Ezan (Arapça: اَلْأَذَان),İslâm dinindenamaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için yapılan çağrıya verilen isimdir.Ezân-ı Muhammedî olarak da adlandırılır. Ezan okuyan kişiyemüezzin denir.
Arapçada "duyuru, ilan, çağrı" anlamlarına gelen "ˀaḏān أذان" sözcüğünden Türkçeye geçmiştir. Kökeni Türkçedeki "izin" sözcüğünün de kaynağı olanArapça "iḏn إذن"(kulak verme) sözcüğüdür.[1]
İlk ezan 622 yılında okundu.[kaynak belirtilmeli] Ezandan önce Müslümanları namaza çağırmak için çeşitli yöntemler kullanılmaktaydı. Sabit bir yöntemde karar vermek üzereMuhammed'in de katıldığı istişare toplantılarında ortak bir karara varılmamış olup daha sonralarısahâbeden bazı kimselerin (Abdullah bin Zeyd) gördükleri rüyalar sonuncunda mevcut ezan kullanılmaya başlanmıştır.[2] Muhammed'in emriyle ilk ezanBilâl-i Habeşî tarafından okunmuştur.[3]
Şiiler, ezanlara Sünni müslümanlarin okuduğuna ek olarak 2 cümle daha eklemişlerdir (Aliyyen veliyyullah). Ali Allah'ın dostudur ibaresi yukarıda adı geçen cümledir.[kaynak belirtilmeli]
(***) "Ali’nin Allah’ın dostu olduğuna şehâdet ederim" gibi ifadeler Şîa'nın meşhur ve sahih rivayetlerinde yer almaz ve ezanın sözlerinden sayılmaz. Bununla birlikte bu cümlelerin okunması Şiî âlimleri arasında fiilî bir tasvip görmüş ve yaygınlık kazanmıştır.[kaynak belirtilmeli]
Muhammedun -ve-Ali-un Khayr-ul- beşer ve itrât-u- huma khayr-ul-itar[6]
Muhammed veAli en yüce insanlar ve onların soyları da en yücelerdendir
2x
الله أكبر
Allāhü ekber
Allah en büyüktür
2x
لا إله إلا الله
Lâ ilâhe illallah
Allah'tan başka tanrı yoktur
Fâtımî/İsmâ‘îlî/Davudî Bohra'ya göreEş-hedu enne Mevlânâ Aliyen Veli ul-Lâh ("Ali'ninAllâh-uZülcelâl-i vel-İkrâm'ın Vekili olduğuna tanıklık ederim") cümlesi ezânda söylenir ama ikâmede yer almaz ve "Eşhedü enne Muhammeden resûlullah" şeklinde ikişer defa tekrarlanır.
Ayrıca "Muhammedun -ve-Ali-un Khayr-ul-beşer ve itrât-u- humâ Khayr-ul-itâr"(Muhammed ve Ali en yüce insanlar ve onların soyları da en yücelerdendir.) denir. Yedinci kısımdaki "Hayye alâ hayri’l-amel" ifadesinden den sonraEimmet Fatimiyyîn'den beri "İki" kez tekrarlanır.(İkâmede ise bunun yerine yine İki defa "Kad kamatis Salât" denir).
Bundan başka, Muhammed'in ölümünden sonra ezandan çıkarılan "Hayye alâ hayri’l-amel" de yüksek sesle, onunsünnetine uygun şekilde iki kez söylenir.
İslam dininde genel kabule göre ezan okurken kıbleye yönelinir. Müezzin,Hayya ales-salah derken sağ tarafa,hayya alel-felah derken sol tarafa döner. Ezanda sesin yükselmesine yardımcı olsun diye iki parmağın uçları ile iki kulağın tıkandığı gözlenir.Ezanda, her cümle arasında bir bekleme yapılır. İkinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir. Buna teressül, irtisal denilir.
Araplardan farklı olarak Türklerde ezan her vakit farklı bir makamda okunur. Buna göre;
İlk Türkçe ezan 3 Şubat 1932'de Hafız Rıfat Bey tarafından Fatih Camii'nde okunmuştur.Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelgesi ile de ezanın sadece Türkçe okunmasına karar verilmiştir. Uygulama 16 Haziran 1950 tarihinde kabul edilen kanuna kadar sürmüş olup bu kanun ile ezanın okunmasında kullanılacak dil serbest bırakılmıştır.
Ezanın hoparlör kullanılarak okunması bazı dini yorumlarda uygunsuz karşılanır.[kaynak belirtilmeli] Türkiye'de ise Diyanet İşleri Başkanlığı ezanın hoparlör ile okunmasının dinen sorun teşkil etmeyeceğini açıklamıştır.[8]