I. Süleyman (Osmanlıca: سلطان سليمان اولSultân Süleymân-ı Evvel,divan edebiyatındakimahlasıylaMuhibbi;[3] 6 Kasım 1494[a],Trabzon - 7 Eylül 1566,Zigetvar),Osmanlı İmparatorluğu'nunonuncupadişahı ve 89.İslamhalifesidir.Batı'daMuhteşem Süleyman,[5][6]Doğu'da ise adaletli yönetimine atfenKanûnî Sultan Süleyman (Osmanlıca: قانونى سلطان سليمان) olarak da bilinmektedir. 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, yaklaşık 46 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'na hükmetti. Toplamda 13 kez sefere çıktı ve saltanatının 10 yıl, 1 ayını seferlerde geçirdi.[7] Osmanlı İmparatorluğu'nda en uzun süre hüküm süren ve en uzun süre sefer yapan padişahtır.[8]
Süleyman, 30 Eylül 1520'de babasıI. Selim'in yerine padişah oldu ve saltanatınaOrta Avrupa veAkdeniz'deki Hristiyan güçlere karşı seferler düzenleyerek başladı. 1521'deBelgrad'ı ve 1522-1523'teRodos Adası'nı fethetti. Ağustos 1526'daMohaç Muharebesi'ndeMacaristan'ın askerî gücünü kırdı ve büyük bir kısmını topraklarına kattı. Süleyman, Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik, askeri ve siyasi gücünün zirvesine hükmederek, 16. yüzyıl Avrupası'nın önde gelen hükümdarlarından biri haline geldi. Süleyman, 1529'dakiViyana Kuşatması'nda fetihleri kontrol altına alınmadan önce, Hristiyanların kaleleri olan Belgrad ve Rodos'un yanı sıra Macaristan'ın büyük bölümünün fethedilmesinde Osmanlı ordularına bizzat liderlik etti.Safevîlerle olan çatışmasındaOrta Doğu'nun büyük bir bölümünü veCezayir'e kadarKuzey Afrika'nın geniş alanlarını ilhak etti. Onun yönetimi altındaOsmanlı donanması,Akdeniz'denKızıldeniz'e veBasra Körfezi'ne kadar denizlere hâkim oldu.[9]Zigetvar Kuşatması'nın sonlanmasından bir gün önce, 7 Eylül 1566'da 71 yaşındayken öldü.[10]
Genişleyen bir imparatorluğun başında bulunan Süleyman, toplum, eğitim, vergi ve ceza hukuku ile ilgili önemli hukuki değişiklikleri bizzat başlattı. Onun reformları, imparatorluğun baş kadısıEbussuud Efendi ile birlikte yürütülerek Osmanlı hukukunun iki biçimi olan sultani vedini hukuk arasındaki ilişkiyi uyumlu hale getirdi.[11] Süleyman, aynı zamanda seçkin birşair vekuyumcuydu; Osmanlı İmparatorluğu'nunsanatsal,edebi vemimari gelişiminde "Altın Çağ"ını yöneten büyük bir kültür hamisi oldu.[12]
Süleyman, Osmanlı geleneğini bozarak, hareminden bir kadın olan,Sünni İslam'a geçen ve kızıl saçları nedeniyle Batı Avrupa'da Roxelana adıyla ünlenenRutenya kökenli birOrtodoks Hristiyan olanHürrem Sultan ile evlendi. Süleyman'ın 46 yıllık iktidarının ardından, 1566'da ölümünün ardından yerine oğluII. Selim geçti. Süleyman'ın diğer potansiyel varislerindenMehmed veMustafa öldüler; Mehmed 1543'teçiçek hastalığından öldü, Mustafa ise 1553'te sultanın emriyle boğularak öldürüldü. Diğer oğluBayezid ise bir isyanın ardından dört oğluyla birlikte 1561'de Süleyman'ın emriyle idam edildi. Her ne kadar akademisyenler onun ölümünden sonraki dönemi basit birgerilemeden ziyade bir kriz ve adaptasyon dönemi olarak görseler de,[13] Süleyman'ın saltanatının sonu Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası oldu. Süleyman'dan sonraki on yıllarda imparatorluk, genellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun Dönüşümü olarak adlandırılan önemli siyasi, kurumsal ve ekonomik değişimler yaşamaya başladı.[14]
Yanlış kanaatin aksine en çok sefere çıkan padişah Kanuni Sultan Süleyman değil Fatih Sultan Mehmet'tir. Mehmet Han çıktığı 25 seferle liderken Süleyman Han 13 sefere çıkarak bu konuda ikinciliği elde edebilmiştir.[15]
1579 yılında,Nakkaş Osman'ınŞemâilnâme adlı eserinde yer alan ve I. Süleyman'ı gençlik yıllarında resmeden bir minyatür
6 Kasım 1494 tarihinde,Trabzon'da doğdu.[16][a] Babası, Süleyman doğduğu zaman Trabzon valisi olan ve 1512 yılında padişah olarak tahta çıkanI. Selim, annesi iseAyşe HafsaValide sultandı.[17] Çocukluk yıllarını, süt kardeşiYahya Efendi ile birlikte Trabzon'da geçirdi.[18] 7 yaşındayken; bilim, tarih, edebiyat, din ve askeriye alanlarında eğitim almak içinİstanbul'a,Topkapı Sarayı'ndakiEnderûn'a gönderildi.
1508 yılındaŞarkî KarahisarSancak Beyi olarak atandı ancak babası Selim'in kardeşi, Amasya Sancak BeyiAhmed'in itirazı sonrasındaBolu'ya atandı.[18][19] Ahmed'in buna da itiraz etmesi sebebiyle atandığıKefe sancağına 1509 Temmuz'unda çıktı.[19][20] Babası I. Selim'in 1512'de tahta çıkmasından sonra İstanbul veEdirne'de oturdu.[20] 1513 yılındaSaruhan sancak beyliğine atandı.[21] Burada, sonraları başdanışmanlarından biri olacak olanPargalı İbrahim ile yakın bir arkadaşlık kurdu.[20][22] Yaklaşık yedi yıllık Saruhan sancak beyliğinin ardından, 1520 yılının 21 Eylül'ü 22 Eylül'e bağlayan gecesi babası I. Selim'in ölümü üzerine İstanbul'a hareket etti ve tahtta hak iddia edecek başka biri olmadığından herhangi bir mücadele vermeden 30 Eylül 1520 tarihinde onuncu Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı.[20][23] Tahta geçişinden birkaç hafta sonraVenedik ElçisiBartolomeo Contarini, Süleyman'ı "Yirmi altı yaşında, uzun fakat sırım gibi ve kibar görünüşlü. Boynu biraz fazla uzun, yüzü zayıf, burnu kartal gagası gibi kıvrık. Gölge gibi bıyığı ve küçük bir sakalı var. Cildi biraz soluk olsa da yüzü oldukça hoş. Derisi solgunluğa meyilli. Akıllı bir hükümdar olduğu söyleniyor ve herkes onun saltanatının hayırlı olacağını umuyor." şeklinde tanımlamıştır.[24]
I. Süleyman'ın tahta geçmesinden kısa bir süre sonraŞam BeylerbeyiCanberdi Gazâlî, Süleyman'ın padişahlığını tanımadı ve kendi hükümdarlığını ilan ederekisyan başlattı. Merkezden gönderilen Ferhad Paşa komutasındaki birlikler,Zülkadriye Eyaleti'nde bulunan kuvvetler ve Şam'daki kuvvetlerin etkinlikleri sonucunda Şam yakınlarında 27 Ocak 1521 tarihinde yapılanMastaba Muharebesi sonucunda Gazali'nin yenilmesi ve öldürülmesiyle isyan bastırıldı.[25][26] Gazali'nin yerine Şam Beylerbeyliği'neAyas Mehmed Paşa atandı.[27] Aynı yılın sonunda ise doğu cephesinin merkezi halinde bulunanDiyarbakır BeylerbeyiBıyıklı Mehmed Paşa'nın vefatı üzerine yerineDivane Hüsrev Paşa tayin edildi.
Süleyman ilk seferini 18 Mayıs 1521'de,Macaristan Krallığı'nın yönetimindekiBelgrad (o dönemdeki adı Nándorfehérvár) üzerine yaptı.[28][29] ÇevresindekiBöğürdelen,Zemun veSalankamen şehirlerinin alınmasının ardından 1 Ağustos günü kuşatılan şehir,[30] 29 Ağustos 1521 tarihindeteslim oldu.[20][31] Avrupa'da gerçekleştirilebilecek fetih ve seferler için önemli bir merkez olan Belgrad'ın fethi hakkındaKutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun İstanbul elçisi "Belgrad'ın ele geçirilmesi, Macaristan Krallığı'nın çöküşüne sebep olan olayların başlangıcıydı.II. Lajos'un ölümü,Budin'in ele geçirilişi veErdel'in işgaliyle devam eden süreçte Macaristan İmparatorluğu yıkılmış ve diğer ülkeleri de benzer sonu yaşayacağına dair bir korku sarmıştı." ifadelerini kullanmıştı.[32]
Ertesi yıl Süleyman,Hospitalier Şövalyeleri'nin bulunduğuAkdeniz'dekiRodos adasına karadan sefer düzenledi. Kuşatmaya katılacak olanOsmanlı donanması ise Haziran 1522'de adanın "Cem Bahçesi" körfezine demir attı.[20] Süleyman'ın da arasında olduğu kara kuvvetleri,Marmaris'ten gemi yoluyla 28 Temmuz günü adaya geçti.[20][33] Yaklaşık 100.000 kişi ve 400 gemiden oluşan Osmanlı ordusu,[34] 6 aydan fazla süren kuşatma, 26 Aralık 1522'de şövalyelerin başıPhilippe Villiers de L'Isle-Adam'ın teslim koşullarını kabul etmesi ve adanın hakimiyetinin Osmanlı İmparatorluğu'nuneline geçmesiyle sona erdi.[33] Adada Hristiyan kimliğiyle yaşayanCem Sultan'ın oğlu Murad ve Murad'ın oğulları boğduruldu, eşi ve iki kızı İstanbul'a gönderildi.[20]Rodos'un alınmasının ardından şövalyelerin elinde bulunanBodrum,Tahtalı veAydos kaleleri ileİstanköy veSömbeki adaları da alındı.[35][36]
Şubat 1523'teİstanbul'a dönüşünün ardından Süleyman,[33] saltanatının ilk üç yılında görev yapan SadrazamPîrî Mehmed Paşa'yı emekliye ayırdı.[37] 27 Haziran 1523 günü ise daha önce görülmemiş bir biçimde has odabaşısıİbrahim Ağa'yı sadrazam olarak atadı. Sadrazamlığa ek olarak kendisineRumeli Eyaleti'nin yönetimini de verdi.[35] Sadrazamlık yetkisinin kendisine verilmesini bekleyen ikinci vezirAhmed Paşa,vali olarak atandığı Mısır'da 1524 yılı başlarında isyan çıkararak bağımsızlığını ilan etti.[35] Ahmed Paşa'nın öldürülmesiyle isyan bastırıldı ve Sadrazam İbrahim Paşa,Mısır'ı düzene sokmakla görevlendirildi.[35][38]
I. Süleyman Mohaç Seferi'nde
Mart 1525'te, SüleymanKâğıthane'de avlandığı sıradayeniçeriler şehirdeayaklanma başlattılar.[35] Kısa sürede bastırılan ayaklanma sonrasındaYeniçeri Ağası Mustafa Ağa, kâhyası Kıran Bali ilereîsü'l-küttâb Haydar idam edildi.[35][39] Mısır'ı düzene koyan İbrahim Paşa ise 6 Eylül 1525 günüİstanbul'a döndü.[35] Bu dönemde İstanbul'a gelen Fransa elçisiJean Frangipani, 24 Şubat 1525'tekiPavia Muharebesi sonrası Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na esir düşen KralI. François için, kralın annesiLouise de Savoie'un ricası üzerine Süleyman'dan yardım istedi.[35] Yazdığı mektupla yardım sözü veren Süleyman, iki devlet arasında anlaşma sağlanıp François serbest bırakılsa daMacaristan üzerine sefer gerçekleştirme kararı aldı.[40] Macaristan üzerine önce Sadrazam İbrahim Paşa'yı gönderdi, 23 Nisan 1526'da ise Süleyman'ın önderliğindeki ordu Macaristan'a hareket etti.[35][41] İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetler,Petrovaradin veİyluk şehirleriyle on bir kale ele geçirdikten sonra,Özek kalesini de aldı.[41] Bosna beyleri deSirem bölgesindeki bazı kaleleri ele geçirmişti.[41] Macaristan Kralı II. Lajos'un liderliğindeki ordu ileTuna kıyısındakiMohaç düzlüğünde karşılaşan Osmanlı ordusu, 29 Ağustos 1526 günü yapılanmuharebeyi kazanarak Doğu Avrupa'daki Macar direncini kırdı.[35][42] Lajos ise muharebeden kaçan bazı askerlerle birlikte bataklıkta boğularak öldü.[35][43] Osmanlı ordusu yürüyüşüne devam ederek, 20 Eylül günü Budin'e girdi.[44] Şehrin anahtarını alan ve yaklaşık on dört gün boyunca kral sarayında kalan Süleyman, dönüşteSegedin ve bazı şehirleri de alarak[44] 21 Eylül'dePeşte'ye geçti ve Macaristan'ın başınaErdel VoyvodasıJános Zápolya'yı getirdi.[45] Macaristan'ın Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanması veFransa-Osmanlı ittifakıyla 5 Ekim 1526 tarihinde sona eren[46] yedi aylık sefer sonrasında, 13 Kasım 1526 tarihinde İstanbul'da zafer alayı düzenlendi.[45] Osmanlı ordusunun Macaristan'da olduğu 1526 Ağustos'unda, Safevîlerin desteğiyleBozok'taBaba Zünnûn İsyanı baş gösterdi.[47][48] Çevredeki bölgelere yayılmasının ardından 1527'deDiyarbekir BeylerbeyiHüsrev Paşa ve Adana Sancak Beyi Pîrî Bey tarafından bastırıldı.[48] 1527'de orta Anadolu'da yine Safevîlerin desteğiyleKalender Çelebi İsyanı çıktı. Çevresindeki sancak beyleri ile eyalet beylerini mağlup etmesinin ardından isyanı bastırmak için Sadrazam İbrahim Paşa görevlendirildi. 1527'deElbistan civarında yenilgiye uğratılan Kalender Çelebi, başı kesilerek idam edildi.[45][47][49] Birkaç ay sonra İranlıMolla Kâbız, vaazlarındaİsa'nın bütün peygamberlerden üstün olduğu fikrini dile getirdiğindenSünniulemanın tepkisini çekti ve bu sebeple Kasım 1527'dedîvânda yargılandı.[45] Ancak fikirlerinden vazgeçmeyen Molla Kâbız idam edildi.[45][50]
Kutsal Roma İmparatoruV. Karl'ın kardeşiAvusturya ArşidüküFerdinand,János Zápolya'nın krallığını tanımayarak kendini Macaristan kralı ilan etti.[51]János Zápolya'nın kuvvetlerini yenilgiye uğratmasının ardından 20 Ağustos 1527 günü Budin'e girerken,[52][53] Osmanlı İmparatorluğu'na vergi ödemesi karşılığında kendisinin Macaristan Kralı olarak tanınmasını istedi.[51] Ancak bunu reddeden Süleyman 10 Mayıs 1529'da yeni bir sefere çıkarken, Sadrazam İbrahim Paşa'ya daserasker unvanı verdi.[45] 3 Eylül 1529'da Budin'e varan Osmanlı kuvvetleri şehrikuşattı.[52] 7 Eylül günü Budin teslim oldu ve yönetimi tekrarJános Zápolya'ya verildi.[52][54] Hemen ardındanEstergon'u almayı başaran Osmanlı ordusu, 23 Eylül 1529'da Avusturya topraklarına girmesinin ardından 27 Eylül günüViyana'yıkuşattı.[52] Ancak hava şartlarının elverişsizliği ve mühimmat bakımından kuşatma için hazırlıksız olunması sebepleriyle 16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı ve ordu, 16 Aralık 1529'da İstanbul'a döndü.[45][52][54]
Osmanlı açısından başarısızlıkla sonuçlanan Viyana kuşatmasının ardından Ferdinand tarafından gönderilen veMacaristan Krallığı'nın kendisine verilmesi gerektiğini bildiren ikinci elçi de Süleyman'dan ret cevabı aldı.[55] Bunun üzerine Estergon,Vişegrad veVaç şehirlerini Osmanlı'dan alan Ferdinand, Budin şehrine bir saldırı düzenlese de bu saldırı başarısızlıkla sonuçlandı.[56][57] 17 Ekim 1530'da, Avusturya elçileri Nicolas Jurischitz ile Joseph von Lamberg İstanbul'a geldi.[58] 17 Kasım günü padişah Süleyman ile yaptıkları görüşmelerde bir anlaşma sağlanamayınca Avusturya üzerine sefere çıkılması kararlaştırıldı.[59] 25 Nisan 1532'de, Süleyman ve İbrahim Paşa'nın önderliğindeki orduİstanbul'dan ayrıldı.[59] Bosna BeyiGazi Hüsrev Bey, Bâli Beyoğlu Mehmed Bey, Kırım HanıI. Sahib Giray ve eyalet beylerbeyleri kaleler fethederken,akıncı kolları Almanya'nın içlerine kadar ilerledi.[59] Osmanlı ordusu 11 Eylül günüSlovenya'ya girdi,[59] bir süre sonra daHabsburg Hanedanı'nın elindekiGüns şehrikuşatılarak Karl'ın gelmesi beklendi.[60] Üç hafta kadar süren kuşatma boyunca Karl'ın gelmemesi üzerine 30 Ağustos 1532'de şehir ele geçirdi.[61][62] İbrahim Paşa birkaç kale daha ele geçirirken;[63] Süleyman'ın gerçekleştirdiğiAlman Seferi, 21 Kasım 1532'de İstanbul'a dönülmesiyle sona erdi.[59] Birkaç ay sonra, 22 Haziran 1533 tarihinde Avusturya Arşidüklüğü ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaİstanbul Antlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla Macaristan'ın batısındaki küçük bir bölgenin kendisine kaldığı Ferdinand, Macaristan üzerindeki hak iddiasını sonlandırırken, János Zápolya'nın Macaristan hükümdarlığını tanıdı ve Osmanlı İmparatorluğu'na yıllık 30.000 altın vergi vermeyi kabul etti.[64] Öte yandan sefer sırasındaSikloş,Papoçe,Sopron,Gradcaş,Pojega,Zaçesne,Nemçe vePodgrad kaleleri ele geçirilirken;Podgogonce veZagreb beyleri de kalelerinin anahtarlarını Süleyman'a göndererek bağlılıklarını bildirdi.[63] Alman Seferi sırasındaAndrea Doria tarafından alınarak Habsburgların eline geçenKoron, 1534'ün Mart ayındaMora Sancak BeyiBâli Beyzâde Mehmed Bey tarafından geri alındı.[63]
I. Süleyman, Agostino Veneziano
Osmanlı İmparatorluğu'nun elinde bulunanBitlis Sancak Beyi Şeref Han 1531'deSafevî ŞahıI. Tahmasb'a bağlandığını ilan etti.[65][66][67] Osmanlı İmparatorluğu topraklarında doğmasının ardından Safevîlere sığınan, sonrasında tekrar Osmanlı'ya dönenUlama Han, Şeref Han'ın yerine Bitlis'e gönderildi. Ancak burada Şeref Han'ın kuvvetleriyle karşılaşılmasının ardından Sadrazam İbrahim Paşa, İran üzerine yapılacak sefer için Ekim 1533'te bölgeye hareket etti.[59][65] İbrahim Paşa bölgeye ulaşmadan önce Ulama Han, Şeref Han ile yaptığı mücadeleden galip ayrılarak Şeref Han'ı öldürdü.[65] Diğer taraftanBağdat Hanı Zülfikâr Han Süleyman yanlısı bir tutum sergileyerek şehri gizlice Süleyman'a vermesi; ancak olayın Tahmasb tarafından duyulmasının ardından Zülfikâr Han'ın öldürülmesi ve şehrin Safevî Devleti'nde kalması da İbrahim Paşa önderliğindeki kuvvetlerin bölgeye sevk edilmesinin nedenlerindendi.[65][66] Kış zamanıHalep'e varan İbrahim Paşa, Safevîlerin elindekiAdilcevaz,Erciş,Van veAhlat'ı ele geçirmesinin ardından ilkbaharda Halep'ten ayrıldı.[68] Herhangi bir direniş göstermeyenTebriz, 13 Temmuz 1534 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı.[67] Kışı İstanbul'da geçirmesinin ardından 11 Haziran 1534'tealtıncı seferi için hareket eden Süleyman, Eylül ayında Tebriz yakınlarında İbrahim Paşa tarafından karşılandı.[69][70] Bir müddet sonra buradan ayrılan ordu, 31 Aralık 1534 günü teslim olan Bağdat'ı ele geçirdi.[67][71][72][73] Kışın Bağdat'ta geçirilmesinin ardından 8 Ocak 1536'da İstanbul'a dönüldü.[69] Öte yandan 27 Aralık 1533 günüCezayir hükümdarıHızır Reis (Barbaros), filosuyla birlikte İstanbul'a geldi.[59] Kendisine çeşitli hediyeler sunan ve Cezayir'i Osmanlı topraklarına katan Hızır Reis'e "Hayreddin" unvanı veren Süleyman, Hayreddin'iCezayir Beylerbeyi olarak atadı. İbrahim Paşa ile görüşmek için Halep'e gidip dönen Barbaros Hayreddin Paşa, 1534 yılındakaptan-ı derya oldu.[69] 1534 Mayıs'ında ilk seferini yaptı.[74] Güney İtalya sahillerine çeşitli saldırılar düzenledikten sonraTunus'a geldi.[74] Küçük çaplı direnişlere rağmen Mevlây Hasan'ın hükümdarlığındaki Tunus, 1534 Ağustos'unda alındı.[74] Mevlây Hasan'ın yardım istemesi üzerine V. Karl, Andrea Doria komutasında çeşitli devletlerin kuvvetlerinden oluşan bir donanma hazırladı ve 1535 yazında saldırdığı Tunus'uele geçirdi.[75]
Fransa elçisiJean de La Forêt'nin girişimleri sonucunda 18 Şubat 1536 günü Süleyman, Fransa ilekapitülasyon anlaşması imzaladı.[69][76] Anlaşmayla birlikte Fransızlara ticari ve hukuki alanlarda birtakım ayrıcalıklar tanındı.[77] 14 Mart'ı 15 Mart'a bağlayan geceTopkapı Sarayı'nda konuk olan Sadrazam İbrahim Paşa, Süleyman'ın emriyle boğularak öldürüldü.[69] Ertesi gün sadrazamlığaAyas Mehmed Paşa getirildi.[69]
Barbaros Hayreddin Paşa komutasındakiOsmanlı donanması, 1536 baharındaAkdeniz'deki yabancı limanları vurdu.[78] DonanmanınAvlonya kıyılarında olduğu vakit Süleyman, 17 Mayıs 1537'de İstanbul'dan ayrılarak "Sefer-i Pulya" denenAdriyatik seferine çıktı.[78] Fransız-Osmanlı ittifakı gereğince Fransa'nınİtalya'ya kuzeyden, Osmanlı donanmasının ise güneyden saldırması kararlaştırıldı. Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki askerler, 1537 Temmuz'undaPuglia bölgesinde yer alanCastro şehrinde konuşlandı.[79][80]Otranto civarında yaklaşık iki hafta kalan askerler, daha sonra ele geçirdikleri esirlerle birlikte buradan ayrıldı.[79] Öte yandan Fransa, İtalya'ya saldırmaktan vazgeçerek askerleriniHollanda üzerine göndermişti. İtalya'dan ayrılan Osmanlı donanması, Ağustos ayındaVenedik Cumhuriyeti'nin elindekiKorfu adasınıkuşattı.[81] Ancak kışın gelmesiyle kuşatma kaldırıldı.[82] Barbaros Hayreddin Paşa, Venedik'e aitŞira,Patmos,Naksos gibi adalar alındı; Naksos ile diğer beş ada Osmanlı İmparatorluğu'na vergi vermek üzere yeniden eski dükalığa bırakıldı.[82] Padişah ile donanma, 22 Kasım 1537'de İstanbul'a döndü.[78]
Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olanBoğdan VoyvodasıPetru Rareș'in vergi ödememesi üzerine Süleyman, Barbaros Hayreddin Paşa'nın donanmayla birlikte denize açılmasından bir-iki gün sonra, 9 Temmuz 1538 tarihinde saltanatındaki sekizinciseferine çıktı. BaşkentYaş da dahil olmak üzere Boğdan'ın büyük kısmı ileSuceava veBesarabya Osmanlı egemenliğine girdi.[83] Petru Rareș Erdel'e sürülürken, Boğdan'ın başınaIII. Ştefan getirildi.[84] Bu sıralarda Akdeniz'de olan Barbaros Hayreddin Paşa yönetimindeki donanma, 22 Eylül 1538'de Venedik Cumhuriyeti,İspanyol İmparatorluğu,Papalık Devleti,Ceneviz Cumhuriyeti veMalta Şövalyeleri'nden oluşan ve Andrea Doria'nın önderlik ettiğiKutsal İttifak donanmasının Korfu'da olduğunu öğrendi.[85][86] 28 Eylül 1538'de,Preveze açıklarında gerçekleşenPreveze Deniz Muharebesi'nden Barbaros Hayreddin Paşa zaferle ayrıldı.[85][87] Andrea Doria geri çekilirkenKastelnova'yı alsa da 1539 ilkbaharında denizden Barbaros Hayreddin Paşa, karadan ise Gazi Hüsrev Bey'in saldırıları sonucu ada geri alındı.[87] 1540 Ekim'inde Venedik ile Osmanlı arasında imzalanan antlaşmaya göreMora veDalmaçya kıyılarındaki kaleler ve adalar Osmanlı İmparatorluğu'na bırakılırken, Venedik'in Osmanlı'ya yıllık 300.000 altın tazminat vermesi kararlaştırıldı.[87] Öte yandan 15 Temmuz 1539'da Ayas Mehmed Paşa'nın ölümüyle boşalan sadrazamlığaLütfi Paşa getirildi.[78]
1535 yılındaGucerat SultanıBahadır Şah'ın gönderdiği elçi ve mektup aracılığıylaPortekiz İmparatorluğu'na karşı gerçekleştirdiği mücadele için yardım istemesi üzerine Süleyman,Hint Okyanusu üzerine gönderilecek gemiler içinHadım Süleyman Paşa'yı görevlendirdi.[88][89] 13 Haziran 1538'deSüveyş'ten yola çıkan Hadım Süleyman Paşa, ilk olarak geldiği ve Portekizlilerin elinde bulunanAden'i aldı.[89][90] 19 Ağustos günü Aden'den ayrılan donanma, 4 Eylül'deDiu'ya ulaştı.[91] AncakBahadır Şah 1537'de ölmüş ve Portekiz'in desteğiyle yerine gelen yeğeniIII. Mahmud Şah, 1538 Eylül'ünde şehre yapılankuşatmada Portekiz tarafında yer almıştı.[91][92] Ancak kuşatma başarısızlıkla sonuçlandı ve 25 Aralık günü Aden'e dönüldü.[93] Bir müddet sonra ise başkentSan'a'da dahil olmak üzere tümYemen'i Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı.[90]
Nisan 1541'de, padişahın kızkardeşi olan, karısı Şahhuban Sultan'a tokat atması sebebiyle Lütfi Paşa; Sultan Süleyman tarafındanDimetoka'ya sürülürken, yerine Hadım Süleyman Paşa getirildi.[78]
János Zápolya'nın 22 Temmuz 1540'ta ölmesinin ardından eşiIzabela Jagiellonka, Szapolyai'nin ölümünden birkaç gün önce doğan oğluJános Zsigmond Zápolya adına Macaristan'ın başına geçmek için Süleyman'dan onay aldı.[94] Yaşananları duyan Ferdinand, 1541 Ağustos'undaBudin'i kuşattı.[80] Önce Rumeli beylerbeyi, ardından ise üçüncü vezirSokollu Mehmed Paşa komutasındaki kuvvetleri Budin'e gönderen Süleyman,[95] 23 Haziran 1541'de orduyla birliktesefere çıktı ve Budin'deki Ferdinand'ın kuvvetlerini yenilgiye uğrattı.[80][96] Budin'in kurtarılmasından sonra kurulanBudin Eyaleti'yle Macaristan doğrudan Osmanlı topraklarına bağlanırken, Izabela Jagiellonka ve oğlu Sigismund Zapolya Erdel'e gönderildi.[97] Kardeşi Ferdinand'ın 8 Eylül'deCenova'e ulaşmasıyla yaşananları öğrenen V. Karl, 1541 sonbaharında Osmanlı İmparatorluğu'nun elindekiCezayir üzerine birsefer düzenledi.[98] Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, İspanyol İmparatorluğu,Napoli Krallığı,Sicilya Krallığı, Malta Şövalyeleri, Ceneviz Cumhuriyeti ve Papalık Devleti kuvvetlerinden oluşan Andrea Doria'nın komutanlığındaki donanma, 19 Ekim'de Cezayir'e geldi.[99] Aynı zamanda Cezayir Beylerbeyi de olan kaptan-ı derya Barbaros Hayreddin Paşa'nın yokluğunda Cezayir'i savunanHasan Ağa komutasındaki askerler, dört ay kadar süren çatışmalar sonunda V. Karl'ın kuvvetleri karşısında zafer elde etti.[100] Süleyman ise ordu ile birlikte 27 Kasım 1541'deİstanbul'a döndü.[101]
1542'de Ferdinand'ın tekrar Budin vePeşte'ye yaptığı kuşatmalar üzerine,[102] 17 Kasım 1542'de yeni bir sefer hazırlığı için gittiğiEdirne'de bir müddet kalan Süleyman, 23 Nisan 1543'te Macaristan üzerine bir kez daha sefere çıktı.[101] 8 Ağustos'ta, iki hafta sürenkuşatma sonucunda Estergon Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirildi.[103] Birkaç hafta içerisinde iseSiklós,Székesfehérvár veSzeged şehirleri de alındı.[102] 19 Haziran 1547'de, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan ilk yazılı antlaşma olma niteliği taşıyanİstanbul Antlaşması ile Ferdinand ve V. Karl, Macaristan'ın Osmanlı İmparatorluğu kontrolünde olduğunu kabul ederken, Habsburg Hanedanı'nın elinde bulundurduğu batı ve kuzey Macaristan için Osmanlı İmparatorluğu'na yıllık 30.000 altın florin vermeyi kabul etti.[102][104][105]
1542-1546 İtalya Savaşı esnasında Süleyman ileI. François,V. Karl ile İngiltere KralıVIII. Henry'e karşı birittifak oluşturdu. 29 Mayıs 1543'te İstanbul'dan yola çıkan Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Ağustos ayındaMarsilya'ya ulaştı.[106] 6 Ağustos günü, Osmanlı ve Fransa kuvvetlerinden oluşan donanma,Savoie DüküIII. Charles'ın yönetimindekiNice şehrinikuşattı.[107] 22 Ağustos'ta Nice ele geçirilirken, kaledeki direnişin devam etmesi sebebiyle kuşatma 8 Eylül'e kadar sürdü.[104][108] İleride düzenlenecek saldırılarda Fransa'ya daha kolay yardım edebilmesi için François, Osmanlı donanmasının kışıToulon'dageçirmesini sağladı. Yaklaşık sekiz ay süren konaklama sonrası, 1544 Mayıs'ında donanma İstanbul'a dönüş için yola çıktı.[108][109][110]
Kasım 1544'te, Sadrazam Hadım Süleyman Paşa ileDivane Hüsrev Paşa'nın divanda kavga etmesi üzerine ikisi de görevlerinden alındı ve sadrazamlığaDamat Rüstem Paşa getirildi.[101] 4 Temmuz 1546'da kaptan-ı derya Barbaros Hayreddin Paşa'nın vefat etmesiyle de yeni kaptan-ı deryaSokollu Mehmed Paşa oldu.[101]
Hint Okyanusu'ndaki Osmanlı gemilerini gösteren bir minyatür (16. yüzyıl)
1547'de Safevî ŞahıI. Tahmasb'a karşı isyan başlatan kardeşiElkas Mirza[111] da İstanbul'a geldi.[101][112] EşiHürrem Sultan ile birlikte 1544, 1545 ve 1546 yıllarını Edirne'de geçiren Süleyman, İstanbul'a döndükten sonra Elkas Mirza'yı doğuya gönderdi ve 29 Mart 1548'de İran üzerinesefere çıktı.[101] Süleyman yönetimindeki ordu tarafındanVan'a yapılankuşatmayıUlama Paşa devralırken, kısa bir süre sonra şehir ele geçirildi.[101][112] 1534'te Osmanlı egemenliğine girse de sonradan tekrar Safevî Devleti'nin eline geçen Tebriz, Süleyman komutasındaki kuvvetler tarafından tekrar alındı.[113] Kışı Halep'te geçiren ordu, 1549'daDiyarbakır'a geldi ve İkinci vezirKara Ahmed Paşa'yıGürcistan taraflarına yolladı.[113] Bir buçuk ay içerisinde, baştaTortum veAkçakale olmak üzere yirmi kadar şehri ele geçiren veŞirvanşahlar Devleti Osmanlı İmparatorluğu'na bağlayan Kara Ahmed Paşa, ordu ile birlikte 21 Aralık 1549'da İstanbul'a döndü.[94][101][113]
31 Mart 1547'de ölen I. François'nın yerine Fransa kralı olanII. Henri, Akdeniz'de Habsburglarla mücadele için Süleyman ile anlaşma yaptı.[114] Bunun üzerine Andrea Doria komutasındaki donanma, 8 Ekim 1550'de V. Karl adınaMehdiye'yi ele geçirdi. Buna karşın Osmanlı ve Fransa kuvvetlerinden oluşan donanma Fransa'nın güneyini savundu.[115] Sokollu Mehmed Paşa'dan sonraki kaptan-ı deryaSinan Paşa yönetiminde olan veSalih Reis ileTurgut Reis'in eşlik ettiği donanmanın, Temmuz 1551'deGozo adasını ele geçirdikten sonra, 18 Temmuz günü Malta adasına yaptığı saldırı başarısızlıkla sonuçlandı.[116] Kısa bir süre sonra donanma, Malta Şövalyeleri'nin kontrolündekiTrablus'ukuşattı. 14-15 Ağustos günlerinde ise şehir ele geçirildi.[117][118][119] Trablus'un alınmasıyla1551-1559 İtalya Savaşı'nın zemini hazırlanmış oldu.[120] 1552'de, Fransa'ya yardım etmek amacıyla yola çıkan Fransa ve Osmanlı gemilerinden oluşan donanma İtalya'nın güneyindekiReggio Calabria'yı ele geçirdi.[121] 5 Ağustos 1552 günü, Ponza açıklarında Andrea Doria komutasındaki donanmayla karşılaşan Fransa-Osmanlı donanması,yapılan deniz muharebesinden zaferle ayrıldı. 1553'te ise bu donanma, Ceneviz Cumhuriyeti'nin elindekiKorsika'nın büyük bir kısmınıele geçirdi.
1551 yılında, Avusturya kuvvetlerinin Erdel'e girmesinin ardından Süleyman,Rumeli Beylerbeyi Sokollu Mehmed Paşa'yı Erdel üzerine gönderdi.[105][122] 10 Temmuz 1551'deSofya'dan hareket eden Sokollu, 7 Eylül'deSlankamen'den ayrılarakBeçe önlerine geldi ve yaklaşık 16 kaleyi ele geçirdi.[123] Temmuz 1552'deLipve'yi de ele geçirdikten sonra,[124]Temeşvar'ı kuşatsa da hava şartlarının müsait olmaması üzerine Belgrad'a döndü.[125] Sokollu Mehmed Paşa'nın çekilmesi üzerine Avusturya kuvvetleri Erdel'e girerek Lipve'yi geri aldı ve Segedin'i kuşatsa da bu kuşatma başarısızlıkla sonuçlandı.[126] Lipve'yi geri almak amacıyla 26 Temmuz 1552'de hareket eden Kara Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, 35 gün kadar süren kuşatma sonrasında Temeşvar'ı ele geçirdi.[127] Kısa bir süre sonra da Lipve'nin geri alınırken,Vesprim ileSolnok da ele geçirildi.[126]Eğri'ye yapılan kuşatma ise kış mevsiminin gelmesi sebebiyle kaldırıldı.[126]
Öte yandan 1548'de, ikinci kez Hint seferine gönderilen donanmanın başındaPîrî Reis vardı. Pîrî Reis, Osmanlı İmparatorluğu'na dahil olduğu halde Portekiz egemenliğine giren Aden'i, 26 Şubat 1548 tarihindegeri aldı.[128] Ağustos 1552'de ise Portekiz İmparatorluğu'nun kontrolündekiMaskat'ıele geçirdi.[129] Sonrasında iseArap Yarımadası'nın sahil kısımlarını ele geçirerekBasra Körfezi'ne kadar geldi veKatar ileBahreyn'i Osmanlı İmparatorluğu topraklarına kattı.[130] Ancak ilerleyişine devam etmeyen Pîrî Reis, donanmayı Barsa'da bırakarakSüveyş'e döndü. Bu yüzden bir süre hapsedildi, 1554'te ise Süleyman tarafından idam edildi. Hint Okyanusu üzerine yapılacak olan üçüncü sefer içinKoca Murat Reis görevlendirildi. Açık denizde Dom Diogo de Noronha komutasındaki Portekiz Donanması'yla yapılan çarpışmalardan Koca Murat Reis zaferle ayrılsa da rüzgârın aksi istikamette olması sebebiyle Basra'ya dönmek zorunda kaldı.[131] Başarıyla sonuçlanmayan bu seferin ardındanSeydi Ali Reis'in önderliğinde dördüncü ve son sefer 1553 yılında yapıldı. Portekiz gemileriyle yapılan çatışmalar ve yakalanılan fırtınalar sebebiyle zayıflayan ve sayısı azalan Osmanlı gemileriSurat'a ulaşarak, kalan teçhizat ve topları Gucerat sultanının valisi Recep Han'a bıraktı.[132] Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasındaki ilişkilerin iyi olmaması sebebiyle bir süre burada kalan Seydi Ali Reis, 1555'te imzalanan Amasya Antlaşması'nın ardından hareket ettiği İstanbul'a 1557 yılında vardı.[133]
Süleymanname'de yer alan I. Süleyman'ıNahcıvan Seferi sırasında gösteren bir minyatür
Şah Tahmasp'ınErciş,Adilcevaz,Bargiri veAhlat'ı; oğlu İsmail Mirza'nın iseErzurum'u alması üzerine Damat Rüstem Paşa komutasındaki kuvvetler İran üzerine yollandı.[113] Ancak sonraları bu kuvvetler geri çağrıldı ve 28 Ağustos 1553'te Süleyman komutasındaki ordusefere çıktı.[113][134] Süleyman, tahta geçmek istediği yönünde söylentiler olan oğluMustafa'yı 6 Ekim'de,Konya Ereğlisi'nde boğdurdu.[113][134] Aynı gün Rüstem Paşa sadrazamlıktan azledildi ve yerine Kara Ahmed Paşa getirildi.[134] Öte yandan kışı Halep'te geçiren, ilkbaharda ise Nahçıvan'a kadar ilerleyen Osmanlı ordusu, Şah Tahmasp'ın çekilmesi üzerineNahçıvan,Revan veKarabağ taraflarını ele geçirdi.[135]Amasya'ya döndü ve kışı burada geçirdi.[134] 29 Mayıs 1555'te, iki devlet arasında imzalananAmasya Antlaşması ile sınır belirlenirken; Bağdat dahilIrak'ın büyük kısmı,Gürcistan'ın batısı (İmereti,Megrelya,Guria[136][137]),Fırat ileDicle nehirleri arasındaki bölge (Azerbaycan'ın batısı ve Tebriz[135]) Osmanlı İmparatorluğu'nda,[134][135]Azerbaycan,Irak'ın veGürcistan'ın doğusu (Mesheti,Kaheti,Kartli) iseSafevîlerde kaldı.[136][138] 31 Temmuz 1555'te İstanbul'a dönen Süleyman, 29 Eylül'de Sadrazam Kara Ahmed Paşa'yı idam ettirdi ve yerine tekrar Damat Rüstem Paşa'yı getirdi.[134]
Habsburglarla Fransa arasında 1551 yılından beri süregelen savaş esnasında Fransa Kralı II. Henri, 30 Aralık 1557 tarihinde Süleyman'a mektup yazarak kendisinden yardım istedi.[139] Fransa'ya yardım amacıyla Nisan 1558'de İstanbul'dan ayrılan Turgut Reis vePiyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, 13 Haziran 1558'de İtalya'ya vardı.[139] Temmuz ayında İspanyol İmparatorluğu'nun elindekiBalear Adaları'na, başarıyla sonuçlanansaldırılar düzenlenmeye başlandı.[140] Bunun üzerine İspanya KralıII. Felipe, Osmanlı İmparatorluğu'nun elindeki Trablus'u geri almak amacıyla PapaIV. Paulus'tan yardım istedi. İspanyol İmparatorluğu, Venedik Cumhuriyeti, Papalık Devletleri, Ceneviz Cumhuriyeti, Savoie Dükalığı ve Malta Şövalyeleri'nden oluşan donanma, 10 Şubat 1560'ta Trablus'a doğru yola çıktı. 7 Mart'taCerbe adasını ele geçiren donanma, burada bir kale inşasına başladı.[141] Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması ise 11 Mayıs'ta Cerbe'ye ulaştı.[141] Yapılandeniz muharebesinden Osmanlı donanması zaferle ayrıldı.[141]
10 Temmuz 1561'de Sadrazam Rüstem Paşa öldü, yerineSemiz Ali Paşa atandı.[142] 1562 yılındaİstanbul'a gelen elçiOgier Ghislain de Busbecq aracılığıyla Habsburglarla Osmanlı İmparatorluğu arasında sekiz yıllık birantlaşma imzalandı.[143] Bu antlaşmaya göre Ferdinand, Erdel'in Osmanlı'da kaldığını ve 1547'deki antlaşmada olduğu gibi yıllık 30.000 altın vergi vermeyi kabul etti.[143]
Turgut Reis ve Piyale Paşa'nın komutasındaki Osmanlı donanması, 18 Mayıs 1565 tarihinde Malta Şövalyeleri'nin elindeki Malta adasını bir kez dahakuşattı.[144] Malta Şövalyeleri'nin yanında İspanyol İmparatorluğu, Sicilya Krallığı ve Maltalı siviller de adanın savunmasına destek oldu. 11 Eylül'de başarısızlıkla sonuçlanan kuşatma sonrasında Turgut Reis de çarpışmalar esnasında aldığı darbe ile öldü.[145] Ancak 1565 yılında I. Süleyman'ın vefatına az kalaPiyale Paşa komutasındaki gemilerSakız adasını Osmanlı topraklarına katmışlardır.[146]
Yaşlanmış I. Süleyman’ı iki has-oda ağası ile birlikte tasvir eden minyatürI. Süleyman'ın bedeninin Belgrad'tan dönerken. Oğlu İkinci Selim onu bekliyor.
Osmanlı hükûmeti, 1562'deki antlaşmada yer alan koşullara göre yıllık vergisini ödemeyen Ferdinand'ın 1564 yılındaki ölümünün ardından Kutsal Roma İmparatoru olanII. Maximilian'dan hem eski borçların ödenmesini hem de kalan altı yıl için vergilerin ödenmesi teminatını istedi.[147] Maximilian, İstanbul'a gönderdiği elçiyle bu koşulları yerine getirdi.[147] Ancak karşılıklı sınır ihlalleri sonrasında, Semiz Ali Paşa'nın 28 Haziran 1565'teki ölümünün ardından sadrazamlığa gelen Sokollu Mehmed Paşa'nın tutumu üzerine Süleyman;[147] 1 Mayıs 1566'da, yaklaşık 13 yıl aradan sonra, 72 yaşında 13. seferine çıktı.[142][148] 27 Haziran'da Belgrad'a varan ve burada Sigismund Zapolya'nın kuvvetlerinin de katıldığı Osmanlı Ordusu, 2 Ağustos'ta Zigetvar'a vardı.[142][148][149] Süleyman ise kuşatma yerine 5 Ağustos'ta varmış ve kuşatmanın görülebileceği bir tepede yer alan çadırına yerleşmişti.[148][149] 7 Eylül 1566 gecesi, Zigetvar'ınalınmasından bir gün önce, kaynaklara göregut,dizanteri,felç veyaanjin sebebiyle öldü.[150] Öte yandan Zigetvar'ın yanındaGöle,Yanva,Lügos ve diğer bazı kaleler de ele geçirilmişti.[151]Zigetvar Kalesi hücumları devam ederken 73 yaşında ordusunun başında on üçüncü seferini yapmış olan Sultan Süleyman, 6-7 Eylül 1566 Cuma günü akşamı yani Cumartesi gecesi sabaha dört kala vefat etmişti.[152] Çadırında hasta hâlinde bulunan pâdişah, kale zaptının uzamasından dolayı canı sıkılarak Sadrazâm Sokullu Mehmed Paşa'ya hitaben en son olarak "Şu ocağa yanacak dahi alınmaz mı?"[152] yazılı hatt-ı hümâyûnunu gönderip kalenin zaptını işaret etmişti.[152] Filhakika pâdişahın vefatının ertesi günü kale alınmış ve Süleyman'ın ölümü 48 gün boyunca, 21 Ekim günü ordunun Zigetvar'dan ayrılışına kadar saklandı.[150] Çünkü düşman karşısında gerçekleşen bu hâdiseyi Kapıkulu Ocakları'nın öğrenmesi durumunda ayaklanabilecekleri için Sokullu Mehmed Paşa bu konuda çok titiz davranmış, böylece herhangi bir olumsuz durum oluşmasının önüne geçilmiştir.[152] Sultan'ın cenazesi, 28 Kasım'daŞeyhülislamEbussuud Efendi'nin kıldırdığı namazın ardındanSüleymaniye Camii'nde toprağa verildi.[150] Süleyman'ın vefatının ardından yerine oğluII. Selim geçti.
Sultan Süleyman'ınABD Kongresi'nde bulunan mermerden yapılmış kabartma portresi
Sultan Süleyman Batı'da "Muhteşem" olarak bilinirken, Osmanlı tebaasındaKanunî (Osmanlıca: قانونی) olarak bilinirdi.[153] Kendisinden önceki dokuz Osmanlı Padişahı tarafından verilen tüm kararları topladı. Yinelemeleri ortadan kaldırdıktan ve çelişkili ifadeler arasında seçim yaptıktan sonra, İslam'ın temel yasalarını ihlal etmeyecek şekilde tek bir kanunname yayınladı.[154] Süleyman bu çerçevede, mevzuatta reform yapmaya çalıştı ve bu reformlar,ŞeyhülislamıEbussuud Efendi tarafından desteklendi. Kanun yasaları nihai halini aldığındaKanun‐i Osmânî (Osmanlıca: قانون عثمانی) olarak bilindi. Süleyman'ın kanunnamesi üç yüz yıldan fazla devam etti.[155]
Geç rönesans dönemi sanatçısıPaolo Veronese tarafından çizilmiş portresi, 1560'lar
Bu imar faaliyetlerinde başı çeken kurum, saraya bağlı olarak çalışan ve devlet sınırlarındaki her türlü resmî inşaat işlerini yürütenHassa Mimarlar Ocağı ile başındaki hassa mimarbaşı idi.[159] Süleyman tahta çıktığı dönemde hassa mimarbaşı, I. Selim döneminde göreve gelenAcem Ali'ydi.[160] 1538 veya 1539 yılında ölen Acem Ali'nin ardından yerine gelen ve Süleyman döneminde yapılan mimari eserlerin çoğunda imzası bulunanMimar Sinan, Osmanlı döneminin en büyük mimarlarından biri olarak kabul edilmektedir.[156][161]
Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait altın bir sikke, 1520.
I. Süleyman'ın saltanatı döneminde yetişen başlıca şairler arasındaFuzûlî,Bâki,Pîr Sultan Abdal veBağdatlı Ruhi gösterilmektedir.[162]Matrakçı Nasuh ise dönemin önemli ressam, tarihçi veminyatür sanatçılarındandı.[162] Yine bu çağda yaşayan veSüleymanname'yi yazan şehnameci Arifî,nakkaş Nigarî vehattat Ahmed Karahisarî de dönemin önde gelen sanatçıları arasında yer almaktadır.[162]
Sultan Süleyman döneminde ayrıca sadrazamPargalı Makbul İbrahim Paşa,Mohaç Meydan Savaşı sonrasında Budin'den İstanbul'aÜç Güzeller olarak anılanmitolojik heykeller getirmiş ve At Meydanında bulunan sarayına dikmiştir. Bu heykeller her ne kadar ilgi uyandırsa da bazı çevreler tarafından put olarak görülüp hoş karşılanmadığı için kalıcı olamamıştır. Bu heykellerin yanı sıra, Budin'den bazı Doğu ve Batı düşünürlerinin eserleri İstanbul'a getirilmiş ve kütüphane oluşturulmuştur. Bu eserler Macar kralı Matthias Corvinus'un kurduğu geniş kütüphaneden savaş ganimeti olarak elde edilmiştir. Süleyman bu yönüyle Osmanlı kütüphane kültüründe etkili ve önemli bir padişah olarak yer alır. Aynı zamanda Kanuni 1532 yılındaOsmanlı-Habsburg rekabeti sırasında üstünlüğünü her alanda göstermek istemesi sebebiyle Venedikli tüccarlara, İtalyan baş hazinedarAlvise Gritti aracılığı veMakbul İbrahim Paşa'nın teşvikiyledört katlı bir tacı 115.000Dukaya yaptırdı, tacın dört katı o dönem bilinen dört kıtayı temsil ederken aynı zamanda Papanın ünlü üç katlı tacına gönderme olarak yapıldığı da bilinmekte. Tacın Süleyman sonrası eritildiği tahmin edilse de Avrupa'daki efsanesi bitmedi ve Avrupalı ressamlar tarafından sık sıkIV. Mehmed veI. Ahmed gibi Osmanlı Padişahlarının başlarında tasvir edildi.[163][164]
Sultan Süleyman döneminde çok sayıda medrese kurulmuştur. Bu dönemde sarayda kurulan kütüphanelerden çok, medrese ve külliyelerde kurulan kütüphanelerin ön planda olduğu görülmektedir. Bu da devletin halkın eğitimini daha ön planda tutmaya başladığının göstergesi olarak görülebilir.
I. Süleyman döneminde kurulan ve Osmanlı Devleti'nin ikinci büyük eğitim kurumu olanSüleymaniye Medreseleri açmış olduğu farklı bilim dalları nedeniyle (özellikle tıp, matematik ve diğer akli bilimler) yeniden bir sınıflamaya gidilmiştir. Sultan Süleyman döneminde yapılan düzenlemeyle Osmanlı medreselerinde eğitim Dahil medreselerinden sonra iki aşamaya ayrılmıştır. BirincisiSahn-ı Seman medreselerinde hukuk, ilâhiyat ve edebiyat dallarında yapılan eğitim, ikincisi ise Süleymaniye Medreselerinde matematik ve tıp alanlarında yapılan eğitimdir.
Süleyman'ın Süleymaniye Camii'ndeki kabri şerifiAlman Barok ressamAnton Hickel'inHürrem ve Sultan adlı tablosu (1780)
Saruhan Sancak Beyi olduğu sıralarda hareme giren ve gerçek ismi bilinmediğinden Fülane Hatun olarak geçen kadın, çoğu tarihçi tarafından Süleyman'ın ilk eşi olarak gösterilmektedir. Tarihçi Çağatay Uluçay; Süleyman'ınHürrem Sultan,Mahidevran Sultan veGülfem Hatun olmak üzere üç eşi olduğunu ve başka eşlerinin de olabileceğini söyler.[165] Öte yandan Mahidevran Sultan'dan dünyaya gelen Mahmud;[166] Mahidevran Sultan'dan dünyaya gelenŞehzade Mustafa; Hürrem Sultan'dan dünyaya gelenŞehzade Mehmed,Mihrimah Sultan,Şehzade Abdullah,Şehzade Selim,Şehzade Bayezid,Şehzade Cihangir ve annesinin Gülfem Hatun olduğu yönünde görüşler olan Şehzade Murad olmak üzere Süleyman'ın toplamda sekiz erkek ile iki kız çocuğunun olduğu kesin olarak bilinmektedir.[167] Bunlara ek olarak Yılmaz Öztuna; Şehzade Orhan, Şehzade Osman, Şehzade Abdullah, Şehzade Mehmed, Şehzade Mehmed, Şehzade Orhan'ı da Süleyman'ın oğlu olarak göstererek bu sayının on beş olduğunu belirtir ve Fatma Sultan adında bir kızı daha olduğunu söyler.
Hürrem Sultan: Sancak beyliği veya 1520'deki tahta çıkışının ardından haremine girdiği tahmin edilen cariye Hürrem Sultan, 1521'de Mehmed'i, 1522'de Mihrimah'ı, 1522 veya 1523'te Abdullah'ı, 1524'te Selim'i, 1525'te Bayezid'i, 1531'de Cihangir'i dünyaya getirdi. 15 Nisan 1558'de öldü.
Mahidevran Sultan (bazı kaynaklarda ismi Gülbahar olarak da geçer):[168] 1500 yılı civarında doğan Mahidevran Sultan, 1515'te Mustafa'yı dünyaya getirdi.[169] Mustafa'nın Süleyman tarafından 6 Ekim 1553'te boğdurulmasının ardından Bursa'da yaşamaya başladı.[170] 3 Şubat 1581'de, Bursa'da öldü.[170]
Gülfem Hatun: Süleyman'ın, Hürrem Sultan'dan önceki ve sonraki hasekisi olduğu yönünde görüşler olan, cariye kökenli eşiydi.[171][172][173] 1561 veya 1562 yılında ölen Gülfem Hatun'un,[171][174] 1521'de dünyaya gelen ve 12 Ekim 1521'de ölen Şehzade Murad'ın annesi olduğu yönünde görüşler mevcuttur.[173]
Fülane Hatun: Süleyman'ın ilk eşi olup, gerçek adı bilinmemektedir. 1512'de dünyaya gelen Mahmud'un annesiydi.
Şehzade Mustafa:[175] 1515 yılında Mahidevran Sultan'dan dünyaya geldi.[169][177] Çeşitli sancaklarda, sancak beyi olarak görev yaptı. Tahta geçmek istediği söylentilerinin ardından 6 Ekim 1553 günü,Konya Ereğlisi'nde babası Süleyman tarafından boğdurtuldu.[113][134]
Şehzade Murad:[175][178] y. 1515'te dünyaya gelen ve 19 Ekim 1521'de ölen Murad'ın annesi kesin olarak bilinmese de, Gülfem Hatun olduğu yönünde iddialar bulunmaktadır.[173][176]
Şehzade Mehmed:[175] 1521 yılında Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Mehmed, 1543 yılında öldü.[179]
Mihrimah Sultan[175]: 1522 yılında, Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi, 1578'de öldü.
Şehzade Abdullah:[175] 1522 veya 1523 yılında, Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Abdullah, doğumundan iki-üç yıl sonra öldü.[176][180]
Şehzade Selim[175]: 1524'te Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi.[176][179] Annesi Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra, kardeşi Bayezid ile girdiği taht mücadelesinde babası Süleyman'ın da desteğini aldı. Süleyman'ın vefatının ardından, II. Selim (Sarı Selim) olarak Osmanlı Padişahı oldu. 1574'te ölene kadar padişah olarak kaldı.
Şehzade Bayezid[175] (1525-1561): 1525'te Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi.[176][179] Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra, kardeşi Selim ile taht mücadelesine girdi. Süleyman'ın Selim'in tarafını tutmasıyla İran'a kaçtı. 1561'de Osmanlı elçileri tarafındanKazvin'de boğularak öldürüldü.[181]
Raziye Sultan:[175] 1556'da öldü. Tarihçiler, Süleyman'ın Mihrimah Sultan'dan başka kızı olmadığını[182] düşünseler de yeni çıkan belgelerle bunun doğru olmadığı kanıtlanmıştır.[175][183] Tasasız Raziye olarak da bilinir. Kabri, Süleyman'ın süt kardeşiYahya Efendi Türbesi'nde yer almaktadır.[175]
Nadiren de olsa Muhib, I. Süleyman, Meftûnî, Âcizî mahlaslarını kullandığı hacimli divanında tam 2.779 adet gazel bulunmaktadır ki divan şairleri arasında oldukça fazla gazel yazmış olan Zâtî'nin bile ulaştığı gazel sayısı 1.825'tir. Kanuni böylece divan edebiyatının gazel rekorunu kırmıştır.
2011-2014 yılları arasında yayınlanan ve I. Süleyman döneminin anlatıldığıMuhteşem Yüzyıl adlı Türk dizisindeHalit Ergenç tarafından canlandırılmıştır.
^Öztuna, Yılmaz.Kanuni Sultan Süleyman. Ötüken Neşriyat.ISBN9786051550275.Sultan Süleyman bu sûretle Trabzon’da 27 Nisan 1495 günü doğdu (6.11.1494 tarihi de veriliyor).
^Tüzün, Güler (2004). "Muhteşem Süleyman".Tarihte Olağanüstü Kişiler. Ana Yayıncılık. ss. sf. 19.ISBN 975-7760-83-8.
^Woodhead, Christine (2011). "Introduction". Woodhead, Christine (Ed.).The Ottoman World. s. 5.Osmanlıcı tarihçiler 1600 sonrası 'gerileme' kavramını büyük ölçüde bir kenara bırakmışlardır
^abcdefghijkl"Osmanlı Padişahları". Türk Tarih Kurumu. 18 Haziran 2024 tarihinde kaynağındanarşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2024.Kaynak hatası:Geçersiz<ref> etiketi: ":0" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz:Kaynak gösterme)
Sakaoğlu, Necdet (Nisan 2012).Süleyman, Hurrem ve Diğerleri: Bir Dönemin Gerçek Hikayesi.
Sakaoğlu, Necdet; Gür, Ayşen (Şubat 2011). "Muhteşem Yüzyılın Anatomisi".NTV Tarih,25. ISSN 1308-7878.KB1 bakım: Birden fazla ad: yazar listesi (link)
Severy, Merle (Kasım 1987). "The World of Süleyman the Magnificent".National Geographic,172. Washington, DC: National Geographic Society. ISSN 0027-9358.
Akgündüz, Ahmed; Özturk, Said (2011).Ottoman History: Misperceptions and Truths. IUR Press.ISBN9789090261089.KB1 bakım: Birden fazla ad: yazar listesi (link)
Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1996) [1954].İstanbul'un Fethi'nden Kanunî Sultan Süleyman'ın Ölümüne Kadar.Osmanlı Tarihi.II (6 bas.). Ankara: Türk Tarih Kurumu.ISBN975-16-0013-8.
Kumrular, Özlem (editör) (2007).Muhteşem Süleyman. İstanbul: Kitap Yayınevi.ISBN978-975-6051-77-1.
Altaylı, Yasemin (2008).Osmanlı Döneminde Budin.Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Batı Dilleri ve Edebiyatı Anabilim Dalı Hungaroloji Bilim Dalı.