Üniversiteler,yükseköğretimin temel kurumlarıdır ve dersler çoğunlukla sınıf içi anlatım ileseminer ve uygulamalı çalışmaları birleştirir.Sınıfta telkin etme, çalışma materyaline politik içeriğin dahil edilmesi veya öğrencilere aşılamak için rollerini kötüye kullanan öğretmenler, düşünce özgürlüğü ve eleştirel düşünme özgürlüğü arayan eğitim hedeflerine aykırıdır.
Eğitim, bireyin doğumundan ölümüne süregelen bir olgu olduğundan vepolitik,sosyal,kültürel vebireysel boyutları aynı anda içinde bulundurduğundan, tanımının yapılması zor bir kavramdır.[2] Bireylerin toplumun standartlarını, inançlarını ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir.[3] Kişinin yaşadığı toplum içinde değeri olan, yetenek, tutum ve diğer davranış biçimlerini geliştirdiği süreçlerin tümüdür. Seçilmiş ve kontrollü bir çevrenin (özellikle okulun) etkisi altında sosyal yeterlilik ve optimum bireysel gelişmeyi sağlayan sosyal bir süreçtir.[4] Eğitim, önceden saptanmış esaslara göre insanların davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizesidir. Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak istedik değişme meydana getirme sürecidir.[5]
Genellikle resmi, yani kurumsal, eğitimle bir kullanıldığından bağlama göreöğretim, öğrenim gibi kavramlarla sıkça karıştırılmaktadır. Bu söylemde düşünüldüğünde eğitim kavramı iki genel çatıda tartışılabilir: toplumsal ve kurumsal eğitim.
Temel olarak eğitim, kültürel değer ve normları öğreterek çocukları topluma sosyalleştirir.[12] Onları toplumun üretken üyeleri olmaları için gereken becerilerle donatır. Bu sayede ekonomik büyümeyi teşvik ederek yerel ve küresel sorunlara karşı farkındalığı artırır.[13][14] Organize kurumlar eğitimin birçok yönünü etkiler. Örneğin hükûmetler okuldaki derslerin ne zaman yapılacağını, ne öğretileceğini ve kimlerin katılabileceğini veya katılması gerektiğini belirlemek içineğitim politikası belirler.[15] UNESCO gibi uluslararası kuruluşlar, tüm çocuklar için ilköğretimin teşvik edilmesinde etkili olmuştur.[16]
Eğitimi inceleyen temel akademik alana eğitim çalışmaları denir. Eğitimin ne olduğunu, amaç ve etkilerinin neler olduğunu ve nasıl geliştirilebileceğini inceler. Eğitim çalışmalarının felsefe, psikoloji, sosyoloji,eğitim ekonomisi gibi birçok alt alanı vardır. Ayrıcakarşılaştırmalı eğitim,pedagoji veeğitim tarihi de tartışılmaktadır.[23]
Eğitim terimi, Türkçedeeğitmek fiilinden türemiştir. Türk Dil Kurumuna göre eğitmek, "birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak" anlamına gelir.[24]
Batı dillerindeki karşılığı olaneducation (İng.) veéducation (Fr.) sözcükleri iseLatince kökenli iki farklı fiile dayandırılır:educare veeducere.Educare, klasik Latincede “beslemek, yetiştirmek, inşa etmek, dikmek, ayağa kaldırmak” gibi anlamlar taşır. Bu kullanımda eğitim, bireyin şekillendirilmesini ve sistemli şekilde geliştirilmesini vurgular niteliktedir. Diğer yandaneducere, “dışarı çıkarmak, ortaya çıkarmak” anlamına gelir ve özellikle bireyin içsel potansiyelinin keşfi ve geliştirilmesi fikrine dayalı eğitim anlayışlarında öne çıkmaktadır.[25]
Osmanlı döneminde eğitimi karşılayan başlıca terimlerta’lim (öğretme),tedris (ders verme),terbiye (ahlaki olgunlaştırma) vemaarif (bilgi yayma) idi. Bu terimler hem bireysel gelişim hem de toplumsal düzenlemeyle ilişkilendirilirdi. Eğitim, çoğunluklasıbyan mektebi vemedrese gibi kurumsal yapılarda yürütülürken, 19. yüzyılda kurulanMaarif Nezareti ile birlikte modernleşme süreci içinde Batılı anlamda örgün eğitim yapıları gelişmeye başlamıştır.[26][27] Cumhuriyet döneminde iseTürk Dil Kurumu öncülüğünde bu sözcüklerin yerine “eğitim” kelimesi resmî terminolojiye dâhil edilmiştir.[28]
Yurt dışı eğitim, genellikle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere yönelen bir öğrenci akımı olarak algılansa da, esasen kişinin kendi vatandaşı olmadığı, dini, dili ve kültürü farklı bir ülkede eğitim almasıdır. Öğrencilerin eğitim hayatlarının belirli bir bölümünü yurt dışında yaşayarak sürdürmesini kapsar.[29]
Bu eğitim türü; dil eğitimi, lisans ve lisansüstü programlar, mesleki sertifika programları gibi çeşitli kategorilerde incelenebilir. Yurt dışında eğitim almak isteyen öğrenciler, ilgili ülkenin konsolosluklarından öğrenci vizesi alarak belirli haklara sınırlı süreyle sahip olurlar. Türkiye'den yurt dışına yönelik en yaygın tercihler arasındaAmerika Birleşik Devletleri,Almanya,Birleşik Krallık veKanada gibi ülkeler yer almaktadır.[30]
Öte yandan, Türkiye de yabancı öğrenciler için önemli bir eğitim merkezi hâline gelmiştir. 2023–2024 akademik yılında Türkiye'de yaklaşık301.700 uluslararası öğrenci yükseköğretim düzeyinde eğitim görmüştür.[31] Bu sayı bir önceki yıla göre yaklaşık %16 artış göstermiştir. Toplamda198 ülkeden öğrenci Türkiye'de öğrenim görmekte olup, 2024 yılı itibarıyla bu sayı350.000 seviyesine yaklaşmıştır.[32]
Gelen öğrencilerin büyük bir kısmıSuriye,Azerbaycan,İran veTürkmenistan gibi ülkelerden gelse de, son yıllardaAfrika kıtasından da ciddi bir artış yaşanmıştır. ÖzellikleNijerya,Somali,Kenya,Çad veLiberya gibi ülkelerden gelen öğrenciler birçok üniversitede kayda değer oranda temsil edilmektedir.[33]
Bireyin, toplumun bir parçası olarak ailede başlamak üzere çevresindeki sosyal yapıdan aldığı eğitimdir. Geleneklere, dine, sınıfa ve kültürel normlara bağlı olan bu eğitim, bireyin değer yargılarının yapısını oluşturur ve toplumun devamlılığını sağlar. Daha sonraki yaşamında bireyin kurduğu beşerî ilişkilerde, mesleki gelişiminde veya öğrencilik kariyerinde aldığı bu tür eğitim belirleyici bir rol oynar.[34]
Topluma yönelik eğitim faaliyetlerinin ortak noktası, okul dışı, bir başka ifadeyleörgün eğitimin dışında kalmasıdır. Bu nedenle, toplumsal eğitim sıklıklayaygın eğitim ya daenformel eğitim biçiminde değerlendirilir.[35]Sosyal pedagoji, bu bağlamda, mecburî eğitimini tamamlamış olan veya buna paralel olarak çeşitli sosyal risk gruplarında yer alan bireyler için genellikle kamu kurumları veya sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen planlı ve sistemli eğitim faaliyetlerinin bütünüdür. Bu faaliyetler bireylerin sosyal uyumunu artırmayı, topluma katılımını güçlendirmeyi ve yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlar.[36]
Toplumsal eğitimin taşıyıcıları arasında aile, akran grupları, dini kurumlar, iş yerleri, medya ve topluluk merkezleri gibi çeşitli sosyal aktörler yer alır. Özellikle geleneksel toplum yapılarında, dinî liderler ve yaşlılar önemli birer eğitim kaynağıdır. Modern toplumlarda ise belediyeler, halk eğitim merkezleri ve gönüllü kuruluşlar bu rolü üstlenmektedir. Ayrıca, gençlik kulüpleri, sosyal hizmet programları, yerel radyo ve televizyon programları da toplumsal eğitim ortamları arasında yer almaktadır.[37]
Toplumsal eğitim aynı zamanda kültür aktarımının bir aracıdır. Dilin, örf ve âdetlerin, ahlaki normların kuşaktan kuşağa aktarılması bu eğitim biçimiyle gerçekleşir.Emile Durkheim gibi klasik sosyologlar, toplumsal eğitimin bireyi topluma kazandırma ve toplumsal düzeni sağlama işlevine vurgu yapmışlardır.[38]Paulo Freire gibi modern eğitim kuramcıları ise toplumsal eğitimi, bireyin eleştirel düşünceyle donatılması ve toplumsal eşitsizliklere karşı bilinç geliştirmesi yönünde değerlendirmiştir.[39]
Kurumsal eğitim, bireylerin bilgi, beceri ve değerleri sistemli bir şekilde edinmesini sağlayan, yapılandırılmış ve düzenli bir öğrenme sürecidir. Genellikle devlet veya özel kuruluşlar tarafından sağlanır ve belirli bir müfredat, öğretim kadrosu, mekân ve değerlendirme sistemi içerir. Bu yönüyle kurumsal eğitim,resmî eğitimin en yaygın biçimini oluşturur.[40]
Kurumsal eğitimin tarihsel kökenleri,Platon'unAkademisi veAristoteles'inLikeion'una kadar uzanır.[41] Modern anlamda kurumsal eğitim ise, sanayi toplumlarının ortaya çıkışıyla birlikteulus devletlerin vatandaşlık, iş gücü yetiştirme ve toplumsal bütünleşme gibi hedeflerine hizmet edecek şekilde yaygınlaşmıştır.[42]
Kurumsal eğitim sistemleri, bireylerin yaşına ve akademik düzeyine göre yapılandırılmış kademelere ayrılır. Bu kademeler genellikleerken çocukluk eğitimi,ilköğretim,ortaöğretim veyükseköğretim olarak sıralanır. Kurumlar genellikle zorunlu eğitim yasaları ile düzenlenir vekamusal ya daözel okullar aracılığıyla yürütülür. Eğitim ortamları, yalnızca bilgi aktarımı değil; aynı zamanda sosyalleşme, disiplin ve kültürel aktarım gibi işlevler de üstlenir.[43]
Kurumsal eğitim,resmî eğitim,yaygın eğitim veenformel eğitim sınıflandırmaları içinde en formel yapıya sahip olanıdır. Programları genelliklebakanlıklar veya ilgili denetleyici kurumlar tarafından onaylanır ve öğretmenlerin mesleki nitelikleri belirli standartlara bağlıdır.[44] Öğrencilerin başarısı çeşitli sınavlar, karne ve diploma gibi araçlarla belgelendirilir. Bu belgeler hem bir üst öğrenim kurumuna geçiş hem de mesleki yaşama giriş için ön koşul olabilir.
Kurumsal eğitim aynı zamanda çeşitli eleştirilerin de odağındadır. Eğitimde standartlaşma ve merkeziyetçilik; bireysel farklılıkların, yaratıcılığın ve alternatif öğrenme biçimlerinin göz ardı edilmesine yol açabilir. Bu nedenle modern eğitim kuramlarında kurumsal yapının esnekleştirilmesi ve birey merkezli yöntemlerin artırılması önerilmektedir.[45]
Eğitimin başlangıcı genel olarak söz edilecek olursa insanlık kadar eski olsa da bir bilim olarak çok yenidir. Avrupa'daki modern eğitim sisteminin kökleri Orta Çağ dönemine kadar gider. Orta Çağ'daki okullar öncelikli olarak kiliselere bağlıydı ve din adamı yetiştiriyordu. İlk üniversitelerin çoğu Hristiyan kökenliydi. Bununla birlikte 1088'de kurulan Bolonya Üniversitesi gibi laik üniversiteler de vardı.[46]
Günümüzdeki eğitim anlayışı ise Amerikan filozof, psikolog ve eğitim reformcusuJohn Dewey'nin (1859-1952) fikirlerinden ilham almıştır.[47]William James ile birliktePragmatizm'in de kurucuları arasında yer alan Dewey,Rousseau vePlaton'un eğitim anlayışlarını eleştirmiş ve eğitimin köhnemiş, eski olguları tekrarla belletmeye değil öğrencinin bir kişi ve vatandaş olarak yaşamına uygulayabileceği bilgi ve becerileri kazandırma amacı gütmesi gerektiğini öne sürmüştür.[48]
Eğitimin bugününü iyi anlamak içineğitimin tarihsel değişimini anlamakta yarar vardır. Tarih boyunca ortama ve uygulamalara göre değişikeğitim tanımları yapılmıştır. Günümüzde eğitimin insan faaliyetlerindeki etkisi bugüne kadar olan uygulamaların en karmaşık olanıdır. Genel bir bakışlaeğitim bir takım becerilerinöğretim veöğrenim şeması içerisinde; insan'ınbilgi,sezinleme veakıl işlevlerini geliştiren faaliyetler ve kavramlar bütünü olarak ele alınmaktadır. Bu tanım çok soyut olup somut uygulamalar üzerinde anlayış geliştirmeye yardım etmemektedir.[49]
Eğitim felsefesi eğitimin amacı, doğası ve içeriğine ilişkin çalışmalarla ilgilenir. Bilginin kendisinin olduğu kadar bilen zihnin doğası ve otorite problemleri, eğitim ve toplum ilişkisi gibi konular eğitim felsefesinin konuları arasında yer alır. Rousseau'nun döneminden bu yana eğitim felsefesi gelişim psikolojisi ve gelişme teorileriyle bağlantılı olmaya devam etmiştir.[50]
Eğitimden beklenen temel amaçlar şunlardır: Sivil toplum sorumluluk, fikir ve girişimci eğitimli vatandaşlara dayalıdır. Her alandaki ilerleme okullaşmanın meydana getirdiği eğitimin kapasitesine bağlıdır. Bu durumda eğitim bireyin, toplumun ve gelecekteki insanlığın gelişim ve refahını güçlendirmeyi amaçlar.[51]
Eğitimin tek tanımlı (monolitik) olmadığı gerçeğinden dolayı eğitim kavramına birçok değişik boyuttan yaklaşılmaktadır. Birçok boyutun var olmasının temel nedenleri
kavramlarını kullanarak hangi olgudan bahsettiğimizi belirtmeliyiz. Eğitim üzerine fikir oluştururken bu tanımlara dikkat edilmediğinde hatalar oluşmaktadır. Bir eğitim bakanınınTürk eğitiminde ezberciliği kaldırıyoruz cümlesi Türk eğitim sistemindenkuran kursunu kaldırıyoruz diye yorumlanabilmektedir.[52]
Eğitim rastgele oluşan bir faaliyet değildir. Eğitsel faaliyetlerin belli bir amacı vardır ve bu bağlamda planlı bir olgudur. Eğitimin planlı yapısının bir uzantısıEğitimde Mesuliyet (accountability) kavramını gerektirir. Bu sebepden dolayı bu iki konunun aynı boyutlarda ele alınması gerekir. Ayrıca eğitimin amaçları doğrultusunda gelişip gelişmediğini anlamak içinEğitsel Ölçme veEğitsel Değerlendirme faaliyetleri eğitim yapısının bir parçasını oluşturur. Plan - Mesuliyet - Ölçme*Değerlendirme birbirlerin tamayesinde belirler.[53]
Eğitim Mesuliyeti eğitimde yeniden yapılandırma taraftarlarının üstünde durduğu en önemli konu olarak geçerliliğini devam ettirmektedir. Eğitim Mesuliyeti eğitimin bütün faaliyetlerini kapsamaktadır. Eğitim faaliyetlerinde etkisi olan birimlerin hangi amaç doğrultusunda sorumlu ve etkili olduğu tam olarak belirlenmesini içerir. Buna en güzel örnek okul tuvaletlerinde yaşanmaktadır. Tuvalet temizliğinde ortaya çıkan bir aksama için sorumluluk şeması
Sorun -> hizmetli -> müdür yardımcısı -> müdür -> il eğitim müdürlüğü (birden fazla imza) -> millî eğitim bakanlığı (onlarca imza) -> eğitim bütçesi planlama koordinasyonu (onlarca imza) -> meclis (550 dolayında imza) maliye bakanlığı <- il eğitim müdürlüğü <- müdür <- alım satım <-Çözüm <-hizmetli <-
olarak gerçekleşmektedir.
Ölçme ve değerlendirme birbiriyle ilişkili ve çok boyutlu kavramlardır. Eğitsel değerlendirme Türkiye'de dar anlamı olan öğrencinin öğrenme seviyesi olarak algılanmaktadır. Geniş anlamıyla eğitsel değerlendirme eğitimin bütününü kapsamaktadır. Eğitsel Değerlendirme diğer karar verme mekanizmalarında olduğu gibi kalite kontrolü geçerlidir. Eğitsel değerlendirmemin kalite kontrolüeğitsel geçerlilik veeğitsel güvenirlik (soru analizi,..) yapıları için sunulan kanıtlarla sağlanmaktadır. Millî eğitim içinde en yaygın ölçme değerlendirme metodu olarakistatistiksel değerlendirme metotlar grubu kullanılmaktadır. Türk eğitim kurumlarındaKlasik Ölçme Teorisi çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Öğrenci davranışlarını test kitapçığı bağlamında daha güvenilir olarak modelleyenSoru Cevap Teorisi üniversite seçme sınavında değerlendirmelerinde kullanılmaya çalışılmaktadır. Günümüzün en gelişmiş istatistiksel metodu olanBireysel Test sistemi uygulamaları Türkiye de bulunmamaktadır.[54][55][56]
Geniş anlamıyla Müfredat planlı eğitsel faaliyetlerin bir okul tarafından önceden belirlenmiş bir alan içinde (okul binası, atletizm sahası, hastane gibi) yürütülmesi olarak tanımlanmaktadır. [Todd, E. A.(1965) Curriculum Development and Instructional Planning][57]
Tyler [1949] Müfredatı tanımlarken 4 ana soru içinde çalışılması gerektiğini önermektedir.
Hangi eğitimsel amaçlar güdülmekte
Hangi eğitsel metotlar ile belirlenen amaçlara ulaşılacak
Belirlenen süre, amaç ve metotların nasıl organize edileceği
Organize olmuş (planlanmış) süre, amaç ve metotların nasıl ölçüleceği[58]
^"Education". Encyclopaedia Britannica. 19 Haziran 2015 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Eylül 2025.
^"Eğitmek". Türk Dil Kurumu. 29 Aralık 2018 tarihindekaynağından arşivlendi. Erişim tarihi:8 Haziran 2025.
^Hinchey, Patricia H. (2010).Finding Freedom in the Classroom. Peter Lang.ISBN978-1433108808.
^Somel, Selçuk Akşin (2001).The Modernization of Public Education in the Ottoman Empire, 1839–1908. Brill.ISBN978-9004121075|isbn= değerini kontrol edin: checksum (yardım).
^Akyüz, Yahya (2019).Türk Eğitim Tarihi. Pegem Akademi.ISBN978-6053188710|isbn= değerini kontrol edin: checksum (yardım).
^Akyüz, Yahya (2019).Türk Eğitim Tarihi. Pegem Akademi.ISBN978-6053188710|isbn= değerini kontrol edin: checksum (yardım).