Mantar (çoğul hâli:fungi, tekil hâli:fungus), çok sayıdaçok hücreli vetek hücreliökaryotik canlıyı kapsayan bir biyolojikâlemin adıdır.Maya gibi mikroorganizmalardan,küf veşapkalı mantarlara kadar pek çok üyesi olan bucanlılar grubu, halk arasında genellikle sadece şapkalı mantarları tanımlamak için kullanılır.Biyoloji alanında mantarları inceleyenbilim dalınamikoloji denir.
Mantarlar dünyanın hemen hemen her yerinde bulunurlar. Nemli yerlerde daha çokturlar. Yeryüzünde 1,5 milyon kadar mantartürü olduğu düşünülmekte ise de günümüzde sadece 69.000 kadar türü tanımlanmıştır.[2] Mantarlar, doğadabesin döngüsünü sağlayan önemli ayrıştırıcılar oldukları için ekolojik olarak önemli canlılardır. Ayrıca mayalarınekmek,bira veşarap gibi ürünlerinfermentasyonundaki rolleri veşapkalı mantarların besin maddesi olarak tüketilmesi bu canlıları ekonomik olarak da önemli bir yere koyar.
Mantarlarla ilgili sistematik çalışmalar 250 yıllık bir geçmişe dayansa da bazılarının özellikleri yüzyıllardır bilinmektedir.[2] Bira üretiminde, ekmek hamurunun kabartılmasında, şarap yapımında insanlık tarihinde hep kullanılmışlardır.Meksika veGuatemala halkları bazıhalüsinojenik mantarları dinî ve mitolojik törenlerde kullanmışlardır.[2] Yine bazı mantarlar Kuzey Amerika yerlileri ve Çinliler tarafından tıbbî amaçla kullanılmışlardır.[2][3] Şapkalı mantarların ilk olarakProterozoik Devir’de (4milyar – 570 milyon yıl önce) ortaya çıktıkları düşünülüyor. İnsanların şapkalı mantarları kullanımıysaPaleolitik Devir'e (yontma taş devrine) kadar uzanır. Tarihsel kayıtlar, şapkalı mantarların pek de iyi niyetli olmayan amaçlar için kullanıldıklarını ortaya koymaktadır. II. Claudius vePapa VII. Clement’in düşmanları tarafından zehirli bir mantar türü olan Amanita’yla zehirlendiği yazılmıştır. Bir efsaneye göre deBuddha, bir köylünün ona sunduğu toprak altında yetişen bir mantarı yediği için ölmüştür.
Mantarlar eşeyli üreme ve eşeysiz üremeyle çoğalırlar.[4] Her iki durumda daspor oluştururlar. Sporlar "humenium" adı verilen yapılarda meydana gelir. Eşeyli üremeleri iki haploid hücrenin birleşmesini içerir. Toprağa dökülen sporlar rüzgarla ya daböceklerle çevreye dağılır vetoprakta yıllarca yaşayabilir. Mantarlar nemli ortamlarda gelişirler, bu nedenleyağmurlardan sonra topraktakisporlar çimlenerek mantarları oluştururlar. Tek hücreli mantarlar isetomurcuklanarak çoğalabilirler. Suda yaşayanlarda eşeysiz üreme daha çok hareket organeli (yaniflagellum) bulunan zoosporlar ile olur.
Yaşam döngülerinde iki safha bulunmaktadır. Bunlar;
Somatik safha: Mantarın beslenme ve besinsel aktivitelerini yerine getirdiği safha,
Üreme safhası: Sporların üretimi, somatik yapıların diğer üreme yapılarında kullanıldığı safha.
Üç değişik somatik yapı görülebilir. Bunlar;
Plasmodium ya dapseudoplasmodium denilen çok nukleuslu bir yapı,
Bir hücreden ibaret bir yapı,
Hifsi bir yapıdadırlar.
Hifler, renksiz, ince, uzun iplikler olup yan yana gelerekmiselyum adı verilen dokuyu, miselyumlar datallus adı verilen yapıyı oluşturur.
Mantarların yaşam döngüsü her şekilde spor oluşumuyla sonuçlananeşeyli veeşeysiz üremeyi kapsamaktadır. Hem eşeyli hem eşeysiz üreme safhalarını içeren tüm yaşam döngüsü "holomorf" diye bilinir. Eşeysiz üreme sporları ve ilgili üreme yapılarının gözlendiği evre "anamorf" (imperfect) evredir. Eşeyli üreme yapılarının gözlendiği evre ise "telemorf" (perfect) evre adını alır.
Mantarlar insanlık tarihi açısından büyük öneme sahiptirler.Ekosistemin önemli parçalarıdır. Son iki milyar yıldır bitki ve hayvansal yapıları çürüttükleri bilinmektedir. Bu yapılardakielementlerin serbest bırakılmaları mantarlar tarafından sağlanır. Orman ekosistemlerinde karbondioksit salınımı gerçekleştirmektedirler. Ayrıca toprağın yapısını bitki gelişimi için uygun hâle getirirler. "Mikoriza"[5] denilen ortaklıklar oluşturarak bitkilerinköklerine tutunurlar ve bitki köklerinden karbonhidrat alırlar, bu sırada bitki de mantarın hifleri yardımı ile topraktan su ve suda çözünen tuzları emer.[6] Bazıeklembacaklı türlerinde "mycangium" denen yapılar olarak bulunurlar veselüloz sindirimine yardımcı olurlar.
Mantarlar nemli olan her yerde yetişebilirler.
Alglerle birleşerekekosistem için çok önemli olanlikenleri oluştururlar.[4] Bazı parazitik mantarlardan tarım zararlıları ve hastalıklarıyla biyolojik mücadelede yararlanılmaktadır. Bazı marketlerde "Collego" adıyla satılan ürün, yabancı otlarla mücadelede kullanılanColletotrichum gloeosporoides türünden elde edilen birmikoherbisitdir.
Gerçek mantarlardan olanmayalar, fırıncılık vefermantasyon endüstrisinin temelini oluştururlar. Alkollü içki endüstrisinin temelini de mantarlar oluşturmaktadır. Bununla beraber,sitrik asidin endüstriyel olarak üretilmesinde ve bazıpeynir tiplerinin hazırlanmasında da (rokfor,gorgonzola, kamembert gibi) kullanılırlar. Penisilin gibi birçok yararlı antibiyotiğin,thiamin,biyotin,riboflavin gibi bazıvitaminlerin;ergotamin,kortizon gibi önemli ilaçların kullanılmasında yine mantarlardan yararlanılmaktadır.Amilaz,pektolaz gibienzimler;gibberellin gibi bazıhormonlar[7] da mantarlardan yararlanılarak üretilmektedir. Ayrıcagenetik çalışmalarda kullanılanNeurospora cinsi yine bir mantardır.
Ustilago maydis mantarıŞili gibi bazı ülkelerdemısır bitkisinde yetiştirilir ve gıda olarak kullanılır.
Avrupa,Amerika,Çin veJaponya'da gıda olarak mantar yetiştirme bir endüstri hâlini almıştır. Çin'de mantar yetiştiriciliği 600 yıl öncesine kadar dayanır. Avrupa'da ise 1650'li yıllarda Fransa'dakültür mantarı yetiştiriciliği başlamıştır.Şili gibi bazı Güney Amerika ülkelerindeAztekler zamanından beri bilinenmısır rastığı (Ustilago maydis), bazımısır tarlaları özellikle bu mantar ile enfekte edilerek üretimi yapılmakta ve yenilmektedir. Mantarlar gelişmek için; nem, sıcaklık, 4-7 arasıpH,oksijen, az miktarda ışığa ihtiyaç duyarlar.
Mantarlar bitkilerde çoğunlukla hastalığa neden olurlar.
Birçok yabani mantar doğadan toplanıp yenebilir ve çoğunun kültür türlerinden daha lezzetli olduğu söylenir. Fakat doğal yetişmiş mantarları toplayan kişi bu konuda uzman olmadığı takdirde zehirlenme ve ölümlerle karşılaşılabilir. Çünkü bazı mantarların çok küçük bir miktarı bile insanı öldürecek kadar zehirlidir. Zehirli mantarları zehirsizlerden ayırmak için genel bir kural yoktur.
Yenebilen ve zehirli mantarlar yan yana yetişebilirler. Bazı yenebilen ve zehirli türler birbirine o kadar benzer ki bunu ancak bir mantarbilimci ayırt edebilir. Zehirli mantarların tadı yenebilen mantarlarınkinden farklı değildir. Rengi, kokusu ve tadı ile bir mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılamaz.
Mantarların insan ve hayvanlarda oluşturduğu hastalıklara genel anlamıyla "mikoz" denir. Tropikal ülkelerde mikozlar yaygındır.[2]AIDS,kanser, şeker hastalıkları, organ nakli gibi durumlarda doğal veya yapay olarak bağışıklık sistemi baskılandığı için mantarenfeksiyonları ortaya çıkabilir.[9] Mantarsporları havaya karışarak insandaalerji veastıma sebep olabilirler. Bitkilerdeparazitik mantarlar hastalıklara neden olurlar. Bazı mantar türleri bitkiler üstünde yaşar ve besinini bitkilerden sağlar. Bitki öldüğündeyse kendi besinini üreterek yaşamını sürdürür. Özellikle tek cins ürüne dayalı tarımda (patates,pirinç gibi) büyük kayıplara yol açabilirler. Örneğin 1840'lı yıllardaİrlanda'da baş gösteren kıtlığa patates mildiyösü (Phytophthora infestans) neden olmuştur. Bu felâketten dolayı bir milyondan fazla insan ölmüştür. 1943'te iseBangladeş'teHelminthosporium oryzae diye bilinen tür, pirinç ürününü yok ederek kıtlığa neden olmuştur.[2]
Ayrıca, mantarlar hakkındaki yanlış inançlar da zehirlenme olaylarını arttırıcı etki yapar. Zehirli mantarları salyangozların yemediği, ağaçlarda yetişen mantarların zehirsiz olduğu, mantarı yoğurtla yemenin zehirlenmeyi önlediği, zehirli mantarların iç kısmının koparılınca mavileştiği ve kurutulmuş mantarların zehirlemediği gibi bilgiler yanlıştır. Bu bilgilere güvenerek mantar yemek kesinlikle doğru değildir.
Mantarlar, ılıman iklimlerde elbiselerin, kameraların, teleskopların, mikroskopların ve diğer optik malzemelerinküflenerek zarar görmesine neden olurlar. Petrol ürünleri, deri gibi organik maddeler de mantarların besin olarak kullandığı ürünlerdir. Çürükçül mantarlar aynı zamanda tomruk ve kerestelerin, ağaçtan yapılmış eşyaların çürüyerek kullanılamaz hale gelmesinden de sorumludurlar. Ayrıca evlerde, marketlerde besinleri bozarak milyarlarca dolarlık zarara neden olurlar. Gıdalarda oluşturduklarımikotoksinlerle[7] toksik zehirlenmelere yol açabilirler. Özellikleokratoksinler[8] veaflatoksinler,böbreklerde vekaraciğerde hasarlara neden olurlar. "Çavdar mahmuzu" diye bilinen mantar,çavdarın ununa karışıp yenmesiyleergotizm[10][11] denilen hastalığa neden olmaktadır. Bu hastalık hayvanlarda ve insanlarda yavru düşüklüğüne neden olmakta ve ölümlerede yol açabilmektedir. Bazı mikotoksik mantarlar Vietnam ve Afganistan'dabiyolojik silah olarak kullanılmıştır.[2]
Sınıflandırmadabitkiler âlemi içinde ele alınmaları bilim adamları arasında uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Her ne kadar Uluslararası Botanik Nomenklatür Kodunun kurallarına göre adlandırılıp sınıflandırılsa da,bitkilerden farklı birâlem olarak ele alınmışlardır. İlk taksonomik gruplandırılma eşeyselsporlarına göre yapılmıştır. Günümüze kadar mantarlar,gamet,gametangia,sporokarp ve sporlarının özelliklerine, hayat döngülerindeki sitolojik ve morfolojik özelliklerine göre sınıflandırılmıştır.
Mantarlara ait ilk sınıflandırmaLinnaeus tarafından yapılmıştır. "Species Plantarum" adlı kitabında mantarlarıCryptogamia Fungi sınıfında toplamıştır. İlk modern mikolog vemikolojinin kurucusu olanAntonio Micheli, mantarları 1719'da yayımladığı "Nova Genera Plantarum" adlı eserinden toplamıştır.[13]Carl Woese (1981), sınıflandırmasınıfilogenetik kurallara göre yapılmıştır.[2]Monofiletik grup olarak düşünülmüş olan mantarlar, artık üç farklı grup olarak düşünülmektedir. Bu sınıflandırma fungi olarak bilinen organizmaların birbirleriyle sıkı bir ilişki içinde olmadıklarını kabul eder. Buna gore mantarlar;[2]
Ölümcül seviyede zehirli olan mantar türlerinin sayısı tüm mantar türlerinin sayısına oranlandığında oldukça azdır. Diğer zehirli mantarların bir kısmı ise pişirildiklerinde bu niteliklerini kaybetmektedir. Doğadan toplanan yenilebilen mantar türlerinin sayısı ise hiç de az değildir. Bu türlere ekonomik değerleri ve lezzetleriyle köylülerin bütçelerine ciddi katkılar sağlayanMorchella (Kuzu Göbeği) Mantarları iyi bir örnek teşkil eder. Zehirli ve yenilebilen bazı mantar türlerinin ayırdedilmesindeki bazı zorluklar ve yaşanan ölüm olayları nedeniyle kültür mantarlarının yiyecek olarak tüketilmesi önerilmektedir. Mantarların yenilebilen bir türü olan parazitler bitkilerde de bulunur. Bu durumda ilişki tek yönlüdür. Bu parazit içine girdiği bitkiye anında bulaşır ve öldürür.