; but scarcely two months had elapsed after her death (619) when he married Sauda, the widow of Sakran, who, with her husband, had become an early convert to Islam and who was one of the emigrants to Abyssinia. At about the same time Muhammad contracted an engagement with 'A'ishah, the six-year-old daughter of Abu Bakr, and married her shortly after his arrival at Medina. 'A'ishah was the only one of his wives who had not been previously married; and she remained his favorite to the end. [...] In his married life, as well as in his religious life, a change seems to have come over Muhammad after his removal to Medina. In the space of ten years he took twelve or thirteen wives and had several concubines: even the faithful were scandalized, and the prophet had to resort to alleged special revelations from God to justify his conduct. Such was the case when he wished to marry Zainab, the wife of his adopted son Zaid.
^Rahman al-Mubarakpuri, Saifur (2005).The Sealed Nectar. Darussalam Publications. ss. 201-05.ISBN9798694145923.They [the Jews killed] numbered 600 or 700—the largest estimate says they were between 800 and 900.
^"Filmimi Seyretmeden Yasakladılar!".filmarasidergisi.com. Film Arası Dergisi. 16 Ekim 2016. 22 Aralık 2016 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Kasım 2016.Film Arası Dergisi’ne konuşan dünyaca ünlü İranlı Yönetmen Mecid Mecidi, Suudi ve Mısırlı alimlerin ‘Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi’ filmini seyretmeden yasak fetvası verdiklerini söyledi.
Lewis, Bernard (21 Ocak 1998)."Islamic Revolution". The New York Review of Books. 8 Nisan 2010 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi:12 Temmuz 2013.
William H. McNeill, Jerry H. Bentley, David Christian, (Ed.) (2005).Berkshire Encyclopedia of World History. Berkshire Publishing Group.ISBN978-0-9743091-0-1.KB1 bakım: Birden fazla ad: editör listesi (link)
Richard C. Martin, Said Amir Arjomand, Marcia Hermansen, Abdulkader Tayob, Rochelle Davis, John Obert Voll, (Ed.) (2003).Encyclopedia of Islam & the Muslim World. MacMillan Reference Books.ISBN978-0-02-865603-8.KB1 bakım: Birden fazla ad: editör listesi (link)
The Oxford Encyclopedia of the Islamic World'deMuḥammad 11 Şubat 2017 tarihindeWayback Machine sitesindearşivlendi., Ahmad S. Moussalli, Gordon D. Newby ve Ahmad Moussalli