Ebu Ali el-Mansur bilinen adıylael-Hakim Biemrillah,[a][1] (Türkçe: Allah'ın Emriyle Hükümdar) (Arapça: (الحاكم بأمر الله المنصور بن العزيز بالله بن المعز لدين الله معد الفاطمي)) (d. 13 Ağustos 985 - ö. 13 Şubat 1021) altıncıFatımî halifesi ve on altıncı İsmailî imamıdır.[2]
Dürzilerce"el-Hâkim Biemrillâh" (Allah'ın emriyle Hükmeden) olarak bilinir.
Dürziler, Hâkim'i günümüzde de saygıyla anarlar, Hakk Teâlâ'nın onda belirdiğine inanarak yeniden dünyaya gelmesini beklerler. Hâkim'inÜniter Çağrı'yı başlattığı 1017 yılıDürzîler tarafından takvim başlangıcı biçimde değerlendirilir.[3]
996'dan 1021 yılları arasında hüküm sürdü. Hâkim Emrillah, İsmailîliğin çeşitli kollarında önemli bir şahsiyettir; bunlara dünya genelinde sayıları 15 milyonu bulan Nizarîler ile,Suriye bölgesindeki 2 milyon civarındaki Dürzîler de dahildir. Bu gruplardan Dürzîlerin kurucusu olarak bilinenMuhammed bin İsmâ'il ed-Derezî, 1018 yılında Hâkim Emrillah'ın Tanrı'nın cisimleşmiş hâli olduğunu ilan etmiştir.[4]
Mısır’da doğdu ve Fatımi halifesiAziz Billah’ın oğlu olarak, 11 yaşında onun yerine tahta geçti. Künyesi Ebû Ali idi; bu künyeyi, oğlu Ali’nin doğumundan sonra aldı. Oğlu, babasının kaybolmasından sonra halifeliği devraldığında "Zâhir li-I‘zâz Dînillâh" unvanını aldı. Bazılarına göre Hâkim Emrillah, güçlü olan son Fatımi halifesidir. Geniş gözlü ve gür, korkutucu bir sese sahipti.
İlk yılları
Onun hükümdarlık dönemi gerginliklerle doluydu. Abbasîlerle anlaşmazlık içindeydi; zira onlar İsmailîlerin nüfuzunu sınırlandırmaya çalışıyordu. Bu gerilim sonucunda Abbasî halifeliği, 1011 yılında meşhur bir ferman yayımlayarak Hâkim Emrillah'ın Ali bin Ebî Tâlib soyundan olmadığını ilan etti. Abbasîlerle olan anlaşmazlığının yanı sıra, Hâkim Emrillah Karmatîlerle de başka bir mücadeleye girmişti.
El-Hakim Bi-Emrillah, halifenin yürütme işlevlerinin çoğunu danışmanlarının yerine getirdiği 996'dan1006'ya kadar “yerine geçtiği Şii halife gibi davranarak Sünni Müslümanlara karşı düşmanca bir tutum sergilerken, Yahudi ve Hıristiyanlara- karşı tutumu, cizye vergisi ödemeleri karşılığında nispeten hoşgörülüydü.[5]
1005 yılında Hâkim , ilk üç halifeninEbû Bekir,Ömer ibn el-Hattab veOsman ibn Affan ve Muhammed Peygamber'in eşiAyşe'nin, Muhammed'in kuzeni ve damadı olan ve Şii inançlarına göre peygamberlik halifesi olan Ali ibn Ebi Talib'in halefliğini reddettiği için lanetlenmesini emretti. Tarihçi Nasim Dana'ya göre, Hâkim “Emevi halifeliğinin kurucusuI. Muâviye'nin ve Muhammed'in yakın çevresindeki diğer sahabelerin” lanetlenmesini emretmiştir.
Kaynaklar Hâkim'in ölümünün ayrıntıları konusunda farklılıklar gösterse de, Sünni ve Kıpti kaynaklar sıklıkla Hâkim'in kız kardeşiSittülmülk tarafından kişisel nedenlerle öldürüldüğünü iddia etse de, pek çok rivayete göre çok sayıda düşmanı tarafından kendisine karşı düzenlenen ve ölümüyle sonuçlanan bir komplonun kurbanı olmuştur. Hâkim ayrıca, İsmaili mezhebinin temel prensiplerinden biri olan halefiyet sistemini değiştirmeye çalıştı. İmametin sadece Ali bin Ebi Talib'in soyundan gelmesi gerektiği ve babadan oğula geçmesi gerektiği inancı vardı; çünkü imametin özel nitelikleri ve bilgileri miras yoluyla aktarılması gerekiyordu.Fâtımîler devletlerini kurduklarından beri bu sistemi benimsemişti. Ancak Hâkim, halefliği kuzeniAbd al-Rahimbin İlyas'a tavsiye ederek, devletin tüm erkeklerinden ona biat alarak, onuMekke'ye çağırarak ve insanlara onu ““Emîrü'l-mü'minîn’in kuzeni ve Müslümanların veliahtı üzerine selam olsun” diyerek selamlamalarını emrederek bu ilkeyi ihlal etmeye çalıştı. Bu girişimi sadece kendisinin ve kuzeninin ölümüyle sonuçlanan ciddi bir bölünmeye yol açtı.