Turgut Reis gibikaptanlar onun zamanında yetişti.Sokollu Mehmed Paşa gibi çok güçlü bir vezire sahipti, devlet işlerinde en önemli yardımcısıydı. Onun zamanındaİstanbul ve imparatorluğun birçok bölgesinde, türlü mimari eserler yapıldığı gibi, miras kalan önemli yapıların onarım faaliyetlerini de gerçekleştirdi. Döneminin usta mimarıMimar Sinan'a,Edirne'deSelimiye Camii'ni yaptırdı. 15 Aralık 1574 günü 50 yaşında ölmüş,Ayasofya'daki türbesine gömülmüştür. 8 yıllık saltanatı boyunca ordunun başında sefere çıkmamıştır. Kendisinden sonra gelen bazı padişahların da sefere çıkmaması sebebiyle bir gelenek başlattığı görüşü bulunmaktadır. Ölümüne dek padişahlığını sürdürmüştür.
1567 senesinde Sultan Selim,Edirne’de ikenSafevi elçisini huzuruna kabul ederken
Şehzade Selim'in çocukluğu İstanbul'daEski Saray'da geçmiştir. 27 Haziran 1530'da kardeşleriŞehzade Mustafa veŞehzade Mehmed ile birlikteAt Meydanı'nda bir hafta boyunca süren bir eğlence ve törenle sünnet edildi. 16 yaşına kadar sarayda kalıp derin bir saray eğitiminden geçirildi. 1542'de 16 yaşında iken Konya Sancak beyi olarak atandı. 1544'teManisa Sancak beyi olarak tayin edildi ve 1558'e kadar bu görevi sürdürdü.Manisa'da zamanını eğlence ve av partileri ile geçirdiği bildirilir. 1558'de tekrar Konya Sancak beyliğine atandı ve 1562'ye kadar orada kaldı.[6]
II. Selim tahta geçtiğinde Osmanlı sınırları
Şehzade Selim babasıKanuni Sultan Süleyman hayatta iken, özellikle 1553'ten sonra, babasına varis olabilecek diğer şehzadelerle taht mücadelesine girişti.Kanuni'nin şehzadelerindenMustafa,Mahmud, Murad,Mehmed,Abdullah veCihangir, babaları sağken ölmüşlerdi.Kanuni'nin çok bağlı olduğu karısıHürrem Sultan kendi oğullarından Selim veya Bayezid'in taht varisi olmasını istemekteydi. Ağustos 1553'te KanuniNahçıvan Seferi'nde ikenKonya Ereğlisi'nde o sefere katılanŞehzade Mustafa,Hürrem Sultan'ın yakın adamı olan SadrazamRüstem Paşa'nın tavsiyesine uyan, babasıKanuni tarafından idam ettirildi. Tahta vâris olarakHürrem Sultan'ın iki oğluŞehzade Bayezid ve Selim kaldı. 1558'de Hürrem Sultan ölünce bu iki kardeş birbirleriyle açık mücadeleye giriştiler. Amasya sancak beyi olan Şehzade Bayezid daha atak ve isyancıydı. Sabırlı ve sağduyulu davranışlı görünen Şehzade Selim babasının desteğini kazandı. 29 Mayıs 1559'da iki şehzade taraftarları ve kendi sancak orduları ile birlikte Konya yakınlarında birmuharebeye giriştiler. Babasının desteğini almış olan Şehzade Selim bu çarpışmadan galip çıktı. Selim kaçan Bayezid'iHınıs'a kadar kovalayıpKonya'ya geri döndü. Bayezid, oğulları ile birlikte, önceAmasya'ya ve sonra babasının kendi üzerine gelmek üzereÜsküdar'da ordugaha geçtiği haberini alınca, 2.000 kişilik ordusuylaİran'aSafevi Devleti'ne sığındı.Kanuni,Şah Tahmasb ile yapılan yazışmalarla isyankar oğlunun geri verilmesini istedi. 25 Eylül 1561'de Şah Tahmasb elinde bulunan şehzadeleriKazvin'de boğdurtup naaşlarını geri gönderdi ve bu cenazelerSivas'a getirilip gömüldüler. Böylece 1561'de, Konya Sancak beyi olarak bulunan Şehzade Selim, Kanuni'nin rakipsiz tekveliahtı olarak kaldı. Bu nedenle 1562'de devlet başkentine daha yakın olan Kütahya Sancak beyliğine atandı.
Şehzade Selim babasının son seferi olan 1566 son Avusturya Seferi'ne katılmadı. Selim, Kütahya yakınlarında Sıçanlı sahrasında avda iken, babasınınZigetvar Kuşatması sırasında 7 Eylül'de öldüğünü, bu ölümü herkesten gizleyenSadrazamSokollu Mehmed Paşa'nin güyafetihname olarak gönderdiği, gizli mektubundan öğrendi. Hemenlalaları Hüseyin Paşa, Hoca Ataullah ve muhasibi Celal Bey ile birlikte bir alayla İstanbul'a hareket etti. 30 Eylül'deÜsküdar'a vardı. Herkes Sultan Süleyman'ın ölümünden habersizdi. Üsküdar İskelesi'ne saltanat kayığı ile gelenBostancıbaşı Davut Ağa, Sultan Selim'in padişahlığını ilk tanıyanlardan biri olarak, onu saltanat kayığı ileTopkapı Sarayı'na geçirdi. O sırada Tersane veTophane'den saltanat topları atılıp yeni sultanın tahta geçtiği halka ilan edildi. Sultan Selim Köşk İskelesinden şehir kapısına kadar özel murassa giyimle at üzerinde alayla geçti ve yolda etraftan gelen halka paralar saçıldı. Saraya gelen Selim tahta oturtuldu ve İstanbul'da bulunan devlet ricali (İstanbul Muhafızı İskender Paşa,ŞeyhülislamEbussuud Efendi vb.) tarafından egemenliği tanındı. Bu sırada yapılan harcamaları karşılamak için, devlet hazinesi açılmadı ve ablasıMihrimah Sultan tarafından borç verilen 50.000 altın kullanıldı.[6]
Sultan Selim hemen iki gün sonra orduyu ve babasının cenazesini karşılamak üzereİstanbul'dan ayrıldı.Edirne,Filibe,Sofya üzerinden çok hızla geçerek 15 günde Belgrad'a ulaştı. Kanuni'nin ölümü seferden geri dönmekte olan orduya Belgrad'a dört menzil kala açıklandı ve Sultan Selim üzüntüden perişan orduyu Belgrad'da karşıladı. Belgrad'da kılınan cenaze namazından sonraKanuni'nin naaşı aceleİstanbul'a gönderildi. Belgrad'da kalan Sultan Selim orada yeniden bircülus yapılmasını reddetti. Askere dağıttığı cülus bahşişi dekapıkulu askeri tarafından az görülüp kızgınlıkla karşılandı. Sultan Selim kasım ayındaEdirne'ye vardı ve orada bekledikten ve yollarda kapıkullarının yaptıkları isyankar hareketler altında aralıkta İstanbul'a gelebildi.
II. SelimOsmanlı tarihinde devlet yönetimiyle ilgilenmeyen ve ordusunun başında sefere gitmeyen ilk padişahtı. Yönetimi kızıEsmehan Sultan'ın kocası olan ve çok başarılı sadrazam olanSokollu Mehmed Paşa'ya bıraktı.[5] Ayrıca cülûs bahşişininilmiye sınıfına da verilmesi âdetini ilk defa II. Selim çıkarmıştır.
Sultan II. Selim'in babasıKanuni Sultan Süleyman'ın ölümünden sonra padişah olduğunda fethettiği ilk yer olarak bilinir. Sokullu Mehmed Paşa komutasındaki birlikler 1566 senesinde adayı fethederek boğazların güvenliğini sağlamışlardır. AdaVenedik veCenevizliler'den alınmıştır. Her iki tarafta da fazla kayıp verilmemiştir.
Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’yla savaş (1566-1568)
Kanuni Sultan Süleyman döneminde imzalanan 1562 tarihli barış 1566 yılında bozulmuş,Zigetvar Savaşı ile Osmanlı ordusu, Avusturya ordusunun mütecaviz tavrını cezalandırmıştı. Sultan Selim'in babasının cenazesini karşılamak içinManisa'dan Belgrad'a harekâtı sırasındaDrava üzerindeki Bobokça KalesiÖzdemiroğlu Osman Paşa komutasında fethedilmiştir.
Her iki tarafın da barışa meyletmesiyle 17 Şubat 1568'deEdirne Antlaşması imzalandı.
Yemen 1517 yılında Osmanlı egemenliğine girmiş,Hadım Süleyman Paşa'nın 1538 tarihliHint deniz seferi ile kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştı. 1567 yılında bölgedeZeydiİmamı Topal Mutahhar önderliğindeisyan çıkınca bölgedeki Türk egemenliğini yeniden tesis etmek amacıylaÖzdemiroğlu Osman Paşa veŞamBeylerbeyiLala Mustafa Paşa Yemen Serdarlığına tayin edildiler. 1568 tarihli Yemen Seferi'ndeTaiz veKahire kalelerinden sonra 15 Mayıs'taAden'i, 26 Temmuz'da daSana'yı fetheden Türk ordusu ülkeyi tekrar Osmanlı topraklarına kattı.[7]
XI. Charles ve II. Selim arasında 1569 yılında yapılan kapitülasyonların bir kopyası(16. yüzyıl)
Endonezya'ya bağlı Sumatra Adası'nın kuzeybatısında bulunanAçe Sultanlığı bölgedeki zenginliklere gözlerini diken Portekizlilerin hedeflerinden biriydi. Günden güne artan Portekiz baskısına dayanamayan zamanın Açe Sultanı Alaüddin Şah bir elçi heyetini yardım istemek amacıyla İstanbul'a gönderdi. Açe heyeti 1566 yılındaİstanbul'a ulaştığında, o sırada Zigetvar Seferi'nde bulunanKanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberi geldi.Kanuni'nin yerine tahta geçen II. Selim heyete her türlü yardımı yapacağına söz verdi. 1569 yılında Osmanlı'nınKızıldeniz filosuamiraliKurdoğlu Hızır Reis komutasında 22 parçadan oluşanOsmanlı DonanmasıHint Okyanusu'na açılarak Açe'ye vardı ve yardımı ulaştırdı. Açe Sultanlığı Osmanlı Devleti'ne bağlanırken, Portekizlilere karşı taarruza geçebilecek kudrete ulaştı.[8]
II. Selim döneminde, Osmanlı İmparatorluğu'nun genişleme politikaları, Karadeniz'e ulaşmayı ve ticaret yollarını geliştirmeyi hedefliyordu. Bu hedefler doğrultusunda, Don-Volga projesi önemli bir stratejik adımdı. Bu proje, Don Nehri ile Volga Nehri arasında bir kanalın inşası ve böylece Azak Denizi ile Kasp Denizi arasında bir su yolu oluşturulması anlamına geliyordu. Bu su yolunun açılması, Karadeniz'den Hazar Denizi'ne kadar uzanan ticaretin kolaylaştırılması ve Doğu Akdeniz ticaretini büyük ölçüde etkileyecekti. Ancak, Don-Volga projesi II. Selim döneminde gerçekleştirilemedi ve başka dönemlerde gündeme gelmedi. Bu proje, Osmanlı İmparatorluğu'nun ticaret ve denizcilik alanındaki genişleme çabalarının bir parçası olarak önemli bir yer tutmaktadır.
Rusya'nın 1552'deKazan Hanlığı'nı, 1556'da daAstrahan Hanlığı'nıilhak etmeleri kuzeyde ilk kez bir Rus tehdidini ortaya çıkarmıştı. Sokullu Mehmed Paşa,Don veVolga nehirlerinin bir kanalla birleştirilerek, Karadeniz ileHazar Denizi'nin birbirine bağlanması sayesinde Rusların güneye doğru inmelerini engellemeyi, ayrıcaİpek Yolu ticaretini canlandırmayı, İran ile yapılan savaşlarda donanmadan yararlanmayı ve Asya'daki Türk hanlıkları ile irtibat sağlamayı hedeflemiştir. 1569 Ağustos'undaKefe Beyi Kasım Paşa tarafından başlanan çalışmalar Rusya'nın saldırıları, mevsimin kış olması veKırım Hanlığı'nın projeyi kösteklemesi sonucunda başarıya ulaşamamıştır.[9]
Astrahan Seferi ve Kırım Hanlığı’nın Moskova seferleri (1569-1572)
Osmanlı Devleti Don-Volga Kanal Projesi'ne koşut olarak 1556'dan beri Ruslar'ın elindekiAstrahan'ın geri alınması için bir de sefer tertipledi. 1569 yılının Kasım ayında çok olumsuz hava koşullarında başlayan kuşatmaRus ÇarıKorkunç İvan'ın bölgeye Prens Serebiyanov komutasında 20.000 kişilik bir kuvvet gönderip Türk askerlerini iki ateş arasına almasıyla başladıktan 16 gün sonra sona erdi ve Türk ordusu birhuruç harekâtı yaparak kendini kuşatılmışlıktan kurtarmak zorunda kaldı.[10]
Kırım HanıI. Devlet Giray Osmanlı Devleti'nin Don-Volga Kanal Projesi ve Astrahan seferi ile ulaşmak istediği Rus tehdidinin bertaraf edilmesi hedefine doğrudanMoskova'ya yürüyüp Rus gücünü örseleyerek ulaşılabileceğini düşünüyordu. 120.000 kişilik bir orduylaOka Nehri'ni ve Serpukhov Tahkimatı'nı aşan Devlet Giray Han direnen 6.000 kişilik bir Rus ordusunu da mağlup etti ve Moskova önlerine geldi. Moskova'yı 24 Mayıs 1571'de yakarak yerle bir eden ordu, çok sayıda sivil Rus'un ölmesine rağmen Rus ordusunu örseleyemeden geri döndü. Bir yıl sonra yeniden Moskova'ya yürüyen Han bu sefer karşısında Moskova'nın 60 kilometre güneyinde 60.000 kişilik Rus ordusunu buldu. Molodi'de 30 Temmuz-3 Ağustos arasında yapılanMolodi Muharebesi'nde yakın savaşa zorlanan süvari ağırlıklı Kırım ordusu ağır kayıplar verdiği bir yenilgiye uğrayarak Kırım'a çekilmek zorunda kaldı.
Bu başarısızlıkların sonucunda Rusya'nın fetihleri kabul edilmek zorunda kalındı ve ileride Osmanlı Devleti'ne büyük sıkıntılar çıkaracak bir devlet oluşmaya başladı.
Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu II. Selim'e "Kıbrıs'ı fethetmek bize nasip olmazsa sen fethet" şeklinde vasiyet etmesi, bunun üzerine II. Selim'in "Eğer padişah olursamKıbrıs'ı korsanların başına yıkacağım!" şeklinde babasına söz vermesi.
Akdeniz üzerinden gelen Mısır tarafından II. Selim'e yollanmış hediye gemisinin korsanlar tarafından kaçırılması, tüm hediyelere el konulması ve mürettebatın zindana atılması ve bunun gibi onlarca neden sebebiyle Sokullu Mehmet Paşa'nın itirazlarına rağmen 15 Mayıs 1570'te Osmanlı Donanması sefere çıktı. 18 Mayıs 1570'teKevkeban kalesi fethedildi. 2 Temmuz 1570'teLeftari Kalesi, 9 Temmuz 1570'teGirne Kalesi alındı. 9 Eylül 1570'teLefkoşa fethedildi ve nihayetinde 1 Ağustos 1571'deMağusa Kalesi'nin teslimiyleKıbrıs'ın fethi tamamlandı.
1571 senesinde Kıbrıs'ın fethi sırasında donanmanın Akdeniz'e inmesi sırasında fethedilmiştir. Fethin komutanlığını Sokollu Mehmed Paşa tarafından yapılmıştır.
Kıbrıs'ın Türk ordusunca fethi Batı Avrupa'da önemli bir yankı uyandırdı. Venedik'in kışkırtmasıyla İspanyol, Ceneviz, Papalık veMalta Şövalyeleri donanmalarının da dahil oldukları bir "Kutsal İttifak" oluşturuldu. Avusturyalı amiral Don Juan komutasındaki Haçlı donanması karşısındaMüezzinzade Ali Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması büyük bir yenilgiye uğradı. Osmanlı donanması ilk kez yakılmıştır. Bu yenilginin sonuçları kısa sürelidir. Dönemin sadrazamıSokollu Mehmet Paşa bu durumu Venedikli elçiye şöyle belirtmiştir:
Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu koparttık; siz donanmamızı yakmakla uzamış sakalımızı tıraş ettiniz. Kopan kol yerine gelmez ama tıraş edilen sakal daha gür çıkar.
Osmanlı başkenti donanmasının yenilgiye uğradığını muharebede başarılı olan tek denizcisiKılıç Ali Paşa sayesinde öğrendi. Uluç Ali Paşakaptan-ı deryalığa getirildi ve Sokollu Mehmed Paşa'nın emriyle yeni bir donanmanın inşasına girişildi. Çok kısa bir zaman sonra oluşturulan donanma 1572 yazındaAkdeniz'e açıldı. İspanya'nın da yeniden batıdaki mücadelesine yoğunlaşmasıyla yalnız kalan Venedik barış istedi. 1573 yılında imzalanan barış antlaşması ile Venedik Kıbrıs'ı Osmanlı Devleti'ne terk etti ve savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
1573 yılında Venedik'i barışa zorlayan bu büyük donanmanın bir sonraki hedefi 1574 yılında İspanya'nın elindekiTunus kenti ve kalesi oldu. Bu kent 1534 yılındaBarbaros Hayreddin Paşa tarafından fethedilmiş, ancak ertesi yıl bizzatAlman İmparatoru veİspanya KralıV. Karl'ın komuta ettiği sefer sonucu Alman-İspanyol ordularınca geri alınmıştı. ÖzellikleTurgut Reis'in fetihleriyle Tunus ülkesinin tamamı Türk egemenliğine girmiş, geriye kuklaHafsiler'in İspanyol işgali alında hüküm sürdükleri Tunus kenti kalmıştı. Uluç Ali Paşa komutasındaki Türk donanması 13 Eylül 1574'te kenti fethetti. Aynı yılTunus Eyaleti kuruldu.
II.Selim'inMimar Sinan’a 1571 yılında yaptırdığı Selimiye Camii.
II. Selim, 1574'te 50 yaşındayken bazı kaynaklara göre hamamda düşme sonucu göğüs boşluğunda meydana gelen kanama yüzünden;[11][12] bazı kaynaklara göre ise içkiye tövbe edip aniden bıraktığı için baş dönmesi sonucu ölmüştür.[2]Cenaze namazından sonraAyasofya Camii'dekitürbesine defnedildi.
Selîmîmahlasıyla şiirler yazan Selim'in bir dedivanı vardır.Yahyâ Kemâl'in;Bir beyti bir de câmi-i mâ’mûru vardiye övdüğü;Biz bülbül-i muhrık dem-i şekvâ-yı firâkizÂteş kesilir geçse sabâ gülşenimizdenşeklinde bir beyti de bulunmaktadır. İkinci Selim, aynı zamanda îmârcı bir pâdişâhtır.
Mekke-i Mükerreme’nin su yollarının tâmiri,Mescid-i Harâm’ın mermer kubbelerle tezyini,Lefkoşa Selimiye Câmii, Azîz Efendi tekkesi,Navarin limanına hâkim bir mevkiye yaptırdığı kule, hayrâtı arasındadır. Edirne’ye yaptırmasının sebebi ise:Sultan’ın caminin yapılacağı şehir olarak neden Edirne’yi seçtiği kesin olarak bilinmemektedir.Evliya ÇelebiSeyahatname adlı eserinde padişahın rüyasındaİslam peygamberiMuhammed’i gördüğünü ve onun kendisindenKıbrıs’ın fethi anısına bir cami yaptırmasını istediğini yazmıştır. Bu konudaki daha gerçekçi yorumlarda ise o dönemdeİstanbul’da yeni bir büyük camiye ihtiyaç duyulmadığı, Edirne’ninRumeli’deki Osmanlı egemenliğinin merkezi konumunda olduğu ve Selim’in gençlik yıllarından beri şehre ayrı sevgi beslediğine dikkat çekilir.
II. Selim zamanında Ayasofya Camii yeniden onarıldı.Selimiye Camii,Mimar Sinan tarafından onun döneminde inşa edildi. Babası gibi II. Selimdivan edebiyatına birçok eser bırakmış bir şairdir. Selim’in özellikleNurbanu Sultan için yazdığı şiirler divan edebiyatının en güzel eserleri arasında gösterilir.
26.10.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın cenazesini getiren ordunun Belgrad’a gelmesi ve cenazenin İstanbul’a gönderilmesi. Belgrad’da ilk yeniçeri hareketi.
31.10.1566 Sultan II. Selim’in Belgrad’dan İstanbul’a hareketi.
01.11.1566 İçki yasağı sebebiyle “Silsilei Ulema“nın yürüyüşü.
28.11.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın cenaze merasimi.
04.12.1566 Sultan II. Selim’in Halkalı’daki saraya gelmesi. İstanbul’da Yeniçeriler arasında ikinci hareketin başlaması.
07.12.1566 Cülus törenlerinde dağıtılan bahşişin ilmiye sınıfına da verilmesi kararı.
16.12.1567 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın San’a Beylerbeyliğine tayini.
30.12.1567Şam Beylerbeyi Mustafa Paşa’nın Yemen Serdarlığına tayini.
16.02.1568 İran elçisi Şahkulu Han’ın Edirne’ye gelişi.
17.02.1568 Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında 8 yıllık bir süre için Edirne’de barışın imzalanması.
28.04.1568 San’a ve Yemen Beylerbeylikleri’nin yeniden birleştirilmesi.
13.05.1568 Yemen Serdarı Mustafa Paşa’nın Şam’dan Mısır’a hareketi. Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Yemen fethi. Taaz’ın alınması. Edirne’de Mimar Koca Sinan’ın yapacağı Selimiye Camii inşaatının başlaması.
04.12.1574 Sekiz sene için yenilen Osmanlı-Avusturya antlaşmasının İstanbul’dan Viyana’ya gönderilmesi. Ünlü Mimar Sinan’ın eseri, Edirne’deki Selimiye Camii’nin inşaatının tamamlanması.
15.12.1574 Sultan II. Selim’in İstanbul’da vefatı.
21.12.1574 Sultan II. Selim’in Manisa valisi olan veliahtı şehzade Murad’ın İstanbul’a hareketi. Sultan Murad’ın beş kardeşinin idamı.
Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1951).Osmanlı Tarihi: Cilt. III/1 II. Selim'in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Andlaşmasına Kadar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.ISBN 975-16-0013-8.
Turan, Serafeddin, "Selim II", (1940 ve sonrasi)İslam Ansiklopedisi, C.X say.434-444, Ankara ve İstanbul:Türkiye Cumhuriyeti, Maarif Bakanlığı,
Bahadıroğlu, Yavuz.Resimli Osmanlı Tarihi. İstanbul: Nesil Yayınları.
^I. Selim saltanat yılları için çok ayrıntılı ve inanılır dış kaynaklar: Turan, Serafeddin, "Selim II",İslam Ansiklopedisi, C.X say.434-444, Ankara ve İstanbul:Türkiye Cumhuriyeti, Maarif Bakanlığı, 1940 ve sonrası
^abUzunçarşılı, İsmail Hakkı (1951, yeni ed. 1988),Osmanlı Tarihi: Cilt. III/1 II. Selim'in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Andlaşması'na Kadar, Ankara:Türk Tarih Kurumu Yayınları
^Turan, Serafeddin (1958), "Lala Mustafa Paşa Hakkında Notlar ve Vesikalar",Belleten C.22, say. 551-593.
^Safvet Bey (1329), "Şark Levendleri: Osmanlı Bahr-i Ahmer Filosunun Sumatra Seferi Üzerinde Vesikalar",Tarih-i Osmani Encümeni Mecmuası C.4, say. 1521-1540 (Osmanlıca)
^İnalcık, Halil (1948), "Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü (1569)",Belleten C.12 Say.349-402.
^Kurat, Akdes Nimet (1966)Turkiye ve Idil Boyu . 1569 Astarhan Seferi. Ten-Idil Kanali ve XVI-XVII Yuzyil Osmanli Rus Munasebetleri Ankara