Katolik Kilisesi (Latince: Ecclesia Catholica), 2025 itibarıyla dünya çapında 1,27 ila 1,41 milyar vaftiz edilmiş Katolik ile en büyükHristiyan kilisesidir.[2][3][4] Dünyanın en eski ve en büyük uluslararası kurumları arasında yer almakta olupBatı medeniyetinin tarihinde ve gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.[5][6] Kilise, her biri bir veya daha fazla piskopos tarafından yönetilen ve dünya genelinde yaklaşık 3.500piskoposluk veeparklıktan meydana gelen Latin Kilisesi ve 23 Doğu Katolik Kilisesi de dahil olmak üzere 24 adetsui iuris (özerk) kiliseden oluşur.[7]Roma piskoposu olanPapa, kilisenin lideridir.[8]
Katolikliğin temel inançlarıİznik İnancı'na dayanır. Katolik Kilisesi, kendisininİsa Mesih tarafındanBüyük Görev Emri'nde kurulmuştek, kutsal, katolik ve apostolik kilise olduğunu; piskoposlarının Mesih'in havarilerinin halefleri olduğunu ve Papa'nın, İsa Mesih tarafından kendisine öncelik tanınanAziz Petrus'un halefi olduğunu öğretir.[9] Kilise, havariler tarafından öğretilen özgün Hristiyan inancını uyguladığını; bu inancı, kiliseninmagisterium'u (öğretme yetkisi) aracılığıyla otantik bir şekilde yorumlandığı üzere Kutsal Yazılar ve kutsal gelenek aracılığıyla yanılmaz bir şekilde koruduğunu savunur.[10]
YedisakramentindenEfkaristiya (Komünyon) en temel olanıdır ve Missa Ayini'nde litürjik olarak kutlanır.[11] Kilise, bir papaz tarafından takdis etme yoluyla kurbanlık ekmek ve şarabınMesih'in bedenine ve kanına dönüştüğünü öğretir.Meryem Ana'ya,Tanrı'nın Annesi veGöklerin Kraliçesi olarak hürmet edilir; günahsız gebeliği,ebedi bekâreti vegöğe alınışı gibi dogmalarda ve ibadetlerde onurlandırılır.[12] Katolik Kilisesi, dünya çağında on binlerceKatolik okulu, üniversite ve kolej, hastane ve yetimhane işletmektedir ve dünyadaki en büyük sivil toplumeğitim ve sağlık hizmeti sağlayıcısıdır.[13] Diğer sosyal hizmetleri arasında çok sayıda hayırsever ve insani yardım kuruluşu bulunmaktadır.
Papa tarafından yönetilenRoma Piskoposluğu, onun yerel yetki alanını oluştururken,Kutsal Makam olarak anılanRoma Episkoposluk Makamı ise Katolik Kilisesi'nin merkezî yönetim otoritesidir. Kutsal Makam'ın idarî organı olanVatikan Divanı, ana ofislerini; Papa'nın devlet başkanı ve mutlak seçimli hükümdarı olduğu,Roma şehri sınırları içinde yer alan küçük, bağımsız bir şehir devleti olanVatikan'da bulundurur.
Katolik terimi, ilk olarak 2. yüzyılın başlarında kiliseyi tanımlamak için kullanılmıştır. "Katolik kilise" ifadesinin bilinen ilk kullanımı,Antakyalı Aziz İgnatius'un yaklaşık MS 110 yılındaİzmirlilere yazdığı mektupta geçmektedir: "Piskopos nerede olursa, halk orada olsun; tıpkı İsa'nın olduğu yerde evrensel [katholike] Kilise'nin olduğu gibi."[14]Kudüslü Aziz Kiril'inKateşizm Dersleri'nde (yaklaşık MS 350), "Katolik Kilise" adı, kendilerini "kilise" olarak adlandıran diğer gruplardan ayırt etmek için kullanılmıştır.[14][15]
1054'tekiDoğu-Batı Ayrılığı'ndan bu yanaDoğu Ortodoks Kilisesi,Ortodoks sıfatını ayırt edici bir lakap olarak benimsemiştir; resmî adı ise Ortodoks Katolik Kilisesi olmaya devam etmektedir.[16] AyrıcaLatin Kilisesi deKatolik olarak tanımlanmıştır. Bu niteleme, 16. yüzyıldakiReform sonrasında,Kutsal Makam ile birlik ilişkisini kesenlerinProtestan olarak anılmaya başlamasıyla, Kutsal Makam ile birlik hâlinde olanları belirtmek için kullanılmıştır.[17]
Yeni Ahit, özellikle deİnciller, İsa'nın faaliyetlerini ve öğretilerini,On İki Havari'yi atamasını ve havarilere görevini sürdürmeleri talimatını verdiğiBüyük Görev Emri'ni kaydeder.[18]Elçilerin İşleri kitabı, Hristiyan kilisesinin kuruluşunu ve mesajınınRoma İmparatorluğu'na yayılışını anlatır. Katolik Kilisesi, kamusal hizmetininPentekost'ta başladığını öğretir; bu da Mesih'indirildiğine inanılan tarihten elli gün sonraya denk gelir. Pentekost'ta havarilerin Kutsal Ruh'u aldıklarına inanılır; bu da onları kiliseye liderlik etme misyonlarına hazırlamıştır. Katolik Kilisesi,Roma piskoposu tarafından yönetilenpiskoposlar kolejininHavarilerin halefleri olduğunu öğretir.[10]
Matta İncili'nde bulunanPetrus'un Mesih'i Tanıması anlatısında,Mesih,Petrus'u üzerine kilisesini inşa edeceği "kaya" olarak belirtir.[19][20] Katolik Kilisesi, Roma piskoposu olan Papa'yıAziz Petrus'un halefi olarak kabul eder.[10]
Pek çok akademisyen, Roma'da birden fazla presbiterden/piskopostan oluşan bir kilise yapısının 2. yüzyılın ortalarına kadar devam ettiğini, bu dönemde tek bir piskopos ve birden fazla presbiterden oluşan bir yapıya geçildiğini ve sonraki yazarların geriye dönük olarak "Roma piskoposu" terimini erken dönemdeki ruhban sınıfının en önde gelen üyelerine ve Petrus'un kendisine de atfettiklerini savunur.[21]
Raymond E. Brown, Petrus'tan Roma'nın yerel piskoposu olarak bahsetmenin anakronik olduğunu ancak o dönem Hristiyanlarının Petrus'u "sonraki kilisede papalığın rolünün gelişimine esaslı bir şekilde katkıda bulunacak rollere sahip biri" olarak görmüş olabileceklerini söyler. Brown'a göre bu roller, "Petrus'un öldüğü ve Pavlus'un Mesih'in gerçeğine tanıklık ettiği şehrin piskoposunun, evrensel kilisenin gözetiminde Petrus'un halefi olarak görülmesine büyük ölçüde katkıda bulunmuştur".[21]
Roma İmparatorluğu'ndaki şartlar, yeni fikirlerin yayılmasını kolaylaştırdı. İmparatorluğun sahip olduğu geniş yol ve su yolu ağları seyahati kolaylaştırdı vePax Romana ise yolculukları güvenli hâle getirdi. İmparatorluk, fikirlerin daha kolay ifade edilip anlaşılmasını sağlayan Yunan kökenli ortak bir kültürün yayılmasını teşvik etti.[18]
Ancak, Roma İmparatorluğu'ndaki çoğu dinden farklı olarak, Hristiyanlık kendi mensuplarından diğer bütün tanrıları inkâr etmelerini istiyordu. Hristiyanlarınpagan kutlamalarına katılmayı reddetmesi onların toplumsal hayatın büyük bir kısmından dışlanmalarına yol açtı. Bu durum, hükûmet yekilileri dahil olmak üzere Hristiyan olmayanların, Hristiyanların tanrıları öfkelendirdiğini ve böylelikle İmparatorluğun huzurunu ve zenginliğini tehlikeye attığını düşünerek endişelenmesine neden oldu. Bunun sonucunda yaşananzulümler Hristiyanlığın 4. yüzyılda yasal olarak tanınmasına kadar devam etti.
MS 313 yılındaİmparator I. Konstantin'unMilano Fermanı ile Hristiyanlık yasal hâle geldi. 330'da ise Konstantin, imparatorluk başkentini günümüzdeİstanbul olanKonstantinopolis'e taşıdı. 380'deSelanik Fermanı, İznik Hristiyanlığını Roma İmparatorluğu'nun resmî devlet dini haline getirdi. Diğer bölgelerde ise kilise imparatorluktan bağımsızdı; bu durum özellikleDoğu-Batı Ayrılığı ile daha da belirginleşti.[22][23]
MS 451'deKalkedon Konsili, geçerliliği tartışmalı bir kanun maddesiyle,[24]Konstantinopolis episkoposluk makamını, "Roma piskoposundan sonra saygınlık ve yetki bakımından ikinci" bir mertebeye yükseltmiştir. Yaklaşık MS 350'den 500'e kadar Roma piskoposları, yani papalar, tartışmalarda diğer liderlere sürekli müdahalede bulunarak destek vermeleri sayesinde otoritelerini istikrarlı bir biçimde artırmışlardır.[25] Kendi kontrolü altındaki topraklarda birsezaropapizm (devlet başkanının kilise üzerinde mutlak otorite sahibi olması) biçimi tesis edenİmparator I. Jüstinyen, Roma ve Batı'nın diğer bölgeleri üzerinde imparatorluk otoritesini yeniden kurarakBizans Papalığı (537-752) olarak adlandırılan dönemi başlatmıştır. Bu dönem boyunca Roma piskoposları göreve atanabilmek için Konstantinopolis'teki imparatorun veya onun Ravenna'daki temsilcisinin onayını almak durumundaydı.
Takip eden yıllarda Roma İmparatorluğu'nu istila eden Cermen kabilelerinin çoğu,İznik Konsili'nin sapkın ilan ettiğiAriusçuluğu benimsemiştir. Cermen yöneticiler ile Katolik tebaa arasındaki bu dinî anlaşmazlık, MS 497'deFrenk hükümdarıI. Clovis'in Katolikliğe geçerek papalıkla ittifak kurmasıyla son bulmuştur. İspanya'dakiVizigotlar MS 589'da, İtalya'dakiLombardlar ise 7. yüzyıl içerisinde bu örneği takip etmişlerdir.[26]
Fransa'nınParis şehrinde,Île de la Cité'de bulunan ve 1248'de tamamlananSainte-Chapelle'in iç görünümü. Orta Çağ'da,Gotik mimari tarzındaki birçok yapı Katolik Kilisesi için ibadet yeri olarak inşa edilmiştir.
Batı Hristiyan âleminde, Avrupa'daki ilk üniversiteler rahipler tarafından kurulmuştur.[28][29] 11. yüzyıldan itibaren,Oxford Üniversitesi,Paris Üniversitesi veBologna Üniversitesi gibi daha eski tarihli bazı katedral okulları üniversiteye dönüşmüştür. Bu dönemden önce yükseköğrenim,rahip verahibeler tarafından idare edilen Hristiyan katedral okulları veya manastır okullarının yetki alanındaydı. Bu tür okulların varlığına dair kanıtlar MS 6. yüzyıla kadar dayanmaktadır.[30] Bu yeni üniversiteler, müfredatlarını din adamları, hukukçular, kamu görevlileri ve hekimlere yönelik akademik programları da kapsayacak şekilde genişletmiştir. Üniversite, genel kabul gören görüşe göre, kökenini Orta Çağ Hristiyan ortamından alan bir kurumdur.[31]
7. yüzyılın ortalarında başlayan yoğun İslamî fetihler, Akdeniz Havzası genelindeHristiyanlık ve İslam arasında uzun soluklu bir mücadelenin fitilini ateşlemiştir.Bizans İmparatorluğu, kısa bir süre sonra doğudakiKudüs, İskenderiye ve Antakya patrikhanelerinin topraklarını yitirmiş ve yalnızca imparatorluk başkentiİstanbul Patrikhanesi'nin hâkimiyet alanıyla sınırlı kalmıştır.Akdeniz'deki İslamî hâkimiyet neticesinde, bu denize uzak bir bir coğrafyada konumlanan Frank devleti, Orta Çağ Batı Avrupa'sını şekillendiren güç olarak yükselebilmiştir.[32]
Toulouse vePuvatya muharebeleri Batı'daki İslamî ilerleyişi durdururken,Konstantinopolis'in başarısızlıkla sonuçlanan kuşatması ise Doğu'daki ilerleyişi engellemiştir. Bundan yirmi otuz yıl sonra, MS 751'de Bizans İmparatorluğu, Roma da dahil olmak üzere İtalya'daki küçük parçalarını yönettiğiRavenna şehrini Lombardlara kaptırdı. Ravenna'nın düşüşü, MS 752'de PapaII. Stephanus'un seçimi sırasında artık var olmayan bir Bizans valisinin onayının aranamamasına ve papalığın kendisini koruyacak sivil bir güç için başka arayışlara girmek zorunda kalmasına yol açmıştır.[33]
MS 754'te, PapaStephanus'un acil talebi üzerine Frenk kralıKısa Pepin, Lombardları mağlup etmiştir. Ardından, eski valiliğin topraklarınıPapalık Devleti'nin kuruluşuna öncülük edecek şekilde Papa'ya bağışlamıştır. 860'lı yıllarda isa Roma ile Doğu Bizans arasında,Fotios Bölünmesi olarak bilinen dönemde bir çatışma yaşandı. Bu dönemdePatrik Fotios, PapaI. Nicolaus tarafından aforoz edilmesinin ardından, Latin Batı'yıfilioque ibaresini eklemekle eleştirdi. Her ne kadar bu ayrılık daha sonra giderilmiş olsa da, çözümsüz kalan meseleler gelecekte daha derin bir bölünmeye zemin hazırlamıştır.[34]
11. yüzyılda,Sovanalı Hildebrand'ın çabaları sonucunda, 1061 yılında PapaII. Alexander'ın seçimiyle birlikte yeni papaların belirlenmesi içinKardinaller Koleji kuruldu. II. Alexander'ın ölümünün ardından, Hildebrand onun halefi olarak seçildi ve PapaVII. Gregorius adını aldı. VII. Gregorius'un öncülük ettiği bu seçim sistemi 21. yüzyıla kadar işleyişini sürdürmüştür. Papa VII. Gregorius ayrıca din adamlarının dünyevi otoriteden bağımsızlığını esas alanGregoryen Reformları'nı başlatmıştır. Bu reformlar, kilise ileKutsal Roma İmparatorları arasında, piskoposları ve papaları atama yetkisinin kime ait olduğu konusundaTayin İhtilafı olarak bilinen bir çatışmaya yol açmıştır.
1095 yılında Bizans İmparatoruI. Aleksios,Bizans-Selçuklu savaşlarında yeniden başlayan Müslüman saldırılarına karşı yardım talebiyle PapaII. Urbanus'a başvurdu. Bu çağrı üzerine Papa Urbanus, Bizans İmparatorluğu'na destek sağlamak veKutsal Toprakları Hristiyan hâkimiyetine geri kazandırmak amacıyla Birinci Haçlı Seferi'ni başlattı. 11. yüzyılda, ağırlıklı olarak Yunanca konuşan Doğu Kilisesi ile Latince konuşan Batı Kilisesi arasındaki gergin ilişkiler, özellikle papalık otoritesi konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyleDoğu ve Batı kiliselerinin ayrılması ile sonuçlandı.Dördüncü Haçlı Seferi ve asi haçlılar tarafından İstanbul'un yağmalanması, bu ayrılığın kalıcı hâle gelmesine neden oldu.
12. yüzyılda, sapkınlık şüphesi altındaki bireyleri soruşturmak amacıyla KatolikFransa Krallığı'ndaEngizisyonlar başlatıldı. Bu yargılamalar, takip eden yüzyıllarda farklı biçim ve papalıklar altında diğer Avrupa ülkelerine de yayıldı. Engizisyonlar, sapkınlığa karşı önceden var olan cezalandırma yöntemlerinin yoğunlaştırılmasını temsil ediyordu ve bu kapsamda işkence de kullanılmaya başlandı. 1256 yılında PapaIV. Alexander'ınUt negotium adlı belgesiyle, işkence aletlerini kullanan engizitörlerin birbirlerini aklamalarına izin verildi.
13. yüzyılın başlarındaFransisken tarikatıAziz Assisili Francesco tarafından,Dominikan tarikatı iseDominic de Guzmán tarafından kurulmuştur. Bu tarikatlara ait manastır okulları ve öğrenim kurumları, kilise destekli katedral okulları ileKarolenj'inAachen'deki saray okulu gibi eğitim kurumlarının Avrupa'nın önde gelen üniversitelerine dönüşümünde önemli rol oynamıştır. Dominiken rahibiThomas Aquinas gibi skolastik ilahiyatçılar ve filozoflar bu okullarda eğitim almış ve ders vermiştir. Aquinas'ınSumma Theologica adlı eseri, antik Yunan filozoflarıPlaton veAristoteles'in mirasını Hristiyan vahiy geleneğiyle birleştirmesi bakımından entelektüel bir dönüm noktası olmuştur.[18]
14. yüzyıl, giderek artan kilise-devlet çatışmalarıyla damgalanmıştır. 1309 yılında Roma'daki istikrarızlıklardan kaçmak isteyen PapaV. Clemens, yedi papanın ikamet edeceği, Güney Fransa'daki surlarla çevriliAvignon kentine taşınarakAvignon Papalığı olarak bilinen dönemi başlatmıştır. Bu dönem, 1376 yılında papanın Roma'ya dönüşüyle sona ermiştir. Ancak 1378 yılında, Roma, Avignon ve 1409'dan itibaren Pisa'da bulunan papalık iddialarıyla 38 yıl sürecekBatı Bölünmesi başlamıştır. Bu kriz, büyük ölçüde 1414-1418 yılları arasında düzenlenenKonstanz Konsili'nde çözülmüş; Roma ve Pisa'daki papalık iddiacıları istifaya ikna edilmiş, üçüncü iddiacı ise kardinaller tarafından aforoz edilmiş ve yeni bir seçimleV. Martinus papa ilan edilmiştir.
1438'de, Katolik ve Ortodoks kiliselerini yeniden birleştirme umuduyla Doğu ve Batı arasındaki teolojik farklılıkları anlamaya odaklanan güçlü bir diyaloğun yer aldığıFloransa Konsili toplandı. Birkaç doğu kilisesi yeniden birleşerekDoğu Katolik Kiliselerini oluşturdu.[35][36]
15. yüzyılda başlayanKeşifler Çağı, Batı Avrupa'nın siyasi ve kültürel nüfuzunun dünya geneline yayılmasına sahne olmuştur. İspanya ve Portekiz gibi (Fransa'nın da dâhil olduğu) güçlü Katolik ulusların denizaşırı nüfuzunun artmasıyla birlikte Katoliklik; kâşifler, konkistadorlar ve misyonerler aracılığıyla Amerika, Asya ve Okyanusya'ya yayılmış, ayrıca bu toplumlarda yaşayan halkların Katolik inancını benimsemesiyle de genişlemiştir. PapaVI. Alexander, yeni keşfedilen toprakların çoğunluğu üzerindeki egemenlik haklarınıİspanya vePortekiz'e bahşetmiş, ardından gelenpatronato sistemi ise yeni sömürgelerdeki tüm din adamı atamalarının Vatikan yerine devlet yetkilileri tarafından denetlenmesine imkân tanımıştır. 1521'de Portekizli kâşifFerdinand Macellan, Filipinler'de ilk Katoliklerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Başka bölgelerde ise İspanyol CizvitFranciscus Xavier yönetimindeki Portekizli misyonerler Hindistan, Çin ve Japonya'da evanjelizasyon faaliyetlerinde bulunmuşlardır. yüzyılda başlayan Amerika'nın Fransız sömürgeleştirilmesi, Katolik bir Fransızca konuşan nüfus oluşturmuş ve Katolik olmayanlarınQuebec'e yerleşmesini yasaklamıştır.
1415'teJan Hus, Katolik Kilisesi'ne karşı sapkın görüşleri nedeniyle kazığa bağlanarak yakılmıştır. Hus'un reform çabaları, 1517'deDoksan Beş Tez'ini çeşitli piskoposlara gönderen, günümüz Almanya'sında yaşayan birAugustinusçu rahip olanMartin Luther'i teşvik etmiştir.[18] Luther'in tezleri, Katolik doktrininin temel bazı noktalarının yanı sıraendüljans satışını da protesto etmekteydi; bu durumLeipzig Tartışması ile birleşerek 1521'de aforoz edilmesine yol açmıştır.İsviçre'de iseHuldrych Zwingli,Jean Calvin ve diğer Protestan Reformcular Katolik öğretilerini daha da ileri düzeyde eleştirmişlerdir. Bu meydan okumalar,Protestan mezheplerinin büyük çoğunluğunun yanı sıra Katolik Kilisesi içinde gizli Protestanlığın da doğuşuna yol açan reform hareketine dönüşmüştür.[37] Bu esnada, İngiltere KralıVIII. Henry,Aragonlu Catherine ile olan evliliğinin feshini talep etmek üzere PapaVII. Clemens'e başvurmuştur. Bu talebin reddedilmesi üzerine, kendisiniİngiltere Kilisesi'nin Yüce Başı ilan eden Üstünlük Yasaları'nı çıkarttırmış; bu daİngiliz Reformu'nu tetiklemiş ve nihayetindeAnglikanizm'in gelişimine zemin hazırlamıştır.[18]
Reform, ProtestanSchmalkalden Birliği ile Katolik İmparatorV. Karl ve müttefikleri arasında yaşanan çatışmalara zemin hazırlamıştır. Dokuz yıl süren ilk savaş 1555'teAugsburg Barışı ile sona ermiş ancak devam eden gerginlikler çok daha vahim bir çatışmaya—1618'de patlak verenOtuz Yıl Savaşları'na—yol açmıştır. Fransa'da ise 1562'den 1598'e kadar süren veFransız Din Savaşları olarak adlandırılan bir dizi çatışma,Huguenotlar ile çeşitli papalar tarafından finanse edilenFransız Katolik Birliği güçleri arasında yaşanmıştır. Bu çatışmalar, KralIV. Henri'nin Fransız Protestanlara medenî haklar ve dinî hoşgörü tanıyan 1598 tarihliNantes Fermanı'nı tereddütle de olsa kabul eden PapaVIII. Clemens döneminde son bulmuştur.
Trento Konsili, Protestan hareketine bir tepki olarak gelişenKarşı Reform'un arkasındaki itici güç olmuştur. Doktrin açısından Konsil, ekmek ve şarabın Mesih'ingerçek bedenine ve kanına dönüşmesi gibi Katolik inancının temel unsurlarını ve kurtuluşa erişmek için imanın yanı sıra sevgi ve umudun da gerekli olduğu prensibini yeniden teyit etmiştir. Takip eden yüzyıllarda Katoliklik, kısmen misyonerler veemperyalizm vasıtasıyla dünya geneline yaygın bir şekilde yayılmış ancakAydınlanma Çağı sırasında ve sonrasında dinî kuşkuculuğun artması nedeniyle Avrupa toplumları üzerindeki etkisi zayıflamıştır.
17. yüzyıldan itibaren Aydınlanma düşüncesi, Katolik Kilisesi'nin Batı toplumları üzerindeki güç ve etkisini sorgulamaya başladı. 18. yüzyıldaVoltaire gibi yazarlar dinin ve özellikle Katolik Kilisesi'nin sert eleştirilerini kaleme aldılar. Eleştiri yönelttikleri konulardan biri, Fransa KralıXIV. Louis tarafından 1685 yılındaNantes Fermanı'nın yürürlükten kaldırılmasıydı; bu karar, ProtestanHuguenotlara yönelik yaklaşık bir yüzyıldır süren dinî hoşgörü politikasını sona erdirmişti. PapalıkGallikanizm taleplerine direnirken, 1789Fransız Devrimi devletin gücünü artırdı, kiliselerin yıkılmasına yol açtı,Akıl Kültü kuruldu veTerör Dönemi sırasında birçok rahip şehit edildi. 1798'deNapolyon Bonapart'ın generaliLouis-Alexandre Berthier, İtalya Yarımadası'nı işgal ederek PapaVI. Pius'u hapsedip, esaret altında ölümüne neden oldu. Napolyon daha sonra1801 Konkordatosu ile Katolik Kilisesi'ni Fransa'da yeniden resmî olarak tanıdı.Napolyon Savaşları'nın sona ermesiyle birlikte Katolikliğin yeniden canlanması vePapalık Devleti'nin geri dönüşü gerçekleşti.
1854 yılında PapaIX. Pius, 1851-1853 yılları arasında danıştığı Katolik piskoposların büyük çoğunluğunun desteğiyle,Meryem'in Günahsız Gebeliği doktrinini Katolik inancının resmî bir dogması olarak ilan etti.[38] 1870 yılında toplananBirinci Vatikan Konsili, belirli koşullar altında yapılan açıklamalardaPapa'nın yanılmazlığı doktrinini kabul ederek konsil üstünlüğü anlayışına ağır bir darbe indirdi. Bu ve benzeri tartışmalı meseleler sonucundaEski Katolik Kilisesi olarak bilinen ayrılıkçı bir hareket ortaya çıktı.
20. yüzyılda, Batı'da dinî uygulamalarda genel bir azalma, Avrupa imparatorluklarının çöküşü ve Katolik karşıtı otoriter rejimlerin yükselişine rağmen Katolik Kilisesi'nin küresel etkisi artmaya devam etmiştir. PapaXV. Benedictus veXII. Pius dönemlerindeKutsal Makam, her iki Dünya Savaşı sırasında kamuoyuna açık tarafsızlığını korumaya çalışmış; barış aracılığı yapmış ve savaş mağdurlarına yardım ulaştırmıştır. 1960'larda PapaXXIII. Ioannes tarafından toplananİkinci Vatikan Konsili, kilise ayinlerinde ve uygulamalarında köklü değişimlerin önünü açmıştır.[39] 20. yüzyılın ilerleyen dönemlerinde ise, PapaII. Ioannes Paulus'un uzun süren papalığı, Avrupa'dakikomünizmin çöküşüne katkıda bulunmuş ve papalığın hem kamuoyundaki hem de uluslararası düzeydeki rolünü yeniden güçlendirmiştir.
PapaX. Pius, Katolik devletlerin papa seçimlerinde sahip olduğu veto hakkını kaldırarak makamının bağımsızlığını yeniden tesis etti. Onun halefleriXV. Benedictus veXI. Pius, İtalya sınırları içerisindeVatikan'ın moden anlamda bağımsızlığını güvence altına aldılar. XV. Benedictus,I. Dünya Savaşı'nın patlak verdiği sırada papa seçildi. Savaşan taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalıştı ve savaş mağdurlarına yardım etmek, aileleri yeniden bir araya getirmek amacıyla bir Vatikan yardım ofisi kurdu. İki savaş arası dönemin papasıXI. Pius, papalık kurumunu modernize etti; kırk yerli piskopos atadı ve aralarında İtalya ile yapılan veVatikan Şehir Devleti'ni kuranLaterano Antlaşması'nın da bulunduğu on beş konkordato imzaladı.
Onun halefiXII. Pius, Katolik Kilisesi'niII. Dünya Savaşı ve erkenSoğuk Savaş döneminde yönetti. Selefleri gibi XII. Pius da Vatikan'ın savaşta tarafsız kalmasını kamuoyu önünde sürdürmeye çalıştı ve mağdurlara yardım sağlamak için yardım ağları kurdu; ancak gizli olarakHitler karşıtı direnişçilere destek verdi veMüttefiklerle istihbarat paylaştı. 1939 tarihli ilk genelgesiSummi Pontificatus,Polonya'nın işgaline duyulan üzüntüyü ifade ederken, ırkçılığa karşı Katolik öğretiyi de yineledi. Papa,Vatikan Radyosu aracılığıyla ırka dayalı cinayetler hakkında kaygılarını dile getirdi ve 1942-1944 yılları arasında Nazilerin çeşitli ülkelerdeki Yahudileri sürgün planlarını durdurmak için diplomatik girişimlerde bulundu. Ancak onun kamu önünde tarafsız kalma ısrarı ve diplomatik dili, zamanla ciddi eleştirilere ve tartışmalara neden olmuştur.[40] Buna rağmen, Nazi işgali altındaki her ülkede Katolik rahipler, Yahudilerin kurtarılmasında önemli bir rol oynamıştır. İsrailli tarihçiPinchas Lapide, Katoliklerin kurtardığı Yahudi sayısının 700.000 ila 800.000 arasında olduğunu tahmin etmektedir.[41]
Nazilerin Katolik Kilisesi'ne yönelik zulmü en yoğun biçimde Polonya'da yaşanmış, KatoliklerinNazizm'e direnişi çeşitli şekillerde ortaya çıkmıştır. Aralarında 400 Alman'ın da bulunduğu yaklaşık 2579 Katolik din görevlisi,Dachau Toplama Kampı'ndaki Rahipler Koğuşu'na gönderilmiştir.[42][43] Binlerce rahip ve rahibe tutuklanmış, toplama kamplarına götürülmüş, işkence görmüş ve öldürülmüştür. Savaş sırasında Katolikler her iki cephede de savaşmışlardır. Bazı Katolik "din adamları",Nazi Almanyası ile iş birliği yapan ve Yahudi karşıtı politikalar benimseyenSlovak Devleti'nin yönetiminde önemli roller üstlenmiştir. Slovakya Devlet Başkanı ve Katolik rahip olanJozef Tiso, Slovak Yahudilerinin imha kamplarına gönderilmesini desteklemiştir. Vatikan, bu Yahudi tehcirlerine yalnızca Slovakya'da değil, aynı zamandaVichy Fransası, Hırvatistan, Bulgaristan, İtalya ve Macaristan gibi Nazi güdümündeki diğer rejimlerde de karşı çıkmıştır.
Yaklaşık 1943 yılındaAdolf Hitler, Papa'yı kaçırarak Almanya'da alıkoymayı planlamış ve bu doğrultuda SS GeneraliKarl Wolff’a hazırlık yapma emrini vermiştir. PapaXII. Pius, Holokost sırasında yüz binlerce Yahudi’nin kurtarılmasına yardımcı olmakla övgü alırken, Katolik Kilisesi yüzyıllar boyuncaantisemitizmi körükleyen öğretileri nedeniyle eleştirilmiş ve Nazi zulmünü durdurma konusunda yeterince çaba göstermemekle suçlanmıştır.II. Dünya Savaşı'nın ardından birçok Nazi suçlusu, Vatikan’daki güçlü destekçileri sayesinde yurtdışına kaçmıştır.[44]
İkinci Vatikan Konsili (1962-1965), dört yüzyıl öncekiTrento Konsili'nden bu yana Katolik uygulamalarında gerçekleştirilen en önemli değişiklikleri başlatmıştır. PapaXXIII. Ioannes tarafından başlatılan bu ekümenik konsil, Katolik Kilisesi'nin uygulamalarını modernleştirmiş; ayinlerin yerel dillerde icra edilmesine izin vermiş ve litürjik kutlamalara bilinçli ve etkin katılımı teşvik etmiştir. Konsilin amacı, Kilise’nin çağdaş dünyayla daha yakın ilişki kurmasını sağlamak (aggiornamento) olup, savunucuları tarafından bu yaklaşım "pencerelerin açılması" olarak nitelendirilmiştir. Litürjiye dair değişikliklerin yanı sıra, konsil ekümenizm yaklaşımında da dönüşüm yaratmış veNostra aetate adlı belgeyle özellikleYahudilik başta olmak üzere Hristiyan olmayan dinlerle ilişkilerin geliştirilmesi çağrısında bulunmuştur.[45][46]
Ancak konsilin reformlarının uygulanması ciddi tartışmalara yol açmıştır. “İkinci Vatikan’ın Ruhu”nun savunucuları arasında yer alan İsviçreli teologHans Küng, konsilin kilise politikalarını değiştirme konusunda “yeterince ileri gitmediğini” savunmuştur. Buna karşılık, BaşpiskoposMarcel Lefebvre gibi gelenekçi Katolikler, konsili sert biçimde eleştirmiş; özellikle litürjik reformların “Kutsal Ayin Kurbanı’nın ve sakramentlerin tahribine” yol açtığını iddia etmişlerdir. Ayrıcadoğum kontrolü ahlakı konusundaki öğretide de tartışmalar yaşanmıştır. Uzun süren görüş ayrılıklarının ardından yayımlananHumanae Vitae belgesi, tüm doğum kontrol yöntemlerine yönelik kilise yasağını muhafaza etmiştir.[47][48]
1978 yılında,Polonya Halk Cumhuriyeti'nde Kraków Başpiskoposu olarak görev yapmış olanII. Ioannes Paulus, 455 yıl sonra seçilen ilk İtalyan olmayan papa olmuştur. 26 buçuk yıl süren papalığı, tarihteki en uzun süreli papalıklardan biri olmuş ve Avrupa'da komünizmin çöküşünü hızlandırdığı yönünde değerlendirilmiştir.[49][50] II. Ioannes Paulus, giderek sekülerleşen bir dünyaya yeniden evangelizasyonu hedeflemiştir. 129 ülkeye seyahat ederek, tarihte en çok ülke ziyaretinde bulunan papa olmuş; kilise öğretilerini yaymak için televizyon ve radyoyu etkin biçimde kullanmıştır.Laborem Exercens adlı genelgesinde emeğin onurunu ve işçilerin adil ücret ile güvenli çalışma koşullarına sahip olma yönündeki doğal haklarını vurgulamıştır.[51] AyrıcaEvangelium Vitae adlı belgesinde, kürtaj,ötanazi ve ölüm cezasının yaygın kullanımı gibi konularda ahlaki uyarı niteliğindeki kilise öğretilerine güçlü biçimde vurgu yapmıştır.[51]
2005 yılında seçilen PapaXVI. Benedictus, sekülerleşmeye karşı geleneksel Hristiyan değerlerini savunmasıyla tanınmıştır. Ayrıca 1962 tarihli Roma Missali'nde yer alanTridentine Ayini'nin kullanımını artırmıştır.[52] İleri yaşın getirdiği güçsüzlükleri gerekçe göstererek 2013 yılında görevindenistifa etmiş ve böylece yaklaşık 600 yıl sonra istifa eden ilk papa olmuştur.[53]
2013 yılında göreve gelen PapaFranciscus, Amerika kıtasından seçilen ilk papa olmasının yanı sıra, Güney Yarımküre'den ve 8. yüzyılda görev yapanIII. Gregorius'tan bu yana Avrupa dışından gelen ilk papa olmuştur.[54][55] Papa Franciscus, Katolik Kilisesi ile Doğu kiliseleri arasındaki tarihsel kopukluğun giderilmesi yönünde çaba sarf etmiştir. Göreve başlama törenine, Doğu Ortodoks Kilisesi'nden Konstantinopolis Ekümenik PatriğiI. Bartholomeos katılmış;[56] bu, 1054 yılındakiBüyük Ayrılık'tan bu yana bir Ortodoks Patriğin bir papanın göreve başlama törenine katıldığı ilk olay olmuştur. Ayrıca, 2016 yılında Moskova PatriğiKirill ile görüşmüş ve bu, iki kilise arasında 1054'ten bu yana gerçekleşen ilk üst düzey buluşma olarak kaydedilmiştir.[57] 2017 yılındaMısır'a yaptığı ziyarette ise Papa Franciscus,Kıptî Ortodoks Kilisesi ile karşılıklı vaftiz tanımasını yeniden tesis etmiştir.[58]
Papa,İsa'nın havarisi ve vekilidir.Petrus'un halefidir. Dinî konularda asla Katolik Kilisesi'nin başı sıfatıyla, yalnızca bu konudaki tam yetkisini kullandığında, yanılmaz. Katolik Kilisesi de baş kilisedir.
Katolik Kilisesi Kutsal Ruh tarafından idare edilir ve evrenseldir.
Kutsal Ruh, Baba'dan Oğul aracılığıyla çıkar.[59] (Ortodokslar da Baba'dan çıktığına ve Oğul tarafından gönderildiğine inanır[60]).
İsa hem insan, hem de tanrı tabiatına sahiptir.
Meryem günahsız olup bâkiredir. Şefaatte bulunma yetkisi vardır.
Azizler şefaatte bulunabilirler.
Komünyon (Efkaristiya) ayininde ekmek mayasız olmalıdır.
Günahların bir papaza itirafı gereklidir.
Yedisakrament vardır (Efkaristiya, Vaftiz, Güçlendirme, Evlilik, Ruhbanlık, Tövbe=İtiraf, Kutsal Yağ Sürme).
Bugüne kadar toplanan 20 konsülün kararları da kabul edilmelidir.
^Kurian, George Thomas; Lamport, Mark A., (Ed.) (2015).Encyclopedia of Christian education. Lanham: Rowman & Littlefield.ISBN978-0-8108-8492-2.
^Riché, Pierre; Contreni, John J.; Sullivan, Richard Eugene; Riché, Pierre (1978).Education and culture in the Barbarian West: from the 6th through the 8th century. 1st pbck. pr. Columbia, S.C: Univ. of South Carolina Pr.ISBN978-0-87249-376-6.
^Rüegg, Walter; De Ridder-Symoens, Hilde (1992).A history of the University in Europe. Cambridge: Cambridge university press.ISBN978-0-521-36105-7.
^Stanford, Peter; Peter; Hebblethwaite, Margaret (2 Nisan 2005)."Pope John Paul II".The Guardian (İngilizce).ISSN0261-3077. 29 Ağustos 2013 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi:4 Haziran 2025.