Kadınların askerlik tarihi, 4000 yıl öncesine uzanan bir dönemi, birçok ulusu ve dönemi kapsamaktadır. Eski çağlardan günümüze kadar kadınlar orduda birçok görevlerde bulunmuşlardır. Önceki dönemlerde kadınlar orduda farklı görevler almışlarsa da, daha çok günümüzde önemli görevlere gelmektedirler. Birçok ülke ordularını kadın askerlere açmaktadır ancak bu konudaki tartışmalar sürmektedir.[1]
Orduda kadının rolü dünya çapında modern ordularda hep tartışılan bir konu olmuştur. Kadınların aktif savaş görevlerinden uzak tutulmasıayrımcılık olarak nitelendirilmektedir. Tartışmanın tarafları iki cinsiyet arasındaki fiziksel ve zihinsel farklılıklardan bahsederken, savaş alanında diğer cinsi görmenin askerler üzerindeki etkisi de değerlendirilmektedir. Kadın savaşçılar tarih boyunca birçok uygarlıkta görülmüştür. Bazı toplumlar ise kadınların savaşmasını kesinlikle yasaklamıştır. Kimi örneklerde ise kadın asker sayısı erkeklere yaklaşmıştır.Sovyetler BirliğiII. Dünya Savaşında 800.000 kadın askeri bünyesinde barındırmıştır, bunların %70'i cephede aktif savaşmıştır. Kadınlar orduda birçok görev almaktadır. Günümüzdeki savaşlarda genelde cephe tanımı farklı olduğundan kadınlar sıhhiye, kontrol noktaları, konvoy eskort, itfaiye, istihkam gibi alanlarda da görev almaktadır. Kadınlar dünyada birçok orduda farklı görev alsalar da aktif cephe görevi veren ülke ordularının sayısı azınlıktadır. Kadınlara aktif cephe görevi veren ülkeler arasındaYeni Zelanda,Kanada,Danimarka,Finlandiya,Fransa,Almanya,Norveç,İsrail veİsviçre sayılabilir.İngiltere, kadınları özellikle topçu görevleri için kullanırken,ABD genellikle savaş pilotu olarak görevlendirmektedir.
Tartışmanın iki tarafı da kendilerine göre güçlü kanıtlarla kendilerini haklı görmektedir. Bu kanıtların birçoğu erkeklerin kadınlara göre fiziksel olarak daha üstün olmalarını içerir. Ancak diğer bir husus da kadının savaş alanında bulunmasından ileri gelen manevi etkidir. Ordulardaki bu uygulama çok nadir görüldüğü için kanıtların test edilme imkânı sınırlıdır.
Kadınların aktif savaş görevi almasının karşısına getirilen en önemli kanıt ortalama bir kadının ortalama bir erkekten daha güçsüz olduğu ve karşısındaki erkek düşmanla savaşırken bunun bir dezavantaj olacağıdır. Kadınların iskelet yapısı erkeklerinkine göre daha az yoğun olduğu için kırılmaya daha müsaittir. Bu yüzden özellikle havacılık alanında yüksek yerçekim kuvvetlerine maruz kalan savaşpilotlarının kadınlardan seçilmemesi gibi bir durum tavsiye edilmektedir. Ayrıca kadın sağlığının gerektirdiği hijyen ortamının yokluğu denizaltı mürettebatı olarak kadınların kabul edilmemesi için önemli bir kanıt olarak kullanılmaktadır. Ancak bu kanıtın aksine ortalama olarak daha kısa ve hafif olan kadınlar daha az hava tüketmekte vedenizaltı yolculuğu için ideal olmaktadır.
Kadınların cephede ön saflarda savaşmalarına karşı sunulan argümanlardan bir tanesi de kadınların varlığının savaşan birliğin moralini etkilemesidir. Gerçekten de birçok asker, ön saflarda yapılması gereken önemli görevlerde kadın askerlere güvenmemektedir. Ayrıca kadın ve erkek askerler arasında olabilecek romantik yakınlaşmaların birliğin savaşma gücünü etkileyeceği de belirtilmektedir. Ayrıca birçok kadının ön saflardaki görevlerden kaçabilmek için bilerek hamile kalacağı iddia edilmektedir. Üçüncü bir argüman ise kadın askerlerin savaşan birliklere dahil edilmesi, esir olarak alınanların işkenceye ve hatta cinsel istismara maruz kalabileceğidir. Savaşta esir alınan erkek askerlerin fiziksel işkenceye maruz kalabilmekle beraber neredeyse hiç cinsel istismarla karşı karşıya kalmadığı bilinen bir gerçektir.[kaynak belirtilmeli] Bu fikre karşı ise cephe gerisindeki kadın askerlerin de ele geçirilme ihtimali bulunduğu, bunlara ise ne yeterli silah ve teçhizat ne de kendilerini koruyabilecek kadar eğitim verilmediği öne sürülmektedir. Sonuçta gönüllü olarak orduya yazılan kişiler cinsiyetlerinden bağımsız olarak sorumluluklarının ve başlarına gelebileceklerin de farkında olmak zorundadırlar.
Birçoklarına göre kadınların ordudan uzak tutulması cinsel ayrımcılığın son kalesidir. Kadınların bu şekilde kabul edilmediği alan olan askerlik yine bazılarına göre geleneksel düşünce yapısıyla ilgilidir. Kadınların savaş alanında kazandığı başarılara dair tarihte birçok örnek bulunmaktadır.
Asker ve tarihçi Dave Grossman'a göre özellikle kadın askerlere sahip ordusu bulunan İsrail Ordusu kadınların ön saflarda bulunmasını yasaklamıştır. Buna gerekçe olarak ise yaralı bir kadın askeri gören erkek askerlerin önlenemez ve içgüdüsel bir şekilde korumacı davranarak görevi bırakarak yaralıya yardıma koşmalarını belirtmiştir. Ayrıca İsrail Ordusu için önemli bir husus da düşmanını canlı yakalayarak ondan gerekli istihbaratı elde etmektir. Ancak İsrail'e karşı savaşan İslami savaşçılar kesinlikle bir kadın askere teslim olmamaktadır. Ancak işgal altındaki bölgelerde kadın askerin varlığı işgal altındaki bölge insanını daha az rahatsız ettiği de gözlemlenmiştir.[kaynak belirtilmeli]
İngiliz Ordusunda kadınlar amacı doğrudan düşmanla temas ve öldürme olan birlikler haricinde her görevde bulunabilirler. %9'unu kadınların oluşturduğu İngiliz Ordusu tarihinde kadın savaşçıların önemli bir yeri vardır. Bunlardan en bilinen örneği KraliçeBoudica'dır. Iceni kabileriyle beraber İngiltere'yi MS 62 yılında işgal eden Romalılara karşı savaşmıştır. 1776 Amerikan Bağımsızlık Savaşında İngiliz Ordusuyla beraber 5000 kadının bulunduğu tahmin edilir. Bunlardan çoğu subay ve askerlerin eşidir. Ayrıca aşçı ve hemşire olarak görev alanlar da bulunmaktaydı. 1.Dünya Savaşı ile birlikte kadınlar cephe gerisi görevler almaya başladığı görülür, savaş sırasında 1917 yılında Fransa'da kadınlara özel birlik kurulacak ve birlik aşçı, hemşire vb olarak görev yapmış ancak subay olmalarına izin verilmemiştir.[2] 1992 yılında ise kadınlara özel birlikler lağvedilmiş, kadınlar erkeklerle eşit şartlarda kabul edilmiştir. Ayrıca Eylül 2022'de ölenII. Elizabeth'de sembolik de olsa tüm orduların başkomutanı görevindeydi.
Finlandiya İç Savaşı sırasında Kızılların Naiskaarti adı altında kadın birlikleri bulunmaktaydı. İç savaştan sonra kadınların ön saflardaki rolü azaltılmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği ile Finlandiya arasındaki savaşta kadınlar oluşturulan cephe gerisigerilla birliklerinde görev almışlardır.

1955 yılında oluşturulanBundeswehr,NATO ülkeleri arasında en muhafazakâr ordulardan birisidir. Bunun sebebinin Nazi iktidarı döneminde çok sayıda genç kadının orduya alınması olduğu söylenmektedir. Kadın askerler özellikle uçaksavar birliklerinde görev yapmışlardır.
İsrail Ordusunda kadınlar birçok görevde bulunmuştur. Hava kuvvetleri, bünyesine kadınları almama kararı alsa da 1994 yılında bu karar kaldırılmıştır. Ayrıca kadınlara ön saflarda görev verilmemektedir. İsrailli kadınların mecburi hizmet süresi 2 yıl olup erkeklerin 3 yıllık hizmet süresinden daha kısadır.
Libya, ordusunda kadın asker olan tekİslam devletidir. AlbayKaddafi'nin 200 kişilik özel muhafız birliğiAmazon Muhafızları olarak bilinmekte ve sadece kadın askerlerden oluşmaktaydı.
Nepal Komünist Partisine (Maoist) bağlı Halkın Bağımsızlık Ordusunun %40'ı kadınlardan oluşmaktadır.
1995 yılında Norveç, denizaltılarda kadın askerlere izin veren ilk ülke olur. Norveç Ordusunda bugüne kadar en az bir tane denizaltı komutanı kadın subay bulunmaktadır. Bunlardan ilki Solveig Krey'dir.

II. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği 1 milyondan fazla kadını silah altına almış ve keskin nişancı, makinalı tüfek birliği,tank mürettebatı gibi aktif cephe görevlerinde kullanmıştır.[3] Ayrıca 1942 yılında oluşturulan kadın savaş pilotlar filosuna geceleyin Alman şehirlerini bombalama görevi verilmiştir. (588.Gece Bombardıman Birliği, 46.Taman Muhafız Gece Bombalama Birliği) Bu savaş pilotlarıPolikarpov Po-2 uçaklarıyla özellikleBerlin üzerindeki hedeflere yönelmişlerdir. Kadın savaş pilotları toplam 24 bin sorti yapmış ve 23 kahramanlık madalyası kazanmıştır.Lidya Litvyak veYekaterina Budanova bugün hala anılan ünlü savaş pilotlarıdır. Piyade olarak ise keskin nişancıLyudmila Pavlichenko 309 kişiyi öldürerek en başarılı keskin nişancılardan olmuştur. GünümüzdeKızılordu'daki kadın askerler arasında güzellik yarışması yapılmaktadır.

Amerikan İç Savaşı sırasında Sarah Rosetta Wakeman sahte isimle ve erkek taklidi yaparak orduya katılmış ve Kuzey Ordusunda ön saflarda görev yapmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında kurulan kadın birlikleri çoğunlukla hemşire görevleri yerine getirmiştir.Vietnam Savaşında kadınlar daha çok hava kuvvetlerinde yer almıştır. 2003 yılında ABD, Irak'a saldırdığında ortaya çıkansavaşta kadın askerJessica Lynch'in esir düşmesi ve kurtarılması özellikle ABD basını tarafından abartılı bir şekilde aktarılmıştır.[4] Ayrıca yine Irak'ta işgalci konumundaki ABD Ordusu mensubuLynndie England veSabrina HarmanEbu Garip Hapishanesinde tutuklulara işkence ettikleri gerekçesiyle suçlu bulunmuşlardır.

Türkiye'de askerlik sadece erkeklere zorunlu olmasına rağmen kadınlar da orduya girebilmektedir. Kadın askerler özellikleI.Dünya Savaşı'nın ardından verilenKurtuluş Savaşı sırasında muharebelere katılmışlardır.[a]