Cuma namazı (Arapça:صلاة الجمعةSalat-ül Cum'ati),İslam dininde Cuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınmasıfarz-ı ayn olan iki rekâtlık bir namazdır.Kur'an'da,Cum'a Suresi'nde bu namaza açıkça değinilir. Cuma namazı, bireysel olarak, evlerde veya topluma kapalı özel mekânlarda kılınamaz; toplu bir ibadet olması vehutbe içermesi nedeniyle İslam'ın sosyal sembollerinden biri kabul edilir.[1]
Bazı araştırmalara göre, bu güne özel bir toplanma ve ibadet geleneğiMuhammed'den önceKureyş kabilesinden Ka'b b. Lüeyy tarafından başlatılmıştır. Bu görüşe göre Ka'b b. Lüeyy, bu güne önce "Yevmü'l arube" veya "maruzat" gibi isimler vermiş, daha sonra bu toplanma gününü "bir araya gelme, toplanma" anlamına gelen "cuma" olarak yeniden isimlendirmiştir.[2] Başka görüşlere göre Ka'b b. Lüeyy'in bu güne "cuma" adını verdiği nakledilse de, bunun sebebi biribadet değil,Kureyşlilerin o günMekke'de "toplantı" yapmaya başlamasıdır. Bu bakış açısı,cuma namazı şeklindeki ibadetin İslam öncesi Mekke'de bulunmadığını vurgular. İbn Sîrîn'den aktarılan farklı bir rivayete göre ise, o güne "cuma günü" adını verenler,Hicret'ten ve Cuma ayeti inmeden önceMedine'de bulunan yerli Müslümanlar (Ensar) olmuştur. Bu rivayete göreEnsar,Yahudilerin veHıristiyanların haftalık toplu ibadet günleri olduğuna dikkat çekerek, kendileri için de "Arûbe günü"nü Allah'ı anmak ve toplu namaz kılmak için belirlemişler ve bu güne "cuma" adını vermişlerdir. Kaynaklara göre ilk Cuma namazı,Muhammed'inHicreti'nden önceMedine'de, onun yazılı emri üzerine Mus'ab b. Umeyr (veya Es'ad b. Zürâre) tarafından kıldırılmıştır. Muhammed'in bizzat kıldırdığı ilk Cuma namazı ise Hicret esnasında, Salim b. Avf Oğullarına ait Ranunâ vadisinde kılınmıştır. Cuma namazını farz kılanayet de Medine'de inmiştir.[1]
Kur'an:Cum'a Suresi'nin 9. ayetinde "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın..." buyrulur. Müfessirler, ayetteki "Allah'ın zikri" ifadesini Cuma namazı ve hutbesi olarak tefsir etmiştir.
Sünnet: Muhammed'in "Cuma ezanını duyan kimselere cuma namazı farzdır" gibi çeşitli hadisleri ve bu namazı düzenli olarak kılması temel dayanaklardır.
İcmâ: İslam bilginleri, Cuma namazının farz olduğu konusunda görüş birliği içindedir.
Fıkıhçılar, Cuma namazı için diğer namazlardan farklı olarak bazı özel şartlar belirlemiştir. Bu şartlar, namazın kimlere farz olduğunu belirleyen "vücub (mükellefiyet) şartları" ve namazın geçerli olmasını sağlayan "eda (sıhhat) şartları" olarak ikiye ayrılır.[1]
Cuma namazının bir kişiye farz olması içinMüslüman, akıl baliğ (ergin ve akıllı) olmasının yanı sıra şu şartlar da aranır:[1]
Erkek olmak: Kadınlara Cuma namazı farz değildir.
Hür olmak:Kölelik, esaret veya hapis (hükümlü) durumunda olanlara farz değildir.
Mukim olmak: Seferîlik durumunda olan yolculara farz değildir.
Sağlıklı olmak ve Mazereti bulunmamak: Namaza gitmesi hastalığını artıracak veya geciktirecek kişilere, hasta bakıcılara, aciz yaşlılara, körlere veya kötürümlere farz değildir.
Cuma namazının kılınacağı yerin "şehir" veya şehir hükmünde bir yerleşim yeri olması gerektiği konusundaHanefî mezhebi veHanbelîler ısrarcıdır. Bu görüş,Ali'den nakledilen "Cuma... ancak kalabalık şehirlerde kılınır" sözüne dayanır.
Şehir tanımı:Ebu Hanife'ye göre şehir; valisi, hâkimi (kadı) olan yerdir.Ebu Yusuf'a göre ise halkı en büyük mescide sığmayacak kadar kalabalık olan yerdir.İmam Şâfiî veAhmed bin Hanbel için ise 40 hür ve mukim erkeğin daimi olarak yaşadığı yer bu şartı sağlar.İmam Malik ise bu şartı aramaz; ona göre mescidi ve çarşısı olan her yerde kılınabilir.
Tarihsel deliller:Peygamber döneminde Cuma namazı sadeceMedine merkezde kılınmış; "Avâlî" gibi Medine'ye 2-8 mil uzaktaki yerleşim yerlerinden insanlar merkeze nöbetleşe gelmiştir. Bu durum, bu kişilere kendi yerlerinde Cuma'nın farz olmadığının delili sayılmıştır.
Cuma namazının toplumsal düzenle ilgili bir ibadet olması nedeniyle, geçerliliği için devlet başkanının veya temsilcisinin izninin gerekip gerekmediği tartışılmıştır:
Hanefîlere göre: İzin şarttır. Gerekçesi, hutbe ve imametin rekabete yol açarak kargaşa çıkarmasını engellemektir. Ancak, yönetici Cuma'yı engellerse, cemaat kendi seçtiği bir imamla namazı kılar.
Çoğunluğun görüşü:İmam Şâfiî,İmam Malik veAhmed bin Hanbel'e göre izin şart değil, sadece müstehaptır (güzel bir davranıştır). Bu görüş, Cuma namazını diğer vakit namazlarınakıyas eder.
Değerlendirme: Devletin izni şartı, temelde toplum düzeni ve güvenliğiyle ilgilidir. Devletin Cuma namazını bir güvenlik meselesi olarak görmediği yerlerde, bu iznin (fiilen) olmaması namazın geçerliliğini etkilemez.
Şâfiîler veHanbelîler: Namazın geçerli olması için akıllı, ergin, hür ve mukim 40 erkeğin bulunması şarttır. Delilleri, Es'ad b. Zürâre'nin Medine'de kıldırdığı ilk Cuma namazında 40 kişinin bulunması rivayetidir.
Mâlikîler: Belirli bir sayı şartı yoktur. 12 kişi ile kılınması caizdir. Delilleri,Muhammed hutbedeyken bir kervanın gelmesi üzerine cemaatin dağılıp geriye 12 kişinin kalması hadisesidir.
Hutbe: Namazdan önce hutbe okunması şarttır.Kur'an'daki "Allah'ın zikri" ifadesinin hem namazı hem de hutbeyi kapsadığı kabul edilir.Aişe'den gelen "Namazın hutbe sebebiyle iki rekat kılındığı" rivayeti hutbenin şart olduğunu gösterir.
Birden Fazla Yerde Kılınması:Peygamber veHulefâ-yi Râşidîn dönemlerinde Cuma namazı şehirde tek bir mescidde kılınmıştır. AncakEbû Hanîfe veİmam Muhammed'e göre bir şehirde birden fazla yerde Cuma namazı kılınabilir. Bu görüş, şehrin büyümesiyle tüm cemaatin tek bir camide toplanmasının zorlaşması (hârec) deliline dayanır.
Cuma namazının vakti öğle namazının vaktidir. Geleneksel uygulamada cuma için ezan okunduğunda camilere gidilerek öğle namazında olduğu gibi, dört rekat namaz kılınır. Daha sonra cami içinde bir ezan daha okunur. Minberde cemaate karşı bir hutbe okunur. Bu hutbeden sonra kamet alınarak cumanın iki rekat farzı cemaatle aşikare okuyuşla kılınır. Sonra yine başlangıçta olduğu gibi dört rekat namaz kılınır. Bu da cuma namazının son sünnetidir. Bazı düşüncelere göre "Zühri ahir" denilen dört rekat namaz kılınır. Bu son öğle namazıdır, öğlenin dört rekat farzı gibi kılınmakla beraber öğleninsünnetinde olduğu gibi de kılınabilir. Böyle kılınması daha uygun görülmüştür. Arkasından da "Vaktin sünneti" niyeti ile aynen sabah namazının sünneti gibi iki rekat namaz daha kılınır.[3]
Cuma ibadetinin başlangıçta 2 rekat olarak kılındığı, geleneksel uygulamadaki toplam olarak 16 rekata ulaşan ibadetin,[4]Cum‘a Sûresinde konu edilen ana ibadete sonradan yapılan eklemelerle ulaşıldığı düşünülebilir.[5]
Cuma namazının kadınlara farz olmadığını savunanlar, Câbir b. Abdillah'tan nakledilen ve Cuma namazının "yolcu, köle, çocuk, kadın ve hastalar" dışında kalanlara farz olduğunu belirten hadise dayandırılır. Bu görüşe göre kadınlar Cuma namazı kılmakla yükümlü olmasalar da, cemaatle kılmaları halinde namazları geçerli sayılır ve o günkü öğle namazını kılmaları gerekmez.[1]
Buna karşılık, Cuma namazının kadınlara da farz olduğunu belirten görüş, Kur'an'daki Cuma Suresi'nin 9. ayetinde kadın-erkek ayrımı yapılmadığını delil olarak sunar. Bu görüşü savunanlar, kadınların Cuma namazından muaf tutulduğuna dair rivayetlerin hadis tekniği bakımından "zayıf" olduğunu ve delil olarak kullanılamayacağını iddia eder.[6]
Günümüzde cuma namazı, dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli uygulamalarla yerine getirilmektedir. Bazı ülkelerde hutbeler devlet eliyle merkezi olarak belirlenirken, bazı ülkelerde ise imamlar hutbelerini serbestçe hazırlamaktadır. Büyük şehirlerde kalabalıklar nedeniyle cami avlularında, sokaklarda veya geçici mescitlerde de namaz kılınmaktadır. Ayrıca COVID-19 pandemisi döneminde cuma namazlarına katılım ve uygulamalarda önemli değişiklikler yaşanmıştır; birçok ülkede namazlar geçici olarak durdurulmuş, daha sonra sosyal mesafe kuralları çerçevesinde yeniden düzenlenmiştir.[7][8]
Türkiye ve birçok ülkede cuma namazınınfarz olmadığı konusunda görüşler bulunmaktadır.[9] Bu tartışmalarfıkıhçılar tarafından ortaya konmuş olan cumanın şartlarının yerine gelip gelmemesi ile ilgilidir. Ayrıca bazı kesimlerşeriat hükümlerinin uygulanmadığı ülkeleridar'ül harb saydıkları için cuma namazı kılınmasının dar'ül harpte farz olmadığına inanırlar. Bazı rivayetlere göre cuma ve bayramın aynı güne denk geldiği zamanlarda bu iki namazın ayrı ayrı cemaatle kılınması gerekli değildir.[kaynak belirtilmeli]