Aristoteles büstü. Mermer, MÖ 330'da Lysippos tarafından yapılmış Yunan bronz orijinalinin Roma kopyası ; alçıdan yapılmış manto modern bir ektir.
Aristotelesçilik,Platonculuğa paralel olarak, aynı zaman dönemleri içinde gelişen bir felsefi eğilimdir. Yeni bir dünya görüşü arayışı içinderönesans felsefesininPlaton'a veAristoteles'e yönelmesi şaşırtıcı değildir. Her ikisi de klasik çağın en güçlü düşünürleriydi ve yapıtları bir anlamda ilk felsefeyi kurmaya yönelikti.
Aristoteles'inorta çağ felsefesinde de çok önemli bir rolü vardır; Aristotelesçiliğin bir biçimi bu tarihsel dönemde şekillenir. Bu dönemde, özellikle deSkolastik felsefe içinde temel dayanak noktası Aristoteles felsefesidir. Hristiyan dogmaların felsefe ile temellendirilmesini hedefleyen bu dönem felsefeleri, önemli bir kaynak olarak Aristoteles'i bulmuşlardır. Bundan kaynaklı olarak Aristoteles denildiğinde aynı zamanda akla Skolastik felsefe gelir. Rönesans felsefesi skolastikle savaşın içinde geliştiğinden dolayı, başlangıçta Aristoteles'e tepkili bir tavır geliştirir; ancak bu dönem felsefesi genel olarak antik çağ düşüncesini yeniden değerlendirmeye yöneldiğinden, Aristoteles'e tümden yadsınmaz.
Rönesans felsefesinin Aristoteles'le ilgisi, temel yönelimi olan hümanizm ile bağlantılıdır.Hümanizm öncelikli olarak antik çağ felsefesine ait metinlerin orijinal olarak konulmasını ve öyle değerlendirilmesini hedefler. Orta Çağ felsefesinin bu bakımdan Aristoteles'e kattıkları böylece ayıklanmaya çalışılmıştır. Rönesans felsefesinde Aristotelesçilik, Orta Çağ'ın ve Skolastik felsefenin Aristoteles üzerine eklemelerin ayıklanması biçiminde meydana gelmiştir diyebiliriz.Theodoros Gaza (1400'lü yıllar), Aristotelesçiliğin başaltılarından olan bir Bizanslı bilgindir.
Aristotelesçiliğin belirli bir akademisi olmamıştır, bu bakımdan Platonizmden daha farklı yönelimleri söz konusudur. Hümanistlerin yanı sıra İbni Rüştçüler (Avveroistler) ve Alexandristler olarak adlandırılan akımlar anılmaya değerdir. Birincilerİbni Rüşt'ün Orta Çağ'da Platon etkisinde işe karıştığı Aristo yorumunu temel alıyorlardı. İkincilerse, antik çağ sonlarında en büyük Aristoteles yorumcusu kabul edilen Aphrodisiaslı Alexandros'a dayanıyorlardı. Bu son iki eğilim Aristoteles doğrudan kaynaklardan değil yorumcularından hareketle değerlendiriyorlardı. Rönesans döneminde bu aristotelesçi yönelimler arasında çelişki ve çatışmalar meydana gelir.
Aristotelesçiliğin merkezi14. yüzyıldan itibarenİbn Rüşdcülüğün etkili olduğuPadova'dır. Bütün Aristotelesçi kadroların burada toplanması söz konusudur. Bu dönem en büyük filozofPietro Pomponazzi'dir (1462-1524). Birçok üniversitede görev yapan Pomponazzie, Aristotelesçiliğin merkezi tartışması olanruhum ölümsüzlüğü konusunda doğalcı-materyalist bir düşüncenin savunusunu geliştirmiştir. "Çifte doğruluk" düşüncesiyle akli olan ile tanrısal olanı ayırmaya çalışmış buna rağmen kilise tarafından aforoz edilmekten kurtulamamıştır. Rönesans felsefesindeki Aristotelesçiliğin orta cağ'dan farkı, din dışı bir yönelimle Aristo felsefesini değerlendirmesidir.