Abdülmecid Han'ın 1840'lı yıllara ait bir çizimi.Alman ressam K. Cretius tarafından 1846 yılında çizilen portresi.
Batı kültürüyle yetiştirilmiştir. İyiFransızca konuşur ve batı müziğini severdi. BabasıII. Mahmud gibi yenilik yanlısıydı. Babasının ölümü üzerine tahta çıktı. Abdülmecid'in tahta çıkışı sevinç uyandırmıştı. Talihi,Mustafa Reşit,Mehmet Emin Ali Paşa,Fuat Paşa gibi devlet adamlarına rastlamasıydı. Saltanatı sırasında en çok tutucuların muhalefetiyle karşılaştı. 1840'lı yıllarda İrlanda'da ortaya çıkan ve milyonu aşkın insanın ölümüyle sonuçlanan kıtlık esnasında, İrlandalı bir doktor ziyaretçisinin kendi ailesini de bu kıtlığa kurban verdiğini söylemesi üzerine gemiyle bu ülkeye gıda yardımı yapılmasını sağlamıştır. Bu davranış hâlen İrlanda halkı tarafından takdir edilmektedir.[3]
1 Temmuz'da (1839) tahta çıktığında;Mısır sorunuNizip yenilgisiyle (24 Haziran 1839) çıkmaza girmiş durumdaydı. Babasının cenaze töreni sırasında başvekilMehmet Emin Rauf Paşa'dan padişahın mührünü zorla alan, Meclisi Valayı Ahkâmı Adliye ReisiKoca Mehmet Hüsrev Paşa, kendisinisadrazam ilan ettirdi (2 Temmuz 1839).[4]
HenüzNizip bozgunundan haberi olmayan padişah, sorunu çözmek için orduya ve donanmaya harekâtı durdurmaları için emir gönderdi.Mısır valisiKavalalı Mehmet Ali Paşa'yı bağışladığını ve anlaşmak istediğini bildirmek üzere Köse Akif Efendi'yi Mısır'a yolladı. Bu arada düşman saydığıHüsrev Paşa'nın sadarete gelmesinden korkanKaptan-ı DeryaAhmet Fevzi Paşa, donanmayı Mısır'a götürüp,Mehmet Ali Paşa'ya teslim etti (3 Temmuz 1839). Nizip yenilgisinin haberiİstanbul'a ulaştı.Birleşik Krallık,Fransa,Rusya,Avusturya vePrusya, verdikleri ortak bir notaylaMısır sorununun kendilerine danışılmadan çözülmemesini istediler (27 Temmuz 1839).[5] Bu nota kabul edildi. BöyleceOsmanlı Devleti,Avrupa devletlerinin bir tür güdümü altına girmiş oldu.
Abdülmecid'inAbdullah Biraderler tarafından 1858-1861 arasında çekilmiş bir fotoğrafı.
Londra veParis'te, Osmanlı devletindeki ıslahat hazırlıkları konusunda görüşmelerde bulunan hariciye nazırıMustafa Reşit Paşa, bir ıslahat programının gerekliliğine padişahı inandırdı. HazırlananGülhane Hatt-ı Hümayunu (Hatt-ı Şerif ya daTanzimat Fermanı da denir)Mustafa Reşit Paşa tarafından 3 Kasım'daGülhane'de okundu.Tanzimat dönemini açan bu belgeyle, yargılamasız kimsenin cezalandırılamayacağı, mal ve mülkünün zorla alımına gidilemeyeceği ilkesi getiriliyor, devletle birey arasındaki ilişkileri düzenleyecek yasaların çıkarılacağı açıklanıyordu.
Tanzimatın öngördüğü ilkeleri uygulamak için Meclis-i Âli-i Tanzimat kuruldu (1853). Hereyaletten, yörelerinin gereksinmelerini bildirmek üzere ikişer temsilciİstanbul'da toplantıya çağrıldı. Merkezden her bölgeye gönderilen imar meclisleri çalışmaya başladı. Mâliye,Fransa'daki örgütlenme temel alınarak düzenlendi. Mâli yetkililer, idare amirlerinden alınarak defterdarlara verildi. Vergilerin saptanması vilâyet meclislerine, toplanması damuhassıl adı verilen vergi memurlarına bırakıldı. İltizam yöntemi kaldırıldı. Aşar, her yerde eşit olarak alınmaya başladı.Hristiyanlardan alınan vergilerin toplanmasındapatrikhanelerin aracılığı kabul edildi. Ticaret meclisleri kuruldu. Fransız ceza kanunu çevrilerek uygulamaya konuldu.Meclis-i Maarif-i Umumiye toplandı (1845). İlk idâdiler açıldı. 1847'deMaârif-i Umûmiye Nezâreti kuruldu. 1848'de ilk muallim mektebi, aynı yıl Harbiye'de kurmay sınıfı, 1850'de Darülmaarif adı verilen lise, 1851'de ilk bilim akademisi sayılanEncümen-i Daniş açıldı. 1846'daDarülfünun binasının temeli atıldı.[7]Askerlik yasası çıkarılarak (6 Eylül 1843) kura yöntemi benimsendi, askerlik süresi 4-5 yıl olarak sınırlandı.
Abdülmecid, Tanzimat'ın uygulanmasında karşılaşılan zorlukları yerinde görmek amacıyla yurt gezilerine çıktı. 1844'teİzmit,Mudanya,Bursa,Gelibolu,Çanakkale,Limni,Midilli,Sakız'ı ziyaret etti; 1846'daSilistre'ye kadar uzanan birRumeli gezisi yaptı. Her yıl Meclisi Vâlâyı Ahkâmı Adliye'yi bir nutukla açması, onun milletvekili düzenine yakın olduğu görüşünü destekler.
Devletin bütün kurumlarında başlatılan yenileşme çabaları, karşılaşılan tepkiler dolayısıyla istenilen sonucu vermedi. Abdülmecid zaman zaman tutucuları görevlendirmek zorunda kaldı. İmkansızlıklar nedeniyle yeniden iltizam yöntemine dönüldü. 1840'ta kâime-i mutebere adıyla ilk kâğıt para çıkarıldı. Devlet ıslahat işleriyle uğraştığı sırada Birleşik Krallık ve Fransa'nın çıkar çatışmaları ve kışkırtmalarıylaSuriye veLübnan'daDürziler ileMaruniler arasında olaylar çıktı (1845).
1848 ihtilâlleri sırasındaAvusturya'ya karşı bağımsızlık savaşı verenMacar yurtseverleri Türkiye'ye sığındı. Bab-ı Âli'nin, Avusturya ve Rusya'nın baskı ve tehditlerine karşın sığınanları geri vermemesiAvrupa'daOsmanlı Devleti'nin saygınlığını yükseltti.Eflak veBoğdan'a da yansıyan ayaklanma, İngilizlerle yapılanBaltalimanı Antlaşmasıyla (1 Mayıs 1849) geçici olarak sonuca bağlandı.
Bir süre sonra ortaya çıkan kutsal yerler sorunu, Osmanlı Devleti ile Rusya'yı savaşa sürükledi. Kudüs'teki katolikleri korumak için başvuranFransa'ya karşı,Rusya daortodoksların haklarını korumak için harekete geçti. Bab-ı Âli'ye verdiği birnota ile ortodokslara geniş haklar tanınmasını, bunların koruyuculuk hakkının da kendisine verilmesini istedi. Osmanlı hükûmeti bunu kabul etmeyince de Eflâk ve Boğdan'ı işgal etti. Bunun üzerine Abdülmecid,Rusya'ya savaş açtı (4 Ekim 1853).Osmanlı Devleti,müttefikleri Birleşik Krallık, Fransa,Piyemonte ile birlikteKırım Savaşı'nı kazandı.[8]
Yalnız,Paris'te imzalanacak barış antlaşmasından önce padişah,Tanzimat Fermanı'nı tamamlayanIslahat Fermanı'nı ilân etmek zorunda bırakıldı (18 Şubat 1856). Azınlıklara, savaştan önceRusların istediğinden daha fazla haklar veren bu belge,Paris Antlaşması'nı (30 Mart 1856)'da imzalayan Birleşik Krallık, Fransa, Rusya, Avusturya ve Piyemonte tarafından senet kabul edildi. Böylece, bir iç sorun olan ıslahat konusunda yabancılara müdahale hakkı tanınmış oldu. Buna karşılıkOsmanlı Devleti imzacı devletlerin güvencesi altında bütünlüğünü koruyor veAvrupa devletleriyle eşit haklara sahip sayılıyordu.[9]
Abdülmecid Han
Siyasi buhranları bu şekilde atlatan Abdülmecid, yeniden ıslahat işlerine döndü. 1856'da askerlik teşkilâtı yedi ordu esası üzerine kuruldu veHristiyanlar da askere alınmaya başlandı. Maarif-i Umumiye nezareti kuruldu (28 Nisan 1857).Avrupa'ya öğrenci gönderildi (1857). Mülkiye Mahreç Mektebi (1859), Telgraf Mektebi (1860) gibi bazı meslek okulları açıldı. Yeni toprak kanunu (Arazi kanunnamesi) yayınlandı (1857). Devletin gelir ve giderleri bir bütçeye bağlandı. Tersane yeniden düzenlendi.
Abdülmecid, çeşitli toplulukları eşitlik ilkesi içinde ve Osmanlılık düşüncesi çevresinde birleştirmeye çalıştı. Fakat, özellikle Gayrimüslimlerde uyanan ve batılı devletlerce desteklenenulusçuluk duyguları böyle bir birliğin kurulmasını olanaksızlaştırıyordu. 1856 Islahat Fermanı'yla Gayrimüslimlere verilen geniş ayrıcalıklar, Müslümanların tepkisine yol açtığı gibi, Gayrimüslimler de askere alınma kararına karşı çıktılar.[10] Osmanlı toplumu yeniden huzursuz bir ortama sürüklendi.Cidde'de (1857),Karadağ'da (1858) olaylar çıktı.Avrupa devletleri olayların bir Avrupa kurulunca denetlenmesini istediler.
Genç Abdülmecid, David Wilkie, 1840
Avrupa devletlerinin devletin içişlerine karışmasından hoşlanmayanlar, padişahı ve hükûmet erkânını öldürüpAbdülaziz'i tahta çıkarmak için örgütlendiler.Kuleli Vakası olarak bilinen bu örgütlenme, bir ihbar üzerine dağıtıldı (14 Eylül 1859), önderleri cezalandırıldı.[11]
Bu sırada mâli durum da çıkmaza girmişti. Savaş giderlerini karşılamak üzere ağır koşullarla alınan dış borçların hazineye büyük yükü yanında padişahın ve sarayın sorumsuz harcamaları da durumu gittikçe ağırlaştırıyordu. Devlet,Kırım Savaşı sırasında ilk kez dışarıdan borç almak zorunda kalmıştı (24 Ağustos 1854). Bunu ikinci (1855), üçüncü (1858), dördüncü (1860), borçlanmaları izledi.[12]Beyoğlu sarraflarından alınan borçlar da 80 milyon altın lirayı aştı. Bunlar için rehin verilen mücevherlerle borç senetlerinin bir bölümü yabancı tüccar ve bankerlerin eline geçti. Durumu sert biçimde eleştiren sadrazamMehmet Emin Âli Paşa azledildi (18 Ekim 1859).Birleşik Krallık,Fransa,Avusturya,Prusya ve Rusya Bab-ı Âli'ye bir nota vererek, Islahat Fermanı'nda söz konusu edilen ıslahatların gerçekleştirilmesini istediler (Ekim 1859). Bunların sağlanması için ayrı ayrı müdahalede bulunacaklarını da belirttiler.
NitekimRusya ilk adımı atarak,Bosna-Hersek veBulgaristan'dakiHristiyanların durumunu uluslararası bir kurulun incelemesini istedi. Bu sorun çözülmeden,Lübnan olayları yeniden alevlendi (1860). ArdındanŞam olayı patlak verdi.Hollanda veAmerikan konsolosları bu karışıklıklar sırasında öldürüldü (1860). Hariciye nazırı Fuat Paşa, olağanüstü yetkili olarak Lübnan'a yollandı. Fransa,Beyrut'a asker çıkardı. 9 Haziran 1868'deLübnan ayrıcalıklı sancak durumuna getirildi.[13]
^Ahmet Cevdet Paşa (Sadeleştiren: Yusuf Halaçoğlu) (2010)Sultan Abdülhamid'e Arzlar (Ma'rûzât), İstanbul:Babiali Kültür Yayıncılığı,ISBN 978-9944-118-95-8, s.45