Batum Limanı, 1881GürcüGuria Prensliği'ni ve büyük şehri Batum'u tasvir eden Antonio Zatta haritasından bir detay, 1784Batum kıyılarıBatum limanı
Batum (Gürcüce-Lazca: ბათუმი / Batumi),Gürcistan'ın Özerk CumhuriyetiAcara'nın başkenti olanKaradeniz kıyısındaki liman kenti. Nüfusu 169.100 (2020 sayımı) olan Batum, önemli bir liman ve ticaret merkezi olarak hizmet vermektedir. Subtropikal bir bölgede yer almaktadır. Narenciye ve çay gibi tarımsal ürünler bakımından zengindir.
Batum, Transkafkasya Demiryolu'nun veBakü petrol boru hattının son bulduğu önemli liman ve ticaret merkezidir.Türkiye sınırına 20 kilometre uzaklıktadır ve subtropikal iklimin olduğu bölgede bol meyve veçay yetişir.Petrol rafinerisi ve gemi yapımcılığıyla da tanınmıştır.Türkiye’yi karayoluylaGürcistan ileAzerbaycan’a veOrta Asya cumhuriyetlerine bağlayanSarp Sınır Kapısı Batum’a açılır.
Batum hakkında ilk bilgiler MÖ 4. yüzyılda, Yunan filozofAristoteles’in eserinde karşımıza çıkmaktadır. Aristoteles, Karadeniz kıyısında,Kolkheti Krallığı’nda (Egrisi) “Batusi” adında bir şehirden söz etmektedir. Romalı yazarFlavius ve Yunan coğrafyacıFlavius Arrianus da Batum'u aynı isimle tanıyordu. “Batusi” Yunanca bir kelimedir vederin anlamına gelmektedir. Gerçekten de Batum, Karadeniz'deKırım Yarımadası’ndakiSivastopol şehrinden sonra en derin ve elverişli limana sahiptir.
Şehrin doğu girişinde, Korolistzkali civarında yapılan arkeolojik kazılar, bu alanlarda MÖ 2 bin sonları ile binli yılların başlarında insanların yaşadığını ve komşu halklarla sıkı ticarî ilişkilerinin olduğunu göstermektedir.Korolistzkali Vadisi'nde ekonomi ve kültür merkezi olan Tamaris Dasakhleba semtindeki Tamaris Tsikhe/Tamar Kalesi adını taşıyan tepe eski Batum’un merkezi sayılıyordu.
Gürcü ulusunun birleşmesi veGürcistan Krallığı’nın kurulmasından sonra Batum şehri ve tümAcara,Klarceti sınırları içerisine giriyor ve krala bağlı “Eristavi” denen derebeyi/prensler tarafından yönetiliyordu. Daha sonra Batum topraklarınıGurieli soyadlı eristaviler yönetmiştir. 15. yüzyılın sonunda,Kahaber Gurieli dönemindeTürkler bu bölgeyi ele geçirmeyi başarsa daRostom Gurieli kısa süre sonra Batum ve çevresini geri aldı ve Türkleri Gürcü topraklarından çıkardı. Rostom Gurieli'nin 1564 yılında ölümünden sonra Türkler, Lazeti (Lazistan) ve çevresindeki toprakları yeniden ele geçirerek şimdiki Batum'da istihkâmlar yaptılar. 1609 yılında Mamia Gurieli Türklerin ordusunu imha etti ancak 17. yüzyılın sonunda TürklerLazistan (Lazeti) ve Batum'u tekrar aldılar. Türkler Batum'uLiva yaniLazistan Sancağı'nın merkez şehri yaptılar. Batum Sancağı, Acaristzkali Çayı ileÇoruh Nehri'nin birleştiği yerdenTsihisdziri'ye kadar olan toprakları kapsıyordu. Osmanlıların hâkim olmasından sonraİslam dini bölgeye girdi.
1873 yılında Batum,Lazistan Paşalığı’nın merkez kentiydi. Sancak beyi yani mutasarrıf tarafından yönetiliyordu. Mutasarrıf doğrudanTrabzon valisine bağlıydı.
19. yüzyılın başlarından itibaren Gürcistan topraklarıRusya İmparatorluğu tarafından ele geçirilmeye başlanmış ve Ruslar yavaş yavaşAcara’ya doğru yaklaşmıştır. 1877-1878 yıllarındaOsmanlı-Rus savaşı sırasında Rusya ve onun işgali altında bulunan Gürcü ulusunun çıkarları, bu en eski Gürcü topraklarınınOsmanlılardan kurtarılmasının büyük önemi olduğu için birbiriyle kısmen örtüşmüştür.
Kartli’de,İmereti’de,Kaheti’de,Samegrelo’da veGuria’da aktif şekilde birlikler oluşturulmaya başlandı.Osmanlı-Rusya savaşı’nda Rusya bayrağı altında savaşan Gürcülerin sayısı 30 binden fazlaydı. 3 Mart 1878 günü, savaşın tarafları olan OsmanlılarlaRusya arasındaAyastefanos Antlaşması imzalandı. Osmanlılar savaş tazminatının bir kısmını bazı topraklarını bırakarak ödedi. Bu topraklar arasında tarihî Gürcü toprakları olan Kola-Artaani (Göle), Şavşet-İmerkhevi (Şavşat-İmerhev), Artanuci (Ardanuç), Oltisi (Oltu), Taoskari (Olur),Macakheli,Lazistan’ın bir kısmı veAcara da vardı.
Ayastefanos Antlaşması'nın ele alındığıBerlin Konferansı’nda (13 Haziran-12 Temmuz 1878) RusyaAyastefanos Antlaşmasıyla elde ettiği toprakların ana kısmını korumayı başardı. Böylece Acara anaGürcistan’a geri döndü.
25 Ağustos 1878 yılında Batum’a General Sviatipolk Mirski komutasındakiRus ordusu girdi. O zamanki adıyla Aziziye Meydanı’nda (şimdikiÖzgürlük Meydanı) devir teslim töreni yapıldı ve Sviatopolk MirskiDerviş Paşa’dan şehrin anahtarını teslim aldı.
Rus idarî sistemine göre Batumis Olki yani Batum İli kuruldu veokrug denen üç alt idarî birime yani üç ilçeye ayrıldı. Batum ilinin okrug/ilçeleri şunlardı: Batum,Artvin veAcara. Batum şehri “Porto-Franko” yani serbest liman kenti olarak ilan edildi. Buİngilizlerin fikriydi, İngilizlerBerlin Kongresi’nde bu şehrin serbest liman kenti olarak açıklanmasını istemiş ve kabul de ettirmişlerdi.
“Porto-Franko” yani serbest liman statüsü Batum'a belli katkılar sağladı. Bu dönemde Batum önemli ölçüde büyüdü ve yavaş yavaş modern, Avrupalı şehir görünümüne kavuştu. Ancak yerel halkın sosyal durumu ağırlaştı. Millî üretim Avrupa malları ile rekabet edemiyordu. Bununla birlikte başka bir sorun daha ortaya çıktı; kaçakçılık, rüşvet ve başka sorunların getirdiği olumsuzluklar,Çveneburiler başta olmak üzere Müslüman halkın çoğunun Osmanlı ülkesine göç etmesinin önünü açan sebeplerden biri haline geldi. Batum'un serbest liman statüsü 1886 yılında iptal edildi.
12 Haziran 1883 tarihindeRusya İmparatorluğu devlet meclisi kararına dayanarak Batumolki/ili statüsü iptal edildi veKutaisi Guberniyası yani Kutaisi Vilayeti ile birleştirildi. Bununla ilgili olarak Kutaisi Askerî Vali Yardımcısı unvanı oluşturuldu. Vali Yardımcısı doğrudan Batum okrugunu yani Batum ilçesini yönetiyordu.
Şehrin kendine ait yönetimi yoktu ve bu durum şehrin normal şekilde büyüyüp gelişmesini engelliyordu. 1885 yılında Batum'da yaşayan 90 kişi Rusya'nın Kafkasya iç işleri birimi amirine yazılı başvuru yaparak Batum'a şehir statüsü verilmesini istediler. 28 Nisan 1888 yılında Batum'a şehir statüsü verildi. Aynı yıl şehrin yöneticilerinin (meclis) seçimi yapıldı. Batumolki/ili 1903 yılında Kutaisi Valiliğinden ayrıldı.
20. yüzyılın başlarında Batum ve tüm güneybatıGürcistan ekonomik açıdan en gelişmiş bölgelerden biri idi. Ekonomik ilişkilerin gelişmesi burada şehir yaşamına yönelimi ve tarımsal üretimi artırdı. Batum büyük şehir merkezi ve birinci sınıf limanıyla Güney Kafkasya ve Orta Asya transit ticaretinde öncü rolü oynuyordu.
Birinci Dünya Savaşı'na kadar Batum Avrupa şehri görünümüne kavuştu. Bu, Batum'un yerel idaresinin ileri görüşlü faaliyetleri ve şehrin gelirlerinin amacına uygun kullanılmasının sonucunda gerçekleşti.
Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması Amier Kafkasya'da (Güney Kafkasya) siyasi gelişmelerin yönünü değiştirdi.Rusya İmparatorluğu'nda 1917 yılı devrimi nedeniyle istikrarsız durum veEkim Devrimi sonucunda oluşan ciddi anarşik ortam, Rusya'nınKafkasya Cephesi'ni dağıtmasına ve Güney-batı Gürcistan'ın, Gürcistan'ın ana gövdesinden tekrar kopmasına neden oldu.
Bilindiği üzere, 3 Mart 1918 yılında Brest'deBolşevik Rusya veAlmanya arasında yapılan ateşkes antlaşmasının (Brest Litovsk Antlaşması) 4. Maddesiyle Batum,Kars veArdahan illeri, halklarına kendi kaderini tayin hakkı tanınması koşuluyla Rusya yönetiminden çıkacak veOsmanlı ve Rusya arasında 1877 yılı öncesi devlet sınırlarına dönülecekti. Bu tür gelişmelerinGüney Kafkasya için tamamen kabul edilemez durum oluşturmaktaydı. Batum ili konusu özellikle 14 Mart-5 Nisan 1918 tarihleri arasında yapılanTrabzon Konferansı'nda aktif olarak incelendi. Güney Kafkasya delegasyonunun amacı Rusya ile Osmanlı arasında 1914 yılına kadar olan sınırın korunmasını sağlamak, Osmanlı delegasyonunun amacı ise Güney Kafkasya'daBrest Litovsk Antlaşmasını şartsız kabul ettirmekti. Görüşmeler sonuçsuz kaldı.
14 Nisan 1918 tarihindeOsmanlı Devleti veGüney Kafkasya (Amier Kafkasya) delegasyonu liderleri, ortaya çıkan bu durumun görüşmelerde çatlaklık olarak kabul edilmemesini ve konferansa ara verilmesi konusunda anlaştılar. Ancak bu anlaşma ihlal edildi ve aynı gün Osmanlı askerleri Batum'u işgal etti.
Trabzon Konferansı'nın devamı niteliğinde olan Batum ateşkes görüşmeleri iki etapta gerçekleşti (11-26 Mayıs 1918 ve 31 Mayıs-4 Haziran 1918): Batum görüşmelerinin ilk etabıGüney Kafkasya Federal Cumhuriyeti veOsmanlı Devleti arasında; ikinci etabı ise Osmanlı Devleti ile Güney Kafkasya'nın bu üç bağımsız cumhuriyeti arasında ayrı ayrı gerçekleşmiştir. Batum Konferansı'nın ilk etabında Güney Kafkasya Delegasyonu (Başkanı A. Çkhenkeli), artık, görüşmelerdeBrest Litovsk Antlaşması'nı temel almak için çaba gösteriyordu. Osmanlı tarafı ise ilave olarak yeni isteklerde bulunuyordu. Osmanlılar o kadar geniş toprakları istiyordu ki kendi müttefikleriAlmanya veAvusturya-Macaristan İmparatorluğu bile buna tepki gösterdi.
Gürcistan’ın bağımsızlığı idealinin gerçekleştirilmesi, oluşan bu durumdan gerçek bir çıkış yolu olarak görülüyordu. Sonunda, Gürcistan'ın yeniden bağımsızlığı hakkındaki akit Batum'da hazırlandı ve 26 Mayıs'taTiflis'te imzalandı.
Batum Konferansı'nın son etabında, 4 Haziran 1918 tarihinde, Osmanlılar silah tehdidiyle yeniGürcistan Cumhuriyeti'ndenBrest Litovsk Antlaşması'nda Osmanlı'ya verileceği belirtilen Batum veArdahan haricinde o antlaşmada olmayan Akhaltsikhe (Ahıska) ve Akhalkalaki'yi (Ahılkelek) de terk etmesini istedi. Osmanlılar Güneybatı Gürcistan'da kendi idaresini kurdu. Buna rağmen, demokratik geleneğe sahip olmasıyla seçkin Batum yerel yönetimini yok etmedi.Birinci Dünya Savaşı'ndaAlmanya ve onun müttefiklerinin yenilmesi, Batum'da 6 ay sürenOsmanlı idaresinin de sonu oldu.
1919 yılının başlarında tüm Batum ili ve Batum şehriBirinci Dünya Savaşı'nın galip devletlerinin egemenlik alanı içindeydi.İngiliz askerlerinin başkomutanlığı General Cooke Collis'i Batum şehri ve Batum Olku/İlinin valisi olarak atadı.
İngilizler başlangıçta yerel yönetim teşkilatı da kurdular. İngilizlerin kurduğu Batum İl Meclisi esasen Rus Millî Meclisi üyelerinden oluşmaktaydı. Kadet P. Maslov'un başkanlık ettiği meclis keskinGürcü karşıtlığı ile öne çıkıyordu. 14 Nisan 1919 tarihinde Valiliğin emriyle bu meclis feshedildi.
7 Mayıs 1920'deRusya ileGürcistan arasında barış antlaşması imzalandı. Bolşevik Rusya (Sovyetler Birliği), Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını tanımakla birlikte Gürcistan'ı yeniden işgal etmeye hazırlanıyordu. Bu esnada İngilizler 7 Temmuz'da Batum'u Gürcistan'a terk etti.[2]
Şubat 1921'deSovyet RusyaGürcistan'a karşısavaş faaliyetlerine girişti. Gürcü ordusunun sayısı az olmasına rağmen bu savaşın ilk etabında birkaç cephede galibiyet elde etti fakat yine de Şubat ayının sonunda Ruslar ağır bastı ve 25 Şubat 1921 tarihinde Rus ordusuTiflis'e girdi.
Ankara Hükûmeti, Rusya ile Gürcistan arasında devam eden çatışmaları fırsat bilip bu durumdan yararlandı veGürcistan hakimiyetindekiArtvin veArdahan'a savaş yapmadan girdi. Bolşevikler karşısından tutunamayan Gürcistan hükûmeti, Ankara'daki elçileri Simon Mdivani'yi görevlendirerek Batum, Ahıska ve Ahılkelek'in Ankara Hükûmeti tarafından işgali talebini 8 Mart 1921'de sundu. Bunun üzerine Türk güçleri 10 Mart 1921'deAcara’nınHulo veKeda yöresine girmesinin akabinde 11 Martta da Batum’a girmeye başladı. Bu esnada Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti son bulmuş ve Sovyet yanlısıGürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştu. Yeni Gürcü hükûmeti, 16 Martta imzalananMoskova Antlaşması uyarınca Batum'unGürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine bırakıldığını belirterek Türk güçlerinin Batum'u terk etmesini istedi. Bu esnada Batum'daki Bolşeviklerde, Sergey İvanoviç Kavtaradze önderliğinde revkom (ihtilalci komite) oluşturdu. Kazım Karabekir Paşa, Moskova Antlaşmasına uygun olmayacak şekilde Batum'un önemli mevkilerinin ele geçirilmesini emretmesi üzerine Türk birlikleri 17 Martta stratejik noktaları ele geçirmek için harekete geçerken, Batum Valisi Miralay Kazım Bey'de TBMM adına şehri ilhak ettiğini bildirdi. Aynı gün,Rus işgali nedeniyleTiflis’ten Batum’a gelmiş olan Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti Hükûmeti BaşkanıNoe Jordania ve diğer hükümet üyeleri ile beraber Batum limanında bindikleri gemiyle İstanbul'a giderek ülkeyi terk ettiler. Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Sovyet Rusya'yı Batum'u işgale çağırması, Batum'da Bolşevik yanlılarının güçlenmesi ve Noe Jordania'nın Batum'u terk etmesinden sonra Gürcü ordusunun büyük kısmının yeni Gürcistan hükûmetinin yanında yer alması üzerine Türk güçleri ile GeneralGiorgi Mazniaşvili komutasındaki Gürcü ordusuyla çatışmalar yaşanmış ve Türk güçleri şiddetli çatışmalardan sonra önemli noktaları ele geçirmişti. 18 Martta Kızıl Ordu birliklerinin şehre girmesiyle Kızıl Ordu Komutanı Orkonikidze ve İhtilaci Komite Başkanı Kavtaradze ile yapılan görüşmelerden sonuç çıkmamasıyla Türk-Gürcü çatışmaları devam etti. 20 Martta Kazım Karabekir Paşa'nın Moskova Antlaşması uyarınca geri çekilme emri üzerine Türk güçleri 21 Martta Batum şehrini terk etti.[2] Türkler'e karşı savaşta ölenler Batum’da “Aziziye Meydanı'nda” şimdiki adıylaÖzgürlük Meydanı’nda defnedildiler.
Batum tarihindeki acı sayfalardan biri de 1924 yılında Sovyet yönetimine karşıGürcistan’ın çeşitli bölgelerinde başlayanayaklanma sırasında gelişen olaylardır. Batum’daSovyet karşıtı çıkışlara katılan millî bağımsızlık hareketi üyelerine herhangi bir ön araştırma olmadan saldırıldı. 31 Ağustos 1924’de Sovyet karşıtları kurşuna dizildi. Öldürülenler arasında Batum İstihkâm Birliği Komutanı olan General Giorgi Purtselidze de vardı.Gürcistan’ın Sovyetleşmesi sonrasındaAcara bölgesinedini gerekçe ileözerklik statüsü verildi. Batumlular 1941-1945 yılları arasındakiİkinci Dünya Savaşı’na çeşitli cephelerde aktif olarak katıldı. Batum’dan savaşa çağrılan 12.258 askerden 4.728 kişi evine dönemedi. 1960-1980 yılları arasındaki şehir hayatı, Sovyet yaşamının ve onun karakteristik değerlerinin tipik örneğini teşkil ediyordu.[3]
Yakındaki bir yamaçtan görüldüğü şekliyle Batum sahiliBatum’un gece manzarası
Batum’da subtropikal iklim egemendir. Kentte ve çevrisinde subtropikal bitkiler yetişir. Parklar, çay plantasyonları ve turunçgiller önemli yer tutar.
Batum’da ortalama sıcaklık 14 °C’dir. En soğuk ay olan Ocak ortalaması 6 °C olarak ölçülür. En sıcak aylar olan Temmuz ve Ağustos ortalaması ise 22 °C olarak gerçekleşir. Batum’da en düşük sıcaklık olarak -7 °C ve en yüksek sıcaklık olarak da 40 °C kaydedilmiştir.
Türkiye'de yaptığı havalimanlarıyla tanınanTAV'ın yeniden inşa ettiği uluslararasıBatum Havalimanı 2007 yılında açıldı. Batum, Mahincauri istasyonundan başlayan demiryoluyla daTiflis'e bağlanmaktadır.Sarp Sınır Kapısı'ndan Gürcistan'a açılan karayolu Batum kentinden geçmektedir.THY, 2008 yılından itibaren İstanbul-Batum uçuşlarını başlatmıştır. Türkiye vatandaşları pasaport ve vize aranmaksızın Batum Havaalanı'na inerekHopa ilçesine gelebilmektedirler. AyrıcaTrabzon'dan her gün Batum'a karayoluyla otobüs seferleri düzenlemektedir.
1877-78 Osmanlı-Rus Harbi öncesinde şehirde önemli birMüslüman nüfus bulunmaktaydı. 1878 yılı Trabzon Vilayet Salnamesi'ne göre Batum'da 4.028 erkek nüfus bulunmaktaydı. Batum,Berlin Antlaşması (1878) uyarınca serbest liman statüsüyle Ruslara bırakılmış ve şehirdeki Müslümanların büyük bölümü de Osmanlı topraklarına göç etmeye başlamıştır. Müslüman göçlerinden sonra 1882 yılında Batum nüfusu 6.931'i erkek, 1.740'ı kadın olmak üzere 8.671 kişi olarak görülmektedir. Bu tarihte nüfusun 1.282 kişisi Müslüman, 179'u Yahudi iken geri kalanı da Hristiyanlardan oluşmaktaydı.[10]
Batum-Tiflis-Bakü demiryolunun 1883 yılında inşası ve ticaretinde artmasıyla bu sefer dışarıdan şehre yoğun göç yaşanmaya başlamıştır.[11] Batum'da 1886 yılında 10.838'i erkek, 3.965'i kadın olmak üzere 14.803 kişi yaşamaktaydı. Nüfus ağırlıklı olarak Hristiyanlardan oluşurken şehirde 3.291 Müslüman ve 933 Yahudi'de yaşamaktaydı. Bu tarihteki nüfus verilerine göreErmeniler %23,4 oranla en kalabalık etnik topluluğu oluşturmaktaydı. 19. yüzyılın sonlarına doğru Çarlık Rusyası idaresine geçmiş olan Batum'a Osmanlı topraklarından Kafkasya'ya göç eden Ermenilerin yerleştirildikleri görülmekte olup[12] ileriki yıllarda da Osmanlı topraklarından şehre Ermeni göçü artarak devam etmiştir. Bu tarihte ikinci büyük etnik topluluğu ise %20,1 oranla, çoğunluğu arazi kısıtlığı, yaşam koşullarının yetersizliği ve iş bulma gibi nedenlerle Osmanlı topraklarından göç edenRumlar oluşturmaktaydı. SayımdaMegreller Gürcülerden ayrı gösterilirken,Lazlar da Megreller adı altında kayıtlara geçmiştir. Gürcü, Megrel ve Lazların toplam nüfustaki oranı %17 civarında olup üçüncü kalabalık etnik topluluğu oluşturmaktaydılar. Daha sonra sırasıyla Ruslar, Türkler, Yahudiler, Abhazlar ile %9,9 oranında da etnik olarak tanımlanmamış nüfus bulunmaktaydı.
Şehre başta Ermeni ve Rus toplulukları olmak üzere dışarıdan yerleşimin artarak devam etmesiyle 1897 nüfus iki katına çıkmıştır. 1897'de şehirdeki işçi sayısı 11.249 olarak görülmektedir.[13] Sayıma göre şehirdeki kadın nüfusu 8.069 iken işçi sayısındaki artışa bağlı olarak erkek nüfusu 20.439'dur. Ermeniler bu sayımda da %24 oranla en kalabalık etnik topluluk olurken, Ruslar ikinci kalabalık topluluk olarak görülmektedir. Bu tarihte bir önceki sayıma göre Megrel olarak tanımlanan halk sayısında azalma görülürken Gürcü olarak tanımlanan halkın nüfusunda önemli bir artış yaşanmıştır. Bu tarihteRum nüfusunun bir önceki sayıma göre biraz azaldığı, Türk olarak kaydedilen nüfusunda ise bir miktar artış yaşandığı görülmektedir. Yahudi nüfus hemen hemen aynı kalırken o dönemde Küçük Ruslar denilen Ukraynalıların da gelişen ticaretin etkisiyle çalışmak için şehre yerleştikleri görülmektedir.
1900 yılına gelindiğinde Bakü-Batum petrol boru hattının inşasıyla limanının önemi daha da artmış, buna bağlı olarak da şehrin nüfusundaki artışta devam etmiştir. 1926 yılına gelindiğinde 50.000'e yaklaşan şehir nüfusunun hakim etnik unsuru %36'7 oranla Gürcülerden oluşmaya başlamıştır (Megreller, Lazlar gibi ilişkili halklar dahil). Ermeniler nüfuslarında artış olmakla birlikte ikinci, Ruslarda üçüncü sıradaki etnik halkları oluşturmaktaydılar. Bir önceki sayıma göre Rum ve Yahudi nüfusunda ise bir miktar artış görülmektedir.Moskova Antlaşması uyarınca Mart 1921'de Türk askerinin çekilmesiyle şehirdeki Türk nüfusu da buradan ayrılmaya başlamıştır.[11] 1926 yılındaki sayımda şehirdeki Türk nüfusu %1'in altına düşmüş olup ileriki yıllardaki sayımlarda Türk nüfus görülmemektedir. Bu sayımda Ukraynalı, Alman, Kürt gibi halklarda şehirde yaşayanlar arasında görülmektedir.
1959 sayımında şehirdeki Gürcülerin oranı toplam nüfusun yarısına ulaşırken, Ruslar %25 oran ile ikinci, Ermeniler ise üçüncü etnik sınıfı oluşturmaktaydılar. Rumlar ise göçler nedeniyle genel nüfusun %2'sini oluşturmaktaydılar. Şehirdeki Yahudiler bir önceki sayıma göre nüfus olarak azalmakla birlikte varlıklarını sürdürmekteydiler. Ukraynalılar da %4'e yaklaşan oranla önemli bir azınlığı oluşturmaktaydılar.
Kente ülkenin üç uluslararası havalimanından birisi olanBatum Havalimanı hizmet vermektedir. BatumVelo adlı birbisiklet paylaşım sistemi, akıllı kartla sokakta bisiklet kiralamanıza olanak sağlamaktadır.
Batum limanı, Çin'in önerdiği Avrasya Kara Köprüsü'nün ("Yeni İpek Yolu" nun bir parçası) güzergahlarından birinde, Azerbaycan ve Hazar Denizi üzerinden Çin'e bir doğu lojistik bağlantısı ve feribotla Ukrayna ve Avrupa'ya bir batı lojistik bağlantısı sağlayacak.[20]
^abSarı, Mustafa (2017)."Batum'da Son Türk İdaresi (1921)".VAKANÜVİS- Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, Kafkasya Özel Sayısı,2. DergiPark. ss. 475-506. 9 Mayıs 2020 tarihinde kaynağındanarşivlendi(PDF)26 Aralık 2020.
^Turan, Resul (2023). "Çarlık İdaresinde Batum, Acara, Artvin 1878-1914,". Türk Tarih Kurumu. s. 230.231.|erişim-tarihi= kullanmak için|url= gerekiyor (yardım)
^abBostan, İdris (1992)."Batum".Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Cilt 5. Türkiye Diyanet Vakfı. ss. 210-211. 18 Ekim 2019 tarihindekaynağından arşivlendi25 Haziran 2020.
Kalın yazılı belediyeler şehir statüsüne sahiptir. 1 Tamamende factoAbhazya Cumhuriyeti'nin kontrolündedir.2 Tamamen veya kısmen de factoGüney Osetya'nın kontrolündedir.