Millais, 1829 yılında İngiltere'nin Southampton kentinde dünyaya geldi. Şehrin önde gelenlerinden olan ailesi Jersey kökenliydi. Muazzam resim yeteneği sayesinde 11 yaşında, Kraliyet Akademisi'nin okullarında kendine yer buldu. Okul yıllarında, 1848'in Eylül ayında ailesinin Bedford Square'deki Gower Street'te bulunan evindeÖn-Raffaeloculuk Kardeşliği'ni kuracağıWilliam Holman Hunt veDante Gabriel Rossetti ile tanıştı.
Millais'in 1850 yılında, karışık bir marangozhanede çalışan kutsal aileyi çizdiğiİsa Ailesinin Evinde tablosu ziyadesiyle sanatsaldı. Ressam 1852'de çizdiğiBir Fransız Protestanı resmiyle popüler oldu. Bu resimde Millais, dini çekişmeler yüzünden ayrılmak zorunda kalan genç bir çifti konu edindi. Bu temayı daha sonraları pek çok eserinde de işledi.
Bütün bu erken dönem çalışmalarında detaylara çok büyük bir dikkat gösteren ressam, doğanın güzelliği ve karmaşıklığı üzerine yoğunlaştı.Ophelia (1852) gibi eserlerinde Millais, doğal ögelerin birleşimini temel alan yoğun ve çok ayrıntılı yüzeyler yarattı. Ressamın bu yaklaşımı "resimde eko-sistem" olarak tanımlandı.
Ressamın bu tarzı eleştirmenJohn Ruskin tarafından takdir edildi. RuskinÖn-Raffaelocuları sert eleştirelere karşı savundu. Ruskin'le arkadaşlığı sırasında eleştirmenin eşiEffie Gray ile tanışan Millais, tanışmalarından kısa bir süre sonra Effie'yiThe Order of Release ismini verdiği tablosunda model olarak kullandı. Ruskin'le senelerdir evli olmasına rağmen bakire olan Effie ile ressam bu çalışmalar sırasında birbirlerine aşık oldular. Bir şeylerin ters gittiğini anlayan Effie'nin ebeveynleri, genç kadına evliliğin iptali için dilekçe yazdırdılar. 1856'da Ruskin'le evliliği biten Effie, John Millais ile evlendi. John ve Effie'nin 8 çocuğu oldu.
İki Prens Edward ve Richard Londra Kulesi'nde (1878)
Evliliğinden sonra Millais daha serbest bir stille çizmeye başladı. Ressamın bu yeni tarzı Ruskin tarafından "felaket" olarak nitelendirildi. Millais'in tarzındaki bu değişikliği, genişleyen ailesine bakabilmek için daha fazla gelire ihtiyaç duyması olarak yorumlayanlar oldu.William Morris ressamı kazandığı popülarite ve şöhreti satmakla suçladı. Destekleyicileri ise ressamın James McNeill Whistler ve Albert Moore ile olan ilişkisini işaret edip John Singer Sargent üzerindeki etkisine dem vurdular. Millais bu konuyla ilgili fazla konuşmadı. Sadece bir ressam olarak büyümekte olduğunu ve artık daha büyük bir cesaretle çizebildiğini söyledi. "Bugünün Sanatı Üzerine Düşünceler" (1888) isimli makalesinde ressamlara kendilerineVelázquez veRembrandt'ı örnek almalarını tavsiye etti.
St. Agnes Akşamı veUyurgezer gibi tabloları, çalışmalarını desteklediği Whistler ile olan diyaloglarını açıkça gösterdi. 1850'lerin sonlarında 1860'ların başlarında çizdiği resimleri estetikçiliğe olan sezgisel yaklaşımı olarak yorumlanabilir.
1870'lerden sonra Millais'in çalışmaları Joshua Reynolds ya da Velázquez gibi eski ustalara saygı gösterisi gibiydi. Birçoğunda tarihsel konuları işlediği bu eserler, Millais'in yeteneğini gözler önüne serer. Bu çalışmalardan ilk göze çarpanlar arasındaİki Prens Edward ve Richard Londra Kulesi'nde (1878),The Northwest Passage (1878),Boyhood of Raleigh (1871) sayılabilir. Bu dönemde ressam, Britanya tarihini ve genişleyen imparatorluğu konu edindi.
Son projesinde, Afrika'nın bozkırında ölmüş olarak yatan beyaz bir avcıyı resmetmeyi planladı. Avcının vücudu, birbirinden farksız ikiAfrikalı tarafından dikkatle izleniyor olacaktı. Millais'in aynı dönemlerdeki diğer çalışmalarında da vahşi ve kasvetli toprakların cazibesine kapıldığı görülebilir. Örneğin 1870'te çizdiğiChill October isimli eserinde eşinin ailesininİskoçya'daki evinin yakınlarını resmetti. Pek çok başka resmini de sonbaharlarda avlanmak ve balık tutmak için Pertshire, Dunkeld gibi bölgelerde kiraladığı evlerin çevresinde çizdi.
Millais ayrıca yaptığı çocuk resimleri ile de büyük beğeni topladı.
Tate Britain'daki Thomas Brock'un yaptığı John Everett Millais heykeli
Millais, aynı zamanda başarılı bir kitap çizeri idi. Özellikle Anthony Trollope ve Alfred Tennyson'ın şiirlerine yaptığı çalışmalar göze çarptı. Ressamın bütün çizimleri 1864'te yayınlandı. Millais ayrıcaGood Words gibi dergiler için de çizimler yaptı. 1869'ta yeni kurulan bir haftalık gazete olanThe Graphic için çalıştı.
Millias, 1853'te, Kraliyet Sanat Akademisi'nin üyeliğine seçildi. Ressama, 1885'te ise baronetlik payesi verildi. Bu unvanı alan ilk ressamdı. 1896'da Frederic Leighton'ın ölümünden sonra Kraliyet Akademisi'nin başkanlığına seçildi fakat aynı sene içinde gırtlak kanserinden öldü. Ressam St Paul Katedrali'ne gömüldü.
Millais 1896'da öldüğünde daha sonra 7. Edward olarak tahta geçecek olan Galler Prensi sanatçının heykelini yaptırmak üzere bir komite kurdu.[1] Thomas Brock'un yaptığı bu heykel ilk olarak 1905 yılında Britanya Sanatı Ulusal Müzesi'nin bahçesinin doğu tarafına yerleştirildi.
1953'te, Tate'in yöneticisi, Sir Norman Reid, heykelinRodin'inJohn the Baptist heykeli ile değiştirilmesine çalıştı. 1962'de ise heykelin tamamen kaldırılmasını teklif etti. Reid'in bu çabaları heykelin sahibi olan Çalışma Bakanlığı'nca engellendi. 1996'da heykelin sahibi Tate oldu. 2000 yılında, Sir Nicholas Serota'nın yönetiminde, heykel binanın arka tarafına kaldırıldı.